Ankara’da yaşamanın en büyük avantajı, yakın çevrelere kısa, günübirlik ve keyifli geziler yapabilmenizdir. Ne yazık ve ayıptır ki, Ankara’ya o kadar yakın olan bu sempatik ve bol yeşil şehri daha geçenlerde gezebilme ve keşfedebilme şansına erişebildim. Yeşil şehir Bursa’ya uğramadan önce de, çokca methini duyduğumuz Cumalıkızık Köyü’ne kısa bir selam verdik. O nedenle belirtmeliyim ki, bu yazının diğerlerinden farkı, günübirlik bir gezinin notlarından oluşmasıdır.

Yazıya başlamadan ufak bir uyarı; bu yazı, bolca türbe ve cami içerir.

… Ve huzurlarınızda Osmanlı’nın başkenti, Bursa, ve pek tabii ki öncesinde Cumalıkızık Köyü.


NE ZAMAN GİDELİM?

Her ne kadar kışını bilmesem de, başlıbaşına bir efsane olan Uludağ’da kayak ve kar keyfi yapmak niyetindeyseniz kışı tercih edin derim. Bizim gidişimiz Ağustos sonuna geldi ve bizi, bol nemli, bir o kadar da sıcak bir hava karşıladı. Tamamen turistik bir gezi niyetindeyseniz, gezmek için en favori mevsimi, yani baharı tercih etmenizi öneririm. Zira, arkasına Uludağ’ı alan Bursa’yı, denizden gelen nemli hava ile yaz sıcağını birlikte bünyesinde barındırması nedeniyle yazın ortasında gezmek, gezmekten ziyade eziyete dönüşebilir.

ULAŞIMI NASIL SAĞLAYALIM?

Bizim seyahatimizin çıkış noktası, Ankara. Ulaşım tercihimiz ise araba oldu. Bu sayede öncesinde Cumalıkızık’a uğrayıp rahatça vakit geçirdikten sonra kolaylıkla şehir merkezindeki gezimize başlayabildik. Ankara’dan toplu taşıma ile ulaşmak isteyenler için ise sanırım en kısa ve konforlu yol, hızlı tren artı otobüs olacaktır. Ancak, en az iki şoförseniz ve arabanız varsa, arabayla gitmenizi tