Arabada, otobüste, uçakta ya da feribotta yolculuk yapmak çok keyifli olabildiği gibi eziyet haline de dönüşebilir. Seyahatiniz sırasında sessizlikten huzur bulabileceğiniz gibi sevdiğiniz şarkıları dinleyerek neşelenebilir, keyif alabilir ya da enerji dolabilirsiniz. En iyi 10 Yabancı Yol Şarkısı listemiz; gezilerimiz sırasında dinlemekten keyif aldığımız, özenle seçtiğimiz ve kısa bir araştırma ile de popülaritelerini onayladığımız parçalardan oluşuyor. Tabi ki müzik kişiden kişiye değişen bir zevk ve bu listede bulunan parçaların hiç biri size hitap etmeyebilir. Yine de denemek isteyebilirsiniz ya da kendinizden bişeyler bulabilirsiniz diye düşünerek listemizi sizlere sunuyoruz.
En İyi 10 Yabancı Yol Şarkısı
Sweet Home Alabama – Lynyrd Skynyrd
The Way – Fastball
Mustang Sally – Wilson Pickett
Jack and Diane – John Mellencamp
All About the Bass – Meghan Trainor
Another One Bites the Dust – Queen
Lose Yourself – Eminem
Tainted Love – Soft Cell
Bills – Lunchmoney Lewis
Menea Tu Chapa – Wilo D New
Yine Düştük Yollara – Bulutsuzluk Özlemi
(BONUS)
Yabancı listemize bonus olarak türkçe bir parça eklemek istedik. Bulutsuz Özlemi‘nin 1998 de çıkartmış olduğu Yol albümünden olan ”Yine Düştük Yollara” isimli bu şarkısı bizim yola çıkış şarkımızdır. Yıllardır her seyahatimize kesinlikle bu şarkı ile başladık ve bir marş gibi söyledik. Umarım bu harika parça aynı keyfi size de verir.
Yine düşüyoruz yollara. Bu kez rotamız, sempatik evleri, şehre adını da veren safranı, enfes sokakları ve lezzetli lokumlarıyla Safranbolu. Ancak, kendimizi sadece Safranbolu’yla sınırlandırmayıp, gezimize doğayı da dahil ediyoruz.
Ve huzurlarınızda;
Büyük Safranbolu turu…
Güzel bir sonbahar günü. Hava, gezmek için oldukça ideal serinlikte. Kısa bir kahvaltı molasının ardından, yaklaşık 2,5 saatlik bir yolculuktan sonra, ilk durağımız, Bulak Mencilis Mağarası‘na varıyoruz. Telefonumuzun haritasına güvenerek ne kadar hata ettiğimizi anlıyoruz. Yolu, köyün içindeki amcalara soruyoruz ve pek tabii ki elimizle koymuş gibi buluyoruz. Şehre girdiğinizde, tabelalandırmanın çok iyi olduğunu görecek, telefonları bir kenara bırakıp eşsiz Karadeniz ormanlarını seyretmenin ne kadar iyi geldiğini hissedeceksiniz.
Bulak Mencilis Mağarası, şehirden yaklaşık 10 km uzaklıkta. Arabayı girişteki ücretsiz otoparka bırakıyoruz. Bizi çok dik ve yorucu merdivenlerin beklediğini bilmeden heyecanla jetonlarımızı alıyoruz.
NOT: Bulak Mencilis Mağarası giriş ücreti; öğrenci 3-TL, tam 4-TL.
Kısa fotoğraf molaları vererek, sanki doğanın tadını çıkarıyormuş gibi yaparak, dinlene dinlene mağaraya çıkıyoruz. Sonunda ise tek bir şeyde hemfikir oluyoruz: “İyi ki pes etmemişiz de gelmişiz.” Mağaranın içi oldukça iyi aydınlatılmış ve rahat gezilebilmesi için tahta yollar döşenerek, oklarla giriş-çıkışlar gösterilmiş. Mağaranın özelliği ise, içinde sarkıtlar ve dikitler barındırması ve bunların sizi sanki bir sanat eseriymişcesine selamlaması. Rahat ayakkabı ve kıyafetlerinizi giyin, uzun bir merdiven yolculuğuna kendinizi hazırlayın ve mutlaka ama mutlaka Safranbolu gezinize burayı dahil edin.
Bulak Mencilis Mağarası
Bulak Mencilis Mağarası’ndan sonra rotamızı Cam Teras‘a ve Tokatlı Kanyonu‘na çeviriyoruz. Mağaradan çıktıktan sonra, yine tabelaları takip ederek buraya kolayca ulaşabilirsiniz.
Cam Teras
İlk olarak, arabayı, girişteki otoparka parkediyoruz ve buradan yürüyerek Cam Teras’a geçiyoruz. Cam Teras, Tokatlı Kanyonu’na tepeden bakabildiğiniz ve enfes fotoğraflar çekebileceğiniz bir yer. Kanyona doğru bir çıkıntı olacak şekilde tasarlanmış bu terastan yükseklik korkunuz varsa pek keyif alabileceğinizi söyleyemem. 🙂 Her ne kadar çizik içinde ve kirli olsa da kanyonun tepesinde boşlukta duruyor hissi, bu tür korkuları olanlar için pek iç açıcı olmasa gerek. 🙂
Tokatlı Kanyonu, Safranbolu
Cam Teras’dan düz devam ettiğimizde, bizi Safranbolu’ya su taşımak için yapılmış Tarihi Su Kemeri karşılıyor. Bu sırada kanyonun girişine de geldiğimizi farkedip, yine jetonlu turnikelerden geçerek kanyonun içine doğru inişe geçiyoruz. Kanyona iniş, yine bol merdivenli bir yolculuktan sonra oluyor. Her attığımız adımdan sonra “bu inişin bir de çıkışı var.” diyerek endişeleniyoruz ve dönüşte de endişelerimizde ne kadar haklı olduğumuzu görüyoruz. 🙂
NOT: Otopark 3-TL, Cam Teras’a giriş 3-TL, Tokatlı Kanyonu’na giriş 2,5-TL.
Tarihi Su Kemeri, Safranbolu
Çevresini gezdikten ve doğaya doyduktan sonra sıra, Safranbolu şehir merkezine geliyor. Safranbolu, UNESCO tarafından koruma altına alınmış, oldukça karakteristik ve sempatik bir köy. Bir örnek restore edilmiş evleri, daracık sokakları ve güleryüzlü esnafıyla haftasonunu değerlendirmek için oldukça keyifli bir adres. Tavsiyem, Safranbolu sokakları oldukça dar olduğundan, şehrin hemen girişinde bulunan otoparka aracınızı bırakmanız. Gezilecek yerlerin tümü yürüme mesafesinde, dolayısıyla arabayı yük etmeye hiç mi hiç gerek yok.
Safranbolu Çarşısı
Hafif hafif açlık bastırmaya başlarken, akşam daha doyurucu bir yemek yeme planı yaptığımızdan bir şeyler atıştırmaya karar veriyoruz. Hemen çarşının girişinde bulunan Tarihi Simitçi’de meşhur Safranbolu Simidi ile Bağlar Gazozu‘nu bu vesileyle deneme fırsatı buluyoruz. Üzerinde susam bulunmayan alışılmışın dışında simidi ve Safranbolu dışında başka hiçbir yerde bulamayacağınız (bir tek Esenboğa Havalimanı’nda bir kafede denk geldim.) Bağlar Gazozu oldukça uyumlu ve lezzetli bir ikili. Denemeniz şiddetle tavsiye edilir.
Safranbolu Simidi ve Bağlar Gazozu
Açlığımızı bastırdıktan sonra kendimizi sokaklara vuruyoruz, dükkanları geziyoruz, bolca fotoğraf molası veriyoruz. Gezimiz esnasında ilk durak, avlusunda güneş saati bulunan Köprülü Mehmet Paşa Cami. Sonrasında ise istikamet tüm Safranbolu’yu yukarıdan gören Hıdırlık Tepesi. Günbatımına yakın onlarca fotoğraf çekip, şehrin içine doğru yürümeye devam ediyoruz.
Hıdırlık Tepesi, Safranbolu
Sonraki durağımız Safranbolu’nun alamet-i farikalarından Arasta Çarşısı. Bir çok zanaatkarın dükkanının bulunduğu çarşı, “U” şeklinde tasarlanmış ve taş sokaklarının üstünü asma yaprakları kaplamış. Yorgunluk kahvemizi, buraya özgü közde yapılan ve bakır cezvelerin kullanıldığı Arasta Kahvesi’nde içiyoruz. Türk kahvesine demirhindi şerbeti ve içine bir çay kaşığı damla sakızı konmuş su eşlik ediyor. Demirhindi şerbeti, Safranbolu’da yaşayan Osmanlı halkını; damla sakızlı su ise yine burada yaşayan Rum halkını simgeliyor. Geçmişe ve huzurlu günlere selam yollayarak, gezimize devam ediyoruz.
Arasta Çarşısı, SafranboluArasta Kahvesi, SafranboluTürk Kahvesi közde ve bakır cezvelerde yapılıyor. (Arasta Kahvesi, Safranbolu)Türk kahvesi, demirhindi şerbeti ve damla sakızlı suyla servis ediliyor. (Arasta Kahvesi, Safranbolu)
NOT: Otopark 5-TL, simit-gazoz 2,75-TL ve Arasta Kahvesi’nde Türk kahvesi 7,5-TL.
Artık havanın da yavaşça kararmaya başlamasıyla, karnımızı iyice doyurup, vakitlice dönüş yoluna geçmeye karar veriyoruz. Arıyoruz, tarıyoruz, en iyi yöresel yemek yapan yerlerden biri olduğunu öğrendiğimiz Atiş Cafe‘ye oturuyoruz. Safranbolu’ya özgü, içi peynirli, mantıya benzeyen peruhi söylüyoruz, ortaya da etli yaprak sarma. Yanında da içer içmez favori gazozlarımızdan olan Bağlar Gazozu. Adet yerini bulsun diye İmren’den lokumumuzu aldıktan sonra Ankara’ya dönüş yoluna geçiyoruz. Dönüş yolunda da pek tabii ki, bir sonraki gezimizi nereye yapacağımızın planlarını yapıyoruz. 😉
Peruhi ve Bağlar Gazozu, Safranbolu
Safranbolu, konum itibariyle ve büyükşehirlere yakınlığıyla haftasonu kaçamakları için oldukça keyifli bir alternatif. Serin ama güneşli bir haftasonu rahat ayakkabılarınız giyin ve mutlaka ama mutlaka Safranbolu’yu ziyaret edin.
Ankara, her ne kadar başkent olsa da İstanbul kadar hareketli bir havalimanına sahip değil. Ancak, pek tabii ki, bu her uçuşun İstanbul aktarmalı olacağı anlamına gelmiyor. Daha önce “Ankara’dan Direkt Uçuşla 11 Avrupa Şehri” yazımızda, Ankara’dan Avrupa’da aktarmasız uçabileceğiniz şehirleri listelemiştik. Şimdi sıra, Ankara’dan Direkt Uçuşla 10 Asya Şehri‘ni listelemekte. Bu yazımızda da size fikir vermesi için elbette konaklama tavsiyelerimiz olacak. Gelin, listeye hep birlikte kısaca göz atalım.
Ankara’dan Direkt Uçuşla 10 Asya Şehri
Moskova (Rusya)
Moskova
Ünlü Kızıl Meydan’ın, renkli kubbeleriyle Aziz Vasil Katedrali’nin, Kremlin Sarayı’nın ve Bolşoy Tiyatrosu’nun bulunduğu Moskova, Ankara’dan direkt uçuşla yaklaşık 3 saatlik mesafede. Seyahatinizi Haziran ayına denk getirirseniz, meşhur beyaz geceleri deneyimleme şansı da bulabilirsiniz.
Amman, Ankara’dan direkt uçuşla yaklaşık 2,5 saatlik mesafede. Dağ yüzeyinden bir şaheser olarak ortaya çıkan Petra ise Ürdün seyahati için tek başına yeterli bir neden.
Hem kültürel hem dil olarak oldukça yakın olduğumuz Bakü, Ankara’dan direkt uçuşla yaklaşık 2,5 saatlik mesafede. Şirvanşahlar Sarayı, Kız Kulesi ve Bakü Modern Sanat Müzesi ise Bakü gezinizde mutlaka görülmesi gereken yerlerden.
Katar’ın başkenti Doha, özellikle uzun mesafe Asya seyahatlerinde aktarma havalimanı olarak kullanılmakta. Yerel havayolu firması Qatar Airways’in 3,5 saatlik uçuşu sonrasında ulaşabileceğiniz Doha’da, İslam Eserleri Müzesi’ni gezebilir, Souq Waqif’da alışveriş yapabilirsiniz.
Ankara’dan yaklaşık 3 saatlik bir yolculukla ulaşabileceğiniz Aşkabat’da, Ruhyet Palace’ı, Türkmenbaşı Sarayı’nı ve Türkmen Ulusal Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.
Havayolu firması: Turkmenistan Airlines
Tahran (İran)
Tahran
Hazar Denizi’nin kıyısında bulunan Tahran’a, Ankara’dan aktarmasız 2,5 saatlik bir yolculuk sonunda varmak mümkün. Oldukça farklı ve köklü bir kültüre sahip Tahran’da, Gülistan Sarayı’nı, Sadabat Sarayı’nı ve İran Ulusal Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.
Havayolu firması: Mahan Airlines
Cidde (Suudi Arabistan)
Cidde
Cidde, Mekke’nin yakınında, başkent Riyad’dan sonra Suudi Arabistan’ın 2. büyük ve liman kentidir. Ankara’dan yaklaşık 3,5 saatlik direkt uçuşla gidebileceğiniz Cidde’de, Kral Fahd Çeşmesi’ni, Nasseef House’u ve Al-Balad’ı ziyaret edebilirsiniz.
Havayolu firmaları: Türk Hava Yolları ve Saudia Airlines
Aktarma, özellikle İstanbul gibi yoğun hava alanlarından yapılıyorsa son derece stresli. Hele bir de bayram, tatil vs. gibi özel günlerde uçuşunuzu gerçekleştirecekseniz, pasaport kuyruğu, iç hatlardan dış hatlara geçmek derken, uçağa yetişmek dahi oldukça zor olabiliyor. O nedenle, sizin için aktarmayla, pasaport kuyruğuyla uğraşmadan, Ankara’dan Direkt Uçuşla 11 Avrupa Şehri yazımızda gidilebilecek yerleri listeledik. Konaklama için ise hem deneyimlerimize hem de otel puanlarına göre fiyat ve konfor açısından en uygun olduğunu düşündüğümüz yerleri sizler için seçtik.
Ankara’dan Direkt Uçuşla 11 Avrupa Şehri
Köln (Almanya)
Köln
Almanya’nın en büyük şehirlerinden Köln, ziyaretçilerine gezilecek, görülecek bir çok yer vaadediyor. Köln Katedrali, Heinzelmaennchenbrunnen gibi bünyesinde bir çok keyifli yer barındıran Köln, Ankara’dan direkt uçuşla yaklaşık 3,5 saat.
Havayolu firmaları: Lufthansa, Borajet, Pegasus, Sun Express
Almanya’nın başkenti Berlin, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor. Başta Bradenburger Tor olmak üzere, Berlin Duvarı, Checkpoint Charlie ve Tiergarten’ı gezerek Berlin’de keyifli vakit geçirebilirsiniz. Ayrıca merakınız varsa, Sachsenhausen Toplama Kampı da şehre trenle 1 saatlik uzaklıkta. Berlin, Ankara’dan direkt uçuşla yaklaşık 3 saat mesafede.
Almanya’nın batısında yer alan Dortmud, keyifli parkları ve sokaklarıyla ziyaretçilerini bekliyor. Dortmund, Ankara’dan direkt uçuşla yaklaşık 3,5 saatlik mesafede.
Almanya’nın en batısında, Hollanda sınırında yer alan Düsseldorf, Ankara’dan direkt uçuşla gidilebilecek bir diğer alternatif. Ankara’dan yaklaşık 3,5 saatlik direkt uçuşla ulaşabileceğiniz Düsseldorf’da başlıca gezilecek yerler ise, Koningsalle, Marktplatz ve Rathaus.
Havayolu firmaları: Lufthansa, Pegasus, Sun Express
Bavyera’nın başkenti Münih, Almanya’nın en keyifli şehirlerinden. Englischer Garten, Rathaus, BMW Müzesi, Olympia Park ve trenle rahatlıkla ulaşabileceğiniz Dachau Toplama Kampı şehirde başlıca gezilebilecek yerlerden. Ayrıca, Münih, dünyaca ünlü Oktoberfest’in merkezi ve en heyecanla kutlandığı yer. Ankara’dan yaklaşık 2,5 saatlik aktarmasız uçuşla, bu kentin keyfini çıkarabilirsiniz.
Almanya’nın güneybatısında, Fransa sınırına yakın yerde bulunan Stuttgart, özellikle otomobil severler için cennet. Stuttgart gezinizde Mercedes Müzesi’ni, Porsche Müzesi’ni, Köeningstrasse’yi ve Sepulchral Chapel’i ziyaret edebilirsiniz. Ankara’dan Stuttgart’a yaklaşık 3 saat 15 dk.lık direkt uçuşla gidebilirsiniz.
Başta Römer, Frankfurt Katedrali ve Goethe House olmak üzere, içinde gezilecek, görülecek bir çok yer barındıran Frankfurt’a, Ankara’dan direkt uçuşla yaklaşık 3,5 saatte varmak mümkün.
Hamburg, Wolfsburg ve Bremen’e oldukça yakın bir konumda bulunan Hannover, Almanya’nın kuzeyinde yer almakta. İçinde Herrenhausen Gardens, Maschsee ve Marktkirsche gibi gezilecek, görülecek yerler barındıran Hannover’e, Ankara’dan direkt uçuşla yaklaşık 3,5 saatlik bir yolculuğun ardından ulaşabilirsiniz.
Ukrayna Havayolları’nın ve Pegasus’un Ankara’dan yeni başlayan direkt seferleriyle, Ukrayna’nın başkenti Kiev’e yaklaşık 2 saatlik bir yolculuk sonunda ulaşabilirsiniz. Özellikle merakınız varsa, Kiev’e gitmişken günübirlik turlara katılarak, Çernobil Nükleer Santrali’nin bulunduğu, terk edilmiş şehirlerden Pripyat’ı da gezinize dahil edebilirsiniz. Onun dışında Kiev’de, Kiev Pechersk Lavra, Maidan Nezalezhnosti ve Aziz Sofya Katedrali’ni ziyaret edebilirsiniz.
Havayolu firmaları: Ukraine International Airlines, Pegasus
Saraylarıyla ünlü Viyana, Avusturya’nın başkenti. Viyana gezinizde, Schönbrunn Sarayı’nı, Belvedere Sarayı’nı, Hofburg İmparatorluk Sarayı’nı, Opera Binası’nı, Sanat Tarihi Müzesi’ni ve Karlskirche’yi gezebilir, sokaklarında keyifli vakit geçirebilir, Viyana’nın ünlü şinitzeli ile sachertortesini tadabilirsiniz. Viyana, Ankara’dan direkt uçuşla yaklaşık 2,5 saatlik mesafede.
KKTC, Ankara’dan 45 dk.lık-1 saatlik bir uçuşla rahatlıkla ulaşabileceğiniz, denizinin tadını çıkarabileceğiniz fakat aynı zamanda tarihi yerlerini ziyaret edebileceğiniz bir ada. Lefkoşa’da Barbarlık Müzesi’ni, Girne’de St. Hillerion’u, Pella Pais Manastırı’nı, Mavi Köşk’ü, Gazi Mağusa’da Lala Mustafa Paşa Cami’ni, Kapalı Maraş’ı ziyaret edebilirsiniz.
Kış soğuklarında romantik ve dinlendirici bir otelde haftasonunuzu geçirmek isteyebilirsiniz. Türkiye’de Kışın Gidilecek 10 Romantik Otel yazımızda sizler için bu otelleri inceledik. Genel olarak fotoğraflardaki odaların fiyatlarını araştırıp, sizler için derledik, fakat odanın müsait olmaması, restore edilmiş olması gibi durumlara karşı dikkatli olmakta fayda var. Otellerin linklerine tıklayarak rezervasyon sayfasına hızlıca ulaşabilirsiniz.
Kendi halinde, son derece keyifli bir ada, Sakız Adası. Yunan teyzeleri, amcaları motorlarına, bisikletlerine atlamış geziyor. İlk başta bakımsız gelen bu ada, gezdikçe, gördükçe, öğrendikçe yerini “aslında sempatikmiş” şeklinde mırıldanmalara bırakıyor.
Bu kez, Doğu Ege’de, Çeşme’nin hemen karşı komşusu, Sakız Adası’ndayız. Hadi gelin, hep birlikte bu sempatik adanın köylerine, kültürüne ve eşsiz deniz mahsüllerine göz atalım.
…Ve huzurlarınızda mastikin, yani sakızın ana vatanı; Sakız Adası.
Sakız (Mastik)
NE ZAMAN GİDELİM?
Aslında ne zaman gideceğiniz tamamen sizin gezi anlayışınıza kalmış. Yani, “ben deniz, kum, güneş isterim, gelmişken de birkaç köy görürüm” derseniz, sorunun cevabı; yazın. Ancak, tamamen kültürel bir gezi yapma amacındaysanız, cevap, kesinlikle, bahar. Bizim gidişimiz Ekim sonuna denk geldi ve hava oldukça serindi. Yağmur yağmadığı sürece, serin hava, benim gezi anlayışım için oldukça ideal. 🙂
ULAŞIMI NASIL SAĞLAYALIM?
Ada’ya ulaşımın en kolay yolu, Çeşme’den feribotla geçmek. Bunun için birkaç firma var; Ertürk Lines, Turyol ve Sunrise. Sunrise, Yunan feribotu olmakla birlikte, Turyol ve Ertürk Lines Türk menşeili. Ertürk Lines’da biri hızlı deniz otobüsü olan biri de yavaş feribot olmak üzere iki alternatifi bulunuyor. Hızlı feribot yaklaşık 20 dk.da adada olurken, yavaş feribotun varış süresi 50 dk.yı buluyor. Ancak fiyat farkı da elbette ona göre. 🙂
Ertürk Lines’ın fiyatlarına ve sefer saatlerine ulaşmak için tıklayınız.
Turyol’un fiyatlarına ve sefer saatlerine ulaşmak için tıklayınız.
Sunrise’ın fiyatlarına ve sefer saatlerine ulaşmak için tıklayınız.
Bizim tercihimiz, hem fiyatı uygun olduğundan hem de aslında 50 dk.lık yolculuk çok uzun olarak nitelendirilemeyeceğinden Ertürk Lines’ın yavaş feribotu oldu. Bu feribotun en büyük avantajı elbette ki fiyatı oldu. Ancak, çok sayıda kişi, kapalı alanda oturacak yer bulma sıkıntısı yaşadı. Tüm firmalar hemen hemen aynı saatte kalktığı için gördük ki, Turyol’un feribotu Ertürk Lines’ın feribotuna göre daha iyiydi. Ayrıca Midilli’ye giderken de feribot firması olarak Turyol’u tercih ettiğimizde de gayet memnun kalmıştık. Özetle, benim tavsiyem, öncelikle Turyol’un feribotuna bir göz atın. 😉
Ada içinde ise, şehir merkezinde araca ihtiyaç yok. Ancak, adanın aslında en güzel yerleri, köyleri olduğundan, buraları da gezme niyetindeyseniz bir araca mutlaka ihtiyacınız olacak. Bizim seçimimiz araba kiralamak oldu. Bunun için de Imperal Car Rental‘ı tercih ettik. İstediğiniz özelliğe göre 30-40 Euro civarında (manuel vites 30 Euro; otomatik vites 40 Euro) bir ücret ödemeniz gerekecek. Araçları dolu depoyla veriyorlar, dolu depoyla geri alıyorlar. Biz, aracı teslim ederken 17 Euro’ya depoyu doldurup teslim ettik. Üstelik feribot saatimize kadar valizlerimizi de rahatlıkla bırakabildik. Ha, ne kadar yol yaptığımızı merak ediyorsanız, sizi “Nereleri Gezelim, Görelim?” başlığına davet ediyorum. 🙂
NOT-1: Sadece Sakız Adası için değil, tüm gezilerinizde araç kiralarken sigorta almanızı mutlaka ama mutlaka tavsiye ederim. Son derece cüz’i bir rakam (Sakız Adası’nda 6 Euro) karşılığında oldukça büyük bir riskten kurtuluyorsunuz. Sakız Adası’nda, aracı bıraktığımız kiralama şirketinde, ön tamponun zarar görmesi nedeniyle, sigorta satın almayan bir ailenin 890 Euro’luk bir hasarla karşı karşıya kaldığına bizzat tanık olduk.
NOT-2: Yolları daha rahat bulmak amacıyla navigasyon cihazı almaya niyetlendiyseniz, benden tavsiye, hiç gerek yok. 🙂 Turkcell, şehir merkezinde çok rahat çekiyor. (Evet evet, yanlış okumadınız 🙂 ) Dolayısıyla, şehir merkezindeki keşmekeşten kurtulmak için akıllı telefonunuzun haritasını kullanabilirsiniz. Onun dışında köylere giden yollarda da tabelalandırma çok iyi. Ayrıca yanınıza her halükarda harita alırsanız, navigasyon cihazından daha rahat gideceğinizi temin ederim.
Adadaki köyleri gezmek için bir diğer alternatif de, özellikle adaya günübirlik geldiyseniz, turlara katılmak. Benim gördüğüm ve insanların da çokça tercih ettiğine tanık olduğum günübirlik tur; Kanaris Tours. Bizzat denemedim, ancak bu alternatifi de aklınızı bir köşesinde tutmakta fayda var. 🙂
NEREDE KALALIM?
Konuya girmeden hemen söylemeliyim ki, bizim kaldığımız yeri aracınız varsa tercih edin. Elbette ki taksiyle de ulaşım sağlayabilirsiniz ancak özellikle araç kiraladıysanız, otopark sorunu da bulunmayan, bizim de tercih ettiğimiz Seafront Studios and Apartments‘a bir göz atabilirsiniz. (rezervasyon için tıklayınız)
Bu otel, son derece sempatik bir teyze ve amcanın işlettiği, sizi güler yüzle ve damla sakızlı şekerlemelerle karşıladıkları güzel bir konaklama alternatifi. Genel olarak temiz, ancak kaloriferi ya da ısıtma sistemi olmadığını mutlaka göz önünde bulundurun. Bizim gittiğimiz dönem, son derece soğuk olduğundan, çok ciddi ısınma sorunu yaşadık. Odalarda klima mevcut, ancak sıcak hava verecek şekilde çalışmıyorlar. Dolayısıyla, son derece kalın yorganlarla ısınmaya çalıştık. Özellikle gittiğiniz yerlerde kendi kahvaltınızı hazırlayıp, keyif yapmaktan hoşlanıyorsanız, odada mutfak da mevcut. Konaklama alternatifi olarak göz atmakta fayda var.
NERELERİ GEZELİM, GÖRELİM?
Geldik gezinin en keyifli kısmına. 🙂 Öncelikle belirtmeliyim, ada, köyleriyle meşhur. O nedenle, yazımı Sakız Adası’nın köyleri ve diğer gezilecek, görülecek yerler olarak ayırmak niyetindeyim. Uyarmalıyım ki aşağıda anlatmayı planladığım yerler sırasıyla gezilecek, görülecek yerler değil. Ancak “Hangi sırayla gezelim?” derseniz, elbette bu soruya da cevabım olacak. Cevap, paragrafın sonunda. 🙂
Sakız Adası’nın Enfes Köyleri
Yunanistan’ın 5. büyük adası olma özelliğine sahip Sakız Adası’nda son derece karakteristik ve gezmesi birbirinden keyifli toplam 52 köy bulunmakta. Elbette bunların hepsini gezmek mümkün değil, ancak mutlaka gezip, görmeniz gerekenlere gelin hep birlikte göz atalım.
Armolia: Armolia, adanın merkezine yaklaşık 30 km. mesafede bulunan, el yapımı seramikleriyle ünlü köyü. Buraya yaklaşık 20 dk.lık bir yolculuktan sonra ulaşıyoruz. Seramik atölyeleri köyün girişinde yer alıyor. “Köyün içinde de vardır” düşüncesiyle biz bu atölyeleri es geçtik, ancak bu tür zanaatlere merakınız varsa arabayı parketmeden önce bu atölyelerde kısa bir mola verebilirsiniz.
Armolia, Sakız AdasıArmolia, Sakız Adası
Pirgi: Pirgi, Armolia’dan yaklaşık 10 dk.lık mesafede bulunan ve mutlaka ama mutlaka görülmesi gereken köylerin başında geliyor. Burasının en önemli özelliği, evlerinin üzerinde yer alan geometrik desenler. Çok ilginçtir ki, bu desenler Pirgi’de bulunan tüm binaların üzerinde ve aynı şekilde yer almakta. Hatta ve hatta kilise dahi bu şekilde dekore edilmiş. Son derece ilginç bir görsel şölen sunan bu köyde sokakları gezmeye ve pek tabii ki fotoğraf çekmeye doyamayacağınızın garantisini verebilirim.
Pirgi, Sakız AdasıPirgi, Sakız Adası
Olimpi ve Mesta:Aslında bu iki köyü birlikte yazmak diğerine haksızlık olacak, ancak 14. ve 15. yüzyıllarda varolmuş bu ortaçağ köylerinin sokaklarını gezerken mest olacaksınız. İnsanları ve sakız ağaçlarını korsanlardan korunmak için kaleye benzer biçimde dar ve dolambaçlı inşa edilmiş bu sokaklarda kaybolmak ise tek kelimeyle, enfes.
Olimpi, Sakız AdasıMesta, Sakız Adası
Mesta Köyü’nde gezerken karşınıza çıkacak olan Palaios Taksiarhis Kilisesi‘ne mutlaka uğrayın, köye bir de kilisenin bahçesinden bakın.
Olimpi ile Mesta arasında yaklaşık 2.4 km’lik bir yürüyüş yolu da bulunmakta. Yeterli zamanınız ve yürüyüş için gerekli teçhizatınız varsa, sakız ağaçları arasında böyle bir yürüyüş yapmak eminim ki, oldukça keyifli olacaktır. Aklınızın bir köşesinde bulunsun. 😉
Vessa: Vessa, Mesta’ya yaklaşık 20 km.lik mesafede bulunan bir köy. Açıkçası, Mesta ve Pirgi gibi köyleri gördükten sonra bizi pek tatmin etmedi. Ancak, vaktiniz varsa, bir uğrayın, sokaklarında dolaşın ve köyün keyfini çıkarmaya bakın.
Vessa, Sakız AdasıVessa, Sakız Adası
Anavatos: Aslında planımızda bu köy olmamasına rağmen, otel sahibemizin “terkedilmiş köy” olarak bahsettiği bu köy ilgimizi baya çekti. Atladık arabaya, merkeze yaklaşık 20-30 dk. mesafede bulunan, dağın tepesine kurulmuş Anavatos’a gittik. Burasının neden terkedildiği konusunda çeşitli hikayeler mevcut. Elbette doğruluğu tartışılır (ki bize o kadar köy varken neden dağın tepesindeki bu köy olsun ki diye sorgulattı) bir hikaye, burada yaşayanların Türk mezaliminden kaçarak evlerini terkettiği yönünde. Bir diğer hikaye ise, çok büyük bir deprem sonrasında burada yaşayan insanların evlerini terkettiği şeklinde. Her ne olursa olsun, mutlaka bu köyü listenize ekleyin, pişman olmazsınız.
Anavatos, Sakız AdasıAnavatos, Sakız Adası
Sakız Adası’nın Gezilecek, Görülecek Diğer Enfes Yerleri
Sakız Adası gezisinin temelini elbette adanın köyleri oluşturmakta. Ancak, ada, sadece köylerden ibaret değil. Şimdi sıra, hep birlikte diğer yerlere kısaca değinmekte.
Fresh Chios Beer Bira Yapım Atölyesi: Önceki yazılarımda da belirtmiştim; biz birasever bir çiftiz ve gittiğimiz yerlerin yerel biralarının peşinden koşuyoruz. Sakız Adası’na gelmeden önce de tespit ettiğimiz adanın yerel birası Fresh Chios Beer‘ı tatmak için oldukça heyecanlıydık. Bira merakınız varsa, mutlaka ama mutlaka gitmenizi tavsiye ederim.
Atölye, şehir merkezine oldukça yakın. Armolia’ya gitmeden önce burada kısa bir mola verdik. Oldukça küçük ve şirin bir atölyede, işini son derece severek yapan insanlardan birayı nasıl yaptıklarını dinlemekle kalmadık, hediyelik eşyalardan, biralarından aldık ve hatta ikram ettikleri biraları tadarken Türkiye gündemini dahi konuştuk. 🙂
Fresh Chios Beer hakkında meraklısına not; Biranın “fresh” (taze) olarak nitelendirilmesinin nedeni, biranın pastörize edilmemesi. Ayrıca bira, filtrelenmiyor. Dolayısıyla biraların ömrü, en fazla 3 ay. Belirtmeden geçmemek lazım, yaygın kanının aksine, biralarında sakız aroması bulunmuyor. 🙂
Fresh Chios Beer
Nea Moni Manastırı: 11. yüzyılda inşa edilen ve Meryem Ana’ya ithaf edilen bu manastır, kent merkeziyle Anavatos arasında yer almakta. Dolayısıyla, Anavatos ziyaretinizin dönüşünde bu manastırı rahatlıkla gezmek mümkün. UNESCO tarafından koruma altına alınan bu manastırda denk getirebilirseniz, Hristiyanlar için kutsal kabul edilen Pazar günü, ayine katılarak, hem bu eşsiz manastırı keşfedebilir hem de farklı dinler ve kültürler hakkında fikir edinebilirsiniz.
Nea Moni Manastırı, Sakız Adası
Sakız Kent Merkezi: Sakız Kalesi, Chios Metropol Kilisesi, sokakları, çarşısı ve kordonu… Ancak, çok açık bir şekilde söylenebilir ki, adanın karakteristik köylerini gezdikten sonra, şehir merkezi, bizim için pek keyifli değildi. Günübirlik gelmeyi planlıyorsanız, mutlaka ama mutlaka ya turlara katılarak ya da araba kiralayarak köylerini gezin. Aksi takdirde, sadece şehir merkezinde vakit geçirmeyi planlıyorsanız, İzmir veya Çeşme’nin daha keyifli olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Sıra, araba kiralayacağınızı varsayarak, paragrafın başında da belirttiğim, ada köyleri gezi rotasında. Buna göre, rotanın sırasıyla şu şekilde olmasında fayda var;
Sakız Adası Gezi Rotası
Güne erken başlayabiliyorsanız bu rotayı 1 günde çok rahatlıkla tamamlayabilirsiniz. Ancak, bizim gibi ancak öğle saatlerinde adada olabilecekseniz, Vessa’ya kadarki rotayı ilk gün; Nea Moni Manastırı ve Anavatos’u da ikinci gün olarak ayarlayabilirsiniz. Bu köylerin arasından mutlaka ama mutlaka görmeniz gerekenler ise, Pirgi, Mesta ve Anavatos.
NERELERDE YEMEK YİYELİM?
Sakız, ada olmasının avantajını kullanarak misafirlerine taptaze deniz ürünleri sunuyor. Kordonda yürürken sizi bir çok restaurant karşılıyor olacak. Benim tavsiyem ise hizmetinden ve yemeklerinden oldukça memnun kaldığımız, denize karşı rahatlıkla uzonuzu yudumlayabileceğiniz, To Tsikoudo Restaurant. Biz genelde deniz ürünleri tercih ettiğimiz mekanlarda balık yerine, karides, kalamar ve ahtapot üçlüsüyle meze alarak keyif yapmayı seviyoruz. Burada da bu geleneği bozmadık. Karides, kalamar, ahtapot, meze, uzo ve Yunan salatasına (Greek Salad) 2 kişi toplam 46 Euro ödedik. Sözünü ettiğim ara sıcaklar son derece taze ve lezizdi. Yemeğin üstüne de süzme yoğurdun üstüne reçel konarak yapılan çok hafif bir tatlı ikram ettiler. 2 kişilik bu tür bir yemeğe Türkiye’de deniz kenarında çok daha yüklü bir hesap ödeyeceğimizi ve o hesaba rağmen tazeliğinden hiçbir zaman emin olamayacağımız deniz ürünleri yiyeceğimizi düşündük. Sonra da bunun adı “Türkler Yunanlıları zengin ediyor” oluyor, ne yazık ki.
Adada gezerken adaya adını da veren sakızın kullanıldığı, kozmetik ürünleri de dahil, bir çok şey göreceksiniz. Biz de adet yerini bulsun diye, sakız tercihimizi sakızlı dondurmadan yana kullandık. Çarşıyı kesen sokaklardan birinde bulunan Kronos‘da son derece lezzetli ve bir dondurmadan daha kremamsı bir yapıya sahip olan sakızlı dondurmamızı yedik. Mutlaka tavsiye edilir. 🙂
Sadece Sakız Adası’nda mı yoksa tüm Yunan Adaları’nda mı meşhur olduğundan tam emin olamadığım bir içeceği, frappe‘yi de burada deneyebilirsiniz. Normal hazır kahvelere soğuk süt, buz ve isteğe göre şeker katarak hazırlanan bol köpüklü bir kahve. Bana çok ilginç gelmedi ancak hazır adaya gitmişken, dinlenirken normal kahve yerine en azından denenebilecek bir alternatif.
Frappe, Sakız Adası
Sakız Adası, bize oldukça yakın mesafede ve bir haftasonunda rahatlıkla kaçarak, vakit geçirebileceğiniz keyifli bir yer. Başta her ne kadar hayal kırıklığı yaratıyor gibi görünse de sabırla gezmeye devam ederseniz, size en keyifli yerlerini göstereccektir.
Yolununuz en kısa zamanda Sakız Adası’na düşmesi dileğiyle…
Keyifli geziler…
SAKIZ ADASI HAKKINDA UFAK NOTLAR:
Sakız Adası’na kapı vizesi almanız mümkün. 35 Euro karşılığında vizenizi edinebiliyorsunuz. Ancak, bunu günübirlik gezilerinizde yapmanızı tavsiye etmem, zira oldukça uzun bir kuyruk vardı.
Adanın yollarında, yol kenarlarında aşağıda fotoğrafını da gördüğünüz, üzerinde haç bulunan ufak yapılardan çokça göreceksiniz. Bunlar, trafik kazasında ölen insanların hatırasına yapılmış yerler. Adanın yollarını gördükten sonra bu tür yerlerden yollarda neden bu kadar çok olduğunu insan rahatlıkla anlayabiliyor.
Ada, 2012 yılında ve geçtiğimiz yaz çok büyük bir yangın geçirmiş. Hatta yangın o kadar büyükmüş ki, alevler İzmir’den dahi görülebiliyormuş. Geziniz esnasında, yanan sakız ve zeytin ağaçlarını hep göreceksiniz. Hatta kimi ağaçların sadece siyah gövdesi kalırken, kimi ağaçlar da üzerindeki yaprak ve zeytinlerle yanmış. O kadar büyük bir alan kül olmuş ki, insan kendini gerçekten çok kötü hissediyor.
Adada avcılık çok yaygın. Karşınıza her an etrafta koşturan köpeklerle, elinde tüfekleri bulunan amcalar çıkabilir.
Paskalya zamanı Sakız Adası’nda kiliseler arasında geleneksel roket savaşları yapılıyor. Gezinizi bu zamana denk getirirseniz farklı bir deneyim olabilir.
Şehir merkezi gezinizi mümkünse Pazar günü dışında bir güne denk getirmeye çalışın. Aksi durumda, dükkanlar kapalı oluyor ve bunun çok da keyifli bir durum olduğunu söyleyemem. 🙂
Antakya, köklü tarihi, kültürel zenginliği ve çok kültürlü – dinli mozaiğiyle herkesin damağında kalacak bir gezi rotası. Benim açımdan ise; çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği, yıllarca tüm üniversite arkadaşlarımı gezdirmek için hafta sonları taşındığım çok özel bir yer. Bu nedenle size hem bir gezgin gözüyle hem de yerel halktan biri olarak bu şehrin gezi rehberini yazacağım ve bu şehri en etkin şekilde gezebilmeniz için gereken tüm tüyoları paylaşmaya çalışacağım.
Antakya
Büyük İskender’in seferleri sonucunda fethedip, Alexandra ismini verdiği bu şehir; tarihi boyunca hem siyasi hem de ticari olarak önemli bir merkez olmuş. Hititlerden, Romalılara, Haçlılardan, Abbasilere ve Hatay Devleti’ne kadar farklı devletler için önemli bir konuma sahip olan Antakya, günümüzde bu geçmişin mirasını hala devam ettiren az sayıdaki yerlerden birisi. Bu nedenle de “Medeniyetlerin Şehri” olarak anılmayı hakkediyor. Antakya’yı bugün ilgi çekici yapan önemli bir diğer özelliği de bu çeşitliliklerle yoğrulmuş sınırsız tatlar sunan mutfağı. Bu nedenle gastronomi turlarını sevenler için de bu şehir “Lezzetin Şehri” unvanıni, ayrıca hakkediyor.
Kaç gün kalmalı: Küçük çaplı, sadece Antakya içini gezmeyi amaçlayan bir gezi için 1 gece 2 gün yeterli. Ancak yakın çevresindeki diğer önemli turistik yerleri, doğasını ve farklı lezzetlerini tatmak isterseniz en az 2 gece 3 gün kalmanızı öneririz.
Ulaşım: En konforlu ulaşım Hatay Havaalanı’na uçmak. Antakya merkeze 25 dakika uzaklıkta. THY/Anadolu Jet’in Ankara ve İstanbul’dan her gün direk uçuşu var. Dönemsel olarak Pegasus ve Borajet’te Ankara, İstanbul, Antalya, İzmir ve Kıbrıs’tan direk uçuş gerçekleştiriyor.
Karayolu ulaşımı için ise; otobüs için Hatay firmalarından Jet Turizmi veya neredeyse dünyanın en büyük otobüs filosuna sahip olan Has Turizmi konfor açısından tercih etmenizi öneririz. Özel aracınızla da; Ankara’dan 7 saatte, İzmir ve İstanbul’dan 12 saatte Antakya’ya ulaşabilirsiniz.
Konaklama: Çok çeşitli bütçelere hitap eden oteller mevcut, ama bizim önerimiz şehir merkezinde kalmanız yönünde. Bizim öenrilerimiz; Liwan Otel, Savon Otel, Büyük Antakya Oteli, Narin Otel(otel isimlerine tıklayarak rezervasyon yapabilirsiniz). Pansiyon tarzı konaklama sevenler içinse Katolik Kilisesi’nin emektar rahibesinin eski Antakya Evlerini alarak sunduğu pansiyonculuk hizmetleri de bir alternatif.
Bunun dışında şehrin merkezine uzak olan Harbiye Bölgesinde de Grand Boğaziçi Otel, Harbiye Sara Otel gibi tercihler var. Şehrin İskenderun yolu üzerinde ise kaplıca severler için Ottoman Otel başka bir alternatif; ancak epey uzakta.
Antakya
Gezilecek Yerler
St.Piyer Kilisesi ve Kaya Siluet: Antakya; Hristiyanlara bu ismin ilk verildiği yer olarak geçer ve bu kilise Hristiyanlığın ilk kiliselerinden birisidir (ilk mağara kilisedir). İsa’nın havarilerinden St. Piyer tarafından kurulduğu bilinmektedir. Hz. Meryem’in bir süre burada kaldığına dair söylentiler de vardır. Ayrıca Hristiyanların haç noktalarından birisidir. Her sene Haziran sonunda burada Vatikan büyük bir ayin yapar. Müzeye çevrilmiştir ve Müze Kart‘la girilebilir. Kilisenin yanındaki patika yoldan dağın yukarılarına doğru yürüseniz, dağın içine kazılmış dehlizleri ve dağa oyulmuş devasa Kadın Yüzü Silüeti’ni de görebilirsiniz. Bu silüetin Hz. Meryem olduğuna dair doğruluğunu bilmediğim hikayeler mevcuttur. Ne yazık ki bir levha ile gösterilmemekte ve koruma altına alınmadığından harap olmaktadır. Ama çevredeki yerel halka, özellikle çocuklara sorarsanız gösterirler. Kilisenin park yeri vardır.
St. Piyer KilisesiDağa Oyulmuş Kadın Silüeti
Hatay Mozaik Müzesi: Yeni yeri St. Piyer Kilisesinin karşısındadır. Hatay’ın hem tarih hem de mozaik müzesidir. Dünyanın en zengin mozaik koleksiyonlarından birine sahiptir. Ancak henüz hepsi sergilenmemektedir. İşin üzücü tarafı çoğu koruma altına alınmadan harap edilmiş veya orta kısımları calinmistir. Müze Kart geçerlidir. Bir kafesi ve müze dükkanı vardır. Park yeri bulunur.
Not: Yeni Müze Binası güzel bir proje olmasına rağmen kullanılan malzeme ve işçilik bir kez daha bizi üzmüştür. Bu konuda denetleyicilerin ihaleyi alan firmayı sorumlu tutması ve yerel halkın bu konuda kamuoyu baskısı yapması gerektiğini düşünmekteyiz. (Ör: girişteki mermerlerin kabarması, kırık olması vs.)
Antakya Müzesi
Uzun Çarşı: Şehrin merkezinde bulunan çarşısıdır. Eskiden Suriye ve Lübnan gibi yerlerden gelen ürün yelpazeleri ile, her şeyin kalitelisini ucuza bulacağınız bir yerdi. Şimdi bu özelliği biraz Çin mallarıyla gölgelenmekte, fakat buna rağmen tüm Türkiye’ye mal gönderen yerel üreticilerin bir merkezi. Kumaşları, ayakkabıları, kuyumcuları ve tabi ki baharatlarıyla ünlüdür. Çarşı kendi içinde Ayakkabıcılar Çarşısı, Kuyumcular Çarşısı, Baharatçılar Çarşısı olarak bölümlere ayrılır. Bunlar içinde en ilgi çekicisi elbette Baharatçılar kısmıdır. Burada her türlü baharatı taze ve ucuza bulabilirsiniz. Burada; Yardım’ın Yeri’nden Antakya’ya özgü ev yapımı peynirleri, salçaları, nar eksisi ve zeytini alabilirsiniz. Benden selamı da ihmal etmeyin.
Baharatçılar Çarşısı
Habibi Neccar Cami: Saray Caddesi’ne girmeden ana meydan da tüm ihtişamıyla camiyi görebilirsiniz. Anadolu’nun bilinen en eski camilerindendir. Habibi Neccar Hikayesi burayı daha da ruhani bir yer yapmaktadır.
Eski Antakya Sokakları ve Evleri: Saray Caddesi ile Kurtuluş Caddesi arasındaki Dağa doğru yürüseniz bu mahallenin içersinde evleri ve sokakları görebilirsiniz. Aralarda yeni açılan hoş dükkan ve kafelerde köpüksüz bir Antakya kahvesi (evet köpüksüzü makbuldür) deneyebilir, Sanat galerilerini de gezebilirsiniz.
Antakya Sokakları
Ortodoks Kilisesi: Saray Caddesi üzerindedir. Arap Hristiyanlar olarak da bilinen Antakya’nın yerli halkının bir kısmı, bu Ortodoks Kilisesi’ne bağlıdırlar. Ziyaret saatlerine dikkat etmenizde fayda var. Kilise ve cemaati Antakya’ya önemli kültürel zenginlikler kazandırmaktadır. Ayrıca isimlerini ve markalarını Türkçe yazarak kullanmayı tercih ettiklerinden Corc Kuyumculuk, Mişel Hediyelik Eşya v.b benzeri dükkan isimlerini şehri gezerken görmeniz mümkündür.
Katolik Kilisesi ve Çan Kulesi Manzarası: Kurtuluş Caddesinden direk veya Eski Antakya Sokaklarından dolaşarak ulaşabilirsiniz. Burası Vatikan tarafından sonradan kurulan bir kilise olmasına rağmen Eski Avlulu Antakya Evlerinin restore edilmesiyle yapılmıştır. İkinci olarak Çan, Hazan ve Ezan belgeseliyle ünlenen bu mekanın özelliği kilise ile önündeki caminin bir duvarı bulunması ve tam karşısında bölgenin Yahudi Cemaatinin Havrasının bulunmasıdır. Bu durum, Antakya’da Barış içinde yaşayan farklı din ve etnik kimliklerin simgesi olması açısından ilgi çekmektedir. Medeniyet’in Sehri de bir acidan bunu ifade eder. Nitekim dünyaca ünlü Medeniyetler Korosu da Antakya’ya aittir. Kilisenin içinde üst kattaki çan kulesine çıktığınızda cami minaresi ve çam kulesinin aynı karede fotoğrafını çekebilirsiniz. Ağaçlar kapamadan önce buradan Havranın da binası görülmekteydi. Yine ziyaret saatlerine dikkat etmenizde fayda var.
Cam Evi: Anadolu’da ve Antakya’da unutulmaya yüz tutan bir zanaatı sürdüren bu ev, üfleme cam sanatının bir hobi olarak başlayarak bir sergi yerine dönüşmesinin ürünüdür.
Antakya Yakınında Gezilecek Yerler
Harbiye ve Şelaleler: Ünlü Defne sabunun kaynağı olan defne ağaçları ve şelalelerle kaplı bir mesire yeridir. Bir zamanlar, Antakya’nın yeme-içme eğlence merkeziyken eski güzelliği ve havasını kaybetmeye başlamıştır. Girişinde, aşağı doğru sola giden yoldan aşağı inerseniz suların içindeki mesire yerlerine, lokantalara ve piknik yerlerine ulaşabilirsiniz. Sağdan düz devam ederseniz merkezdeki restoranlar ve dükkanları görebilirsiniz. Burada; ünlü Samandağ’ı ipeğinin üretim atölyeleri ve satış mağazaları vardır. İpek şalları, kumaşları ve yatak örtülerini uygun fiyata bulabilirsiniz.
Harbiye
Vakıflı Köyü ve Musa Ağacı: Samandağ’a 4-6 km uzaktadır. Türkiye’nin tek yaşayan Ermeni Köyüdür. Ayrıca organik tarımın ilk yapıldığı köylerdendir. Köyün ortasındaki Ermeni Kilisesini ziyaret edebilir, buradaki dükkanlardan ev yapımı reçelleri ve likörleri tadarak alabilirsiniz.
Vakıflı Köyü’ne giderken gececeginiz Hidirbey Köyü’nün tam ortasında yaklaşık 1200 yıllık bir çınar ağacı vardır. Bu ağacın hikayesi ise şöyledir; Hıdırbey Köyündeki derenin yanında Hz. Musa ile Hz. Hızır buluşurlar. Hz. Musa su içmek için durduğunda asasını bırakır. Asanin bırakıldığı bu yerde ağaca dönüştüğüne inanılır. Bu ağaç bahsettiğimiz çınar ağacıdır.
Samandağ-Çevlik, Titüs Kaya Tüneli, Beşikli Mezar: Samandağ – Çevlik Antakya’ya yaklaşık yarım saat uzaklıkta deniz kenarındaki küçük bir ilçedir. Titüs Tüneli M.Ö. 300’lerde buraya kurulan antik şehrin iç limanına bağlanmak ve sel baskınlarından korumak için bir kayanın içine oyulmuş bir tüneldir. İsmini onu yaptıran Roma Generali Titüs ‘ten alır. İçinde yürüyerek gezebilirsiniz. Bahar ayında giderseniz yeşillikler içinde deniz manzarasına karşı bir doğa yürüyüşü yapma şansınız da olur. Tünelin Sonunda Beşikli Mağara ve Kaya Mezarına ulaşırsınız. Burası da oldukça ilgi çekici bir arkeolojik alandır. 2014 yılında Tünel ve Kaya mezarları UNESCO Koruma Listesi Geçici Listesine girmiştir. Tünelin girişindeki kahvede dönüşte denize nazır soğuk birşeyler de içebilir. Sonrasında bir balık restoranına da uğrayabilirsiniz.
Samandağ
Yeme – İçme
Emin olun Antakya’nın her yerinde güzel ve yerel yemek bulursunuz. Ancak burada size, yerel halkın nerede yediğini ve misafirlerini nereye götürdüğünü anlatıp, en iyilerini yazacağız. ”Denemeden Antakya’dan gitmeyin” diyeceğimiz bir dolu şey var, fakat yine de klasik olarak mezeler (keklik salatası, zeytin salatası, abuganniş, cevizli biber, humus, bakla); künefe, kebap, döner ve harbiye tavuğu şimdilik sayacaklarımız.
Künefe: Akşamdan önce yiyecek iseniz; Uzun Çarşı’nın içinde Ayakkabıcılar Çarşı’sının içinden girebileceğiniz Çınaraltı Avlusunda odun ateşinde taze yapıp müşterilerine sunan Çınaraltı Yusuf Usta’nın yerini öneriyoruz. Onun dışında her daim Saray Caddesi’ndeki Anadolu ve Leban Restoran; Harbiye’de Boğaziçi ve Kuleli restoranda yiyebilirsiniz.
Çınaraltı
Meze ve Kebap: Saray Caddesi’ndeki Leban Restoran ve Anadolu Restoran öğlen ve akşam hizmet veriler. Leban akşamları farklı eğlence imkanları da sunar. Ayrıca benim denemediğim, fakat tavsiye edilen bir yer olan; eski Antakya evlerinin restore edilerek yapılmış olan Ala Restoran. Harbiye (Boğaziçi, Kule ve Hidro Restoran en eskilerdendir, Hamusun yeri, Mozaik Cafe) ve Kuzeytepe (Muhtarın Yeri) gibi şehrin biraz dışındaki yerlerde eğlence ve yemek mekanları açısından önereceğimiz yerlerdendir.
Yerel Ev Yemekleri: Uzun Çarşının girişinde Sultan Sofrası günlük çeşitli alternatifler sunan güzel bir mekandır. Güzel tarafı yemekleri görerek seçebilirsiniz ve size açıklarlar. İçkisizdir. Buna bir başka alternatif Anadolu Restoran’dır. Sultan Sofrası kadar olmasa da özellikle öğlenleri ev yemekleri çıkarır. Buralarda ORUK (Antakya usulü içli Köfte), Ekşili Aş Çorbası, Biberli Ekmek, Kabak Boraniyesi (Antakya’ya özgü tuzlu yoğurtla yapılır), Aşur (Etin dövülerek ezilmesiyle yapılır), Kaytaz böreği gibi yemeklerin tadına bakmanızı tavsiye ederim.
Soslu Antakya Döneri: Saray Caddesinde Mısırlı’da (Abdo Ustanın) ya da Saray Caddesinden Kurtuluş Caddesine doğru çıkarken Tacettin Usta’nın Yeri’nde (ancak burada genellikle 3’ten sonra döner biter) yemenizi öneririz. İçimdeki Gezgin yazarlarından eşim Çağlar Yavaşoğlu, her Antakya ziyaretinde muhakkak Tacettin Usta’nın yerine gider.
Dönerci Tacettin
Tepsi Kebabı: Uzun Çarşıda Aydın Kasabı’nda yemenizi öneririz. Kasapların arkasında oturulacak avlular vardır. Buraya giderek tepsiye et sipariş ederseniz; fırında taze taze yaparak sıcak lavaşla ve ayranla servis ederler.
Tepsi Kebabı
Tavuk Izgara (Harbiye Tavuğu): Harbiye’de Boğaziçi, Kule ve Hidro Restoran en eskilerdendir. Ayrıca Hamusun Yeri’ni de deneyebilirsiniz.
Hurmalı Pasta: Saray Caddesi’nin girişinde Petek Pastanesinde her gün taze çıkar. Hala Antakya’ya gittiğimde kilolarca sipariş edilir.
Balık ve Meze: Samandağ ilçesinde Derviş’in Yeri’nde ya da Arsuz Beldesi’nde yiyebilirsiniz.
Haytali: Adana ve cevresinde bicibici olarak bilinen nisasta ve gul suyu ile yapilan bir tatlidir. Kurtulus Caddesi deki ünlü ve geleneksel Affan Kahvesinde yenilebilir.
Antakya Kahvesi: Çifte kavrulmuş ve koyu bir kahvedir, o nedenle tadı Türk kahvesi ve espresso arasındadır. Köpüksüz yapılır, yerel halk fincan yerine günde 7-8 bardak, çay bardağında (sürahi derler), içer. Her gittiğiniz yerde ikram etmek isterler.
Yardımcı Bilgiler:
Düşündüğünüzden çok yiyeceğinizi hesaba katarak gelmeden bir diyet programına başlayabilirsiniz.
Kiliseler ve camiler ücretsiz ziyaret edilebilir. Ancak ayin saatlerine dikkat etmek gerekiyor (örneğin Pazar günleri ve akşam 17:00’de). Kiliselerin ziyaretçi saatleri kapılarında belirtilmektedir.
Havaalanında taksilere gidiş-dönüşte “dolmuş taksi” uygulamasını sorun. Kişi başı 25-30 TL’ye havaalanından otelinize, otelinizden havaalanına taksi hizmeti almış olursunuz.
Kopenhag, İskandinavya’nın en güzel şehirlerinden birisi… Genç nüfusu, güzel insanları, barları, restoranları ve dışarıda hareketli hayatıyla kendini ilk ayak basmanızdan itibaren çok sevdiriyor.
Kopenhag
Ulaşım:
Kopenhag’a THY ve Pegasus her gün karşılıklı seferler düzenliyor. Yaklaşık 2 saat 45 dakikalık bir uçuşla şehir merkezine çok yakın olan havalimanına ulaşabiliyorsunuz.
Not: Havalimanı nispeten sakin görünse de özellikle Kopenhag’dan dönüş uçuşunuza mutlaka 2 – 2.5 saat evvel gelmenizi öneriyoruz. Özel bir gün olmamasına rağmen güvenlik kontrolleri oldukça uzun sürüyor.
Şehir merkezine metro ile ulaşabilirsiniz. Metroları tek hat ve oldukça basit. Kopenhag’da, şehrin tüm turistik noktalarına yürüyerek ulaşabilirsiniz. Eğer bisiklet sürmeyi biliyor ve seviyorsanız bu şehir bisiklete binilecek en güzel yerlerden biri diyebiliriz. Genci yaşlısı herkes bisikletli. Şehrin meydanlarında, binlerce bisikletin olduğu bisiklet park yerleri var. Tüm caddelerde sokaklarda bisikletler için ayrılmış yol var.
Kopenhag
Not: Danimarka’da Danimarka Kronu geçiyor.
Konaklama:
Kopenhag, diğer Avrupa şehirlerine göre pahalı bir şehir. Özellikle konaklama konusunda çok fazla seçenek sunmadığından mümkün olan en erken zamanda otel rezervasyonunuzu garantilemenizi tavsiye ederiz. Kendinize referans olarak Tivoli’yi alırsanız şehrin merkezini işaretmiş olursunuz. Buna göre bu civardaki otellere bütçenize göre rezervasyon yapabilirsiniz. Bizim önerimiz hem Tivoli’ye yakın olan, uygun fiyatlı hemde yüksek puanlı bir otel olan Axel Guldsmeden Hotel . Rezervasyon için tıklayınız.
Kopenhag Gezilecek Yerler
Tivoli
Kopenhag’ın simgelerinden biri, Walt Disney’e Disneyland kurması için ilham veren Tivoli Bahçeleri büyük küçük herkese hitap ediyor. Kopenhag’a gelmişken mutlaka görülmeli. Korkmuyorsanız, roller-coaster, salıncak vs gibi oyuncaklara da binmeli. Tivoli’ye giriş ücretli. İçeride oyuncaklara binmek için de ayrı ücret ödüyorsunuz. Güncel bilet bilgileri ve açılış kapanış saatleri için tıklayınız. Eğer çocuğunuzla gittiyseniz, onlara da hitap eden birçok güzel aktivite var. Ayrıca içeride her damak tadına hitap eden restoranlar, kafeler bulunmakta, ışık gösterileri, konserler gibi aktiviteler de olmaktadır.
TivoliTivoliTivoli
Free Town Cristiania
1971 yılında bir grup hippi tarafından kurulmuş bir serbest bölge burası. Bu hippiler terkedilmiş askeri bölgede tamamen Danimarka devletinden bağımsız özerk bir bölge kurmuşlar kendilerine… İlk başlarda Danimarka devleti ile problem çıksa da 2012 yılından beri devlet tarafından da kabul görmüşler. Özgür şehir Cristiania, sanat galerileri, konser mekanları, kafeler, ucuz ve organik yiyecek satıcıları ve aynı zamanda bir bölümünde uyuşturucu (marihuana) satıcılarından oluşmuş bulunuyor. Yanlış duymadınız, Cristiania’da uyuşturucu serbest! Fakat bazı yasaklar da var. Mesela, özellikle uyuşturucu satılan yerlerde fotoğraf çekmek yasak! Ayrıca bağırmak ve koşmak da yasak…
Free Town Cristiania
Nyhavn
Nyhavn Danca’da “Yeni Liman” demek. Yeni dediğine bakmayın 17. Yüzyıldan kalmış. Danimarka diye arama motoruna yazdığınızda genellikle fotoğrafını görürsünüz. Rengarenk evlerin olduğu, altlarında restoranlar olan, çok güzel bir alan burası. Ayrıca Kopenhag kanal turlarına da buradan çıkıyorsunuz. Yaklaşık kişi başı 40-50TL gibi bir ücretle üstü açık ya da camlı teknelere binerek İngilizce ve Danca tercümanlı olarak şehrin güzelliklerini denizden de görebiliyorsunuz. Ayrıca bu teknelerin hepsi “Little Mermaid” yani deniz kızı heykelinin de önünden geçiyor.
Nyhavn
Jægersborggade
Burası şehrin kuzeyinde, Kopenhag’ın hipster bölgesi (veya sokağı). Dünyanın en iyi kahvecilerinden biri sayılan, dünya baristalar şampiyonu Klaus Thomsen’ın arkasında olduğu “Coffee Collective” burada bulunuyor. Bunun haricinde bir çok organik ekmek, hamur işi yiyecek satan yerler, ikinci el kıyafet satan dükkanlar, şekerciler, takıcılar bulunuyor bu sokakta. Ayrıca, Michelin yıldızlı restoran Relæ de burada… Her bahar bir de bit pazarı kuruluyor bu sokakta… Tarihleri takip etmek için: popluar fleemarket.
Coffee Collective
Christiansborg Sarayı
Tam şehir merkezinde bulunan bu yapı, oldukça etkileyici görünmektedir. Bilet satış ofisine girip Royal Reception Rooms” bileti aldığınızda bir rehber eşliğinde ücretsiz olarak sarayı gezebilirsiniz. Halen Danimarka monarşisi tarafından kullanılan resepsiyon odaları, balo salonları ve antika mobilyalarla 1 saat civarında tüm sarayı gezebilirsiniz. Ayrıca 1990 yılında, yerli iş adamları Danimarka Kraliçesi 2. Margrethe’in 50. yaşı vesilesi ile 11 adet dokuma halı yaptırmışlar, bu halılarda Danimarka’nın son 1000 yılını betimletmişler. Bu halılar da sarayın The Great Hall bölümünde sergilenmektedir. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Ziyaret saatleri: 10:00- 17:00 (Ekim’den Nisan’a kadar Pazartesi günleri kapalı)
Adres: Prins Jørgens Gård 1468 København K
Christiansborg Sarayı
Rosenborg Kalesi
Rosenborg Kalesi en ünlü İskandinav kralı 4. Christians tarafından 17. Yüzyılda yaptırılmış. Kale küçük olsa da bahçesi kocaman ve bahçesinde mutlaka fotoğraf çekmenizi öneririz. Kralın yazı odasını, özel banyosunu ve orada yaşamış bazı soylu kişilerin balmumu heykellerini burada görebilirsiniz. Tabi unutmayalım, kral ve kraliçelerin ihtişamlı taçlarını da bu kalede özel bir bölümde sergiliyorlar. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Ziyaret saatleri: Genelde Pazartesi hariç 9:00 – 17:00 arası fakat gitmeden mutlaka web sitesinden kontrol ediniz.
Adres: Øster Voldgade 4A, 1350 København K
Rosenborg
Ørstedsparken
Ørstedsparken
Benim gördüğüm en güzel parklardan biri. Ortasında bir göl var ve etrafında heykeller, rekreasyon alanları, banklar… Özellikle öğle saatlerinde civardaki işyerlerinden kişiler öğle yemeklerini getirip manzaraya nazır yiyorlar. İnsanın içini açan doğası, eşsiz manzarası birçok kez buraya gelme hissi uyandırıyor.
Yeme İçme
Kopenhag yeme içme anlamında bir cennet ama pahalı bir cennet. Yine bütçenize göre birçok alternatif mevcut.
Noma: Dünyanın en iyi 50 restoranı arasında sayılıyor. Kişi başı muhtemelen 400 Euro civarı ödersiniz. Noma restorandan öte bir deneyim sunuyor. O yüzden her giden büyülenmiş bir şekilde ayrılıyor bu mekandan…
Adres: Strandgade 93, 1401 København
Ruby: Burası bir kokteyl barı. Bulmakta bile zorlanabilirsiniz, çünkü dışarıda kocaman bir tabelası yok. Bir apartmanın 1. katında. İçerisi loş ve antika mobilyalarla dekore edilmiş. Saat 18:00 gibi açılıyor. Barmene sadece neleri sevdiğinizi söylerseniz size özel bir tat hazırlayabiliyorlar.
Adres: Nybrogade 10, Kopenhag
Bastard Cafe: Herhalde hayatınızda gördüğünüz en fazla kutu oyununu bu mekanda göreceksiniz. Genelde 20-26 yaşlarda arkadaş grupları raflardan aldıkları kutu oyunlarını oynuyorlar içeride. Bira var, atıştırmalık şeyler var. Mutfak 22:00 gibi kapanıyor. Ama geç saatlere kadar alkol servisi mevcut. Arkadaş grubunuzla gidip eğlenceli vakit geçirebilirsiniz.
Bastard Cafe:
Adres: Radshusstrade 13, Kopenhag
Papiroen (Copenhagen Street Food): Burası bir cennet. Hangar gibi bir yer, önünde kanal manzarası dahi var. Bu hangarda Türk tantunisinden tutun, türlü türlü hamburgere, hot dog’a kadar bir çok alternatif bulabiliyorsunuz. Fiyatlar fena değil. Kopenhag geneli zaten pahalı ama burası ortalama fiyatlarda diyebiliriz. Mutlaka görülmeli, burada yemek yenilmeli! Her gün 12:00-21:00 arası açık.
Papiroen – Kopenhag
Adres: Trangravsvej 14, 7/8, 1436 København
Torvehallerne: Burayı da “kesin görülmeli” listesine koyuyorum. Burası da yine Papiroen gibi ama çok daha fazla alternatifi olan, birçok minik dükkândan oluşmuş büyük bir alan diyebiliriz. İki binası var, ortasında da çiçekçiler, meyve sebze satılan Pazar kurulu. Çok sevimli bir yer. Yiyecekler de bir o kadar lezzetli. Her gün 10:00 – 19:00 arası açık.
Torvehallerne – KopenhagTorvehallerne – Kopenhag
Adres: Frederiksborggade 21, 1360 København
WarPigs: Adından da anlaşılacağı üzere, Ürünler domuz eti ağırlıklı. Birçok değişik şekilde pişirilip servis edilen yemeklerin yanında kendi üretimleri olan 22 çeşit bira ile gençler tarafından çok sevilen bu restoran meatpacking bölgesinde bulunuyor.
Yaz bitti diye üzülmeyin. Ülkemizde kış aylarını yaşarken gidebileceğiniz; denize girip güneşlenebileceğiniz, Egzotik bir tatil geçirebileceğiniz yerleri Kışın Yaz Tatili Yapabileceğiniz 10 Ülke yazımızda sizler için derledik. Nasıl gidilir? kaç saat sürer? ortalama maliyetleri nelerdir? sorularının cevaplarını bu yazımızda bulabilirsiniz. Ayrıca bu yazımızı balayı tercihlerinizde de kullanabilirsiniz.
Not: Maliyetler 9 Ocak 2017 – 15 Ocak 2017 arası (6 gece) için; puanları yüksek fakat ortalama fiyatlı oteller dikkate alınarak hazırlanmıştır. (Uçak biletleri gidiş – dönüş kişi başı – Otel odaları 2 kişi tek oda)
Kışın Yaz Tatili Yapabileceğiniz 10 Ülke
Dominik Cumhuriyeti
Dominik Cumhuriyeti
Ulaşım: Punta Cana’ya Tek aktarmalı – Yolculuk süresi ortalama 20 saat
Görülecek Önemli Yerler: Bavaro Beach, Isla Saona, Damajaqua Cascades, Macao Beach, Playa El Portillo
Ortalama Maliyet: Uçak bileti 3.500 TL – Otel: 1.500 TL
Dubai
Dubai
Ulaşım: Direkt uçuş – Yolculuk süresi ortalama 4,5 saat
Görülecek Önemli Yerler: Burj el Arab, Wild Wadi, Dolphin Bay, Gurunanak Darbar Sikh, Dubai Çeşmesi
Ortalama Maliyet: Uçak bileti 1100 TL – Konaklama 1.500 TL
Seyşeller
Şeyşeller
Ulaşım: Mahe Adası’na tek aktarma – Yolculuk süresi ortalama 18 saat
Görülecek Önemli Yerler: Mahe Adası, Anse Lazio, Anse Georgette, Anse Coco Beach, Curieuse Island
Ortalama Maliyet: Uçak bileti 2.300 TL – Konaklama 2.000 TL
Barbados
Barbados
Ulaşım: Bridgetown’a tek aktarma – Yolculuk süresi ortalama 29 saat
Görülecek Önemli Yerler: Carlise Bay, Hunte’s Garden, Harisson’s Cave, Dover Beach
Ortalama Maliyet: Uçak Bileti 3.000 TL – Konaklama 2.500 TL
Küba
Varadero
Ulaşım: Havana’ya tek aktarma – Yolculuk süresi ortalama 20 saat
Görülecek Önemli Yerler: Varadero,Saturn Mağarası, Santa Clara, Trinidad
Rize, yaylaları, dereleri, kendine has köprüleri ile belkide Türkiye’nin en keyifli şehirlerinden. Karadeniz insanının sıcaklığını, dağların serin esintilerini ve huzuru bulabilir daha önceki tüm deneyimlerinizin üzerine koyabilirsiniz. Hiç lafı uzatmadan başlayalım…
Ulaşım: Rize’ye Trabzon havaalanından 1 saatlik yolculuk sonrası ulaşabilirsiniz. Trabzon havaalanına ise Ankara ve İstanbul üzerinden ulaşabilirsiniz. Gezilecek yerlerin içersinde nasıl ulaşım sağlanacağını ayrıca bulabilirsiniz.
Konaklama: Ayder Doğa Resort (Rezervasyon için tıklayınız), Rize de kalabileceğiniz en huzurlu adreslerden biri. Yalnız bilmenizde fayda var, arabanızdan sonra biraz yokuş tırmanmanız gerekiyor, fakat değiyor buna. Hizmeti, yemekleri ve temizliği ile gönül rahatlığı ile tavsiye edebiliriz.
Rota: Daha az yol yaparak daha çok yer görmek için en uygun başlama noktası Rize Şehir Merkezi, sonra sırası ile, Çayeli, Pazar, Ardeşen, Çamlıhemşin, Ayder ve Kaçkarlar
Rize
Rize Merkez
Rize Kalesi: Yaklaşık 700 yıllık bir kale Rize kalesi. İki bölümden meydana geliyor, Aşağı Kale ve Yukarı Kale. 1990 yılında onarımı yapılıp günümüzdeki haline getiriliyor. Kalenin kafesinde içeceğiniz çay ise meşhur Rize çayı. Manzara da gayet keyifli.
Rize Müzesi: Rize Kalesi’ne 20 dk lık yürüme mesafesinde. Yerel halk tarafından Sarı Ev olarak biliniyor. 1998 yılında müze olarak hizmete açılmış. İçinde görülecek pek birşey yok, zemin katta tarihi eserler, giriş katta idare personeli bulunuyor. 1. katta ise Rize kültürünü gösteren yaşam alanı sergileniyor. Bu kattaki ahşap mobilyaların işlemleri oldukça ilginç. Dışarıda ise mezar taşları ve toplar sergileniyor.
Çayeli
Çayeli ilçesine bağlı görülecek çok yer var fakat öncelikle merkezden bahsetmek gerek. Burada Hopa Caddesi üzerinde Hüsrev Lokantasını bulabilirsiniz. Kuru Fasülye yemeden dönmeyin.Uzungöl yazımızda da bahsettiğimiz gibi bu bölgede Sütlaç bir başka… Hüsrev de bu konuda gayet başarılı. Ayrıca Lale Lokantasını da deneyebilirsiniz.
Hopa Caddesinden Karadeniz Sahil Yolu’na geçtiğinizde Pazar’a kadar deniz kenarından keyifli bir yolda gidebilirsiniz.
Pazar
Bölgenin en eski yerleşim yeri olarak biliniyor. Az bilinen ise, Pazar da dünyaca ünlü puro tütünleri yetiştiriliyor. Ve tabiki Çaykur fabrikası da burada.
Her Pazartesi ve Perşembe günü, Atina deresi yanında Kadınlar Pazarı kuruluyor. Burada el yapımı, tereyağ, peynir, erişte, turşu, pekmez v.b. bulabilirsiniz.
Ayrıca içinde hamsi olan envai çeşit ürünü de Pazar’da bulabilirsiniz. Hamsili Pilav, Hamsili Ekmek, Kamsi Kuşu v.s.
Normalde bahsetmeyeceğimiz bir kale olan Kalecik Kalesinden bahsetmek istiyorum. Bu kalenin ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. Kalenin planı ise halen bir muamma. Bahsetmemizin sebebi ile Trabzon-Rize otoyolunun yapımında maalesef kalenin bir kısmı yıkılmış. Ne kadar üzülsekte maalesef daha bilinçli bürokratlar göreve gelmediği sürece bu durumları yaşamaya devam edeceğiz.
Kızkalesi: Merkezde denizin içersinde bir kayalığın üzerine yapılmış bir kule. İlginç bir yapı, duvarlarının ölçüsü 7×7 metre..
Kız Kalesi
Çamlıhemşin
Şelale
Çamlıhemşin’in Şenyuva Köyü Mıhlama‘nın doğum yeridir. Denemeden geçmeyin. Ayrıca ilçede en ilginç köylerden biri olan Çat köyünü de ziyaret edebilirsiniz. Köy de toplam 5 hane yaşıyor. Yani 5 ev de yaşanıyor. Ayrıca 5 kişinin oyu ile seçilmiş bir de muhtarı var…
Palovit Şelalesi: Bu bölgedeki en debili şelale Palovit Şelalesi. Zilkalesini geçtikten sonra yol ayrımına geleceksiniz buradan sonra yol bozuk olduğundan yürüyerek ulaşabilirsiniz.
Şenyuva Köprüsü: Bölgenin en eski köprüsü, bu tarz taş köprüler bölgede sık sık karşınıza çıkacaktır. Sudan yaklaşık 0 metre yüksektedir. Uzunluğu da 40 metreden fazladır.
Şenyuva Köprüsü
Fırtına Deresi: Fırtına deresi bölgedeki birçok ilçenin içinden geçiyor ve dere üzerinde birçok firma rafting turları düzenliyor. Yıl boyunca rafting için uygun durumda olması ise rafting severler için burayı bulunmaz kılıyor. Dere üzerindeki köprüler ve orman manzarası ise bu macerayı daha keyifli hale getiriyor.
Ayder Yaylası: Çamlıhemşinden 20 Km uzaklıkta bulunan Ayder Yerli ve yabancı turistlerin uğrak yerlerinden. Ayrıca yerel halkında uğrak yerlerinden. İlginç bir bilgi; Ayder; tarihi boyunca yayla olarak kullanılmamış.
Hazindak
Zil Kale: 14. yüzyılda inşaa edilen Zil Kale, altından akan Fırtına Deresi ve çevresini saran ormanlık dağların manzarası ile büyüleyici bir yapı. Çamlıhemşinin 15 km güneyinde bulunuyor. Denizden 750 metre yüksekte. Giriş: 3 TL
Zil Kale
Kaçkarlar: Türkiyenin en turistik dağlarından olan Kaçkarlar, bu nedenden birçok aktivitenin de merkezi haline gelmiş. Trekking, Dağcılık, Rafting v.b. derken bir çok turisti bölgeye çekiyor. Yürüyüş turları ile bölgenin tüm güzelliklerini keşfedebilirsin. Özellikle Tatos Gölleri, Kito Yaylası ve Büyük Deniz Gölü görülmesi gereken yerler arasında.
Büyük Deniz Gölü: Kaçkar dağlarında yer alan göl bu dağlarda bulunan buzul göllerinin en büyüğü. 3368 metredeki gölde; yaz aylarında yüzebilirsiniz. Buraya çıkarsanız sizi bekleyen manzara oldukça keyiflidir.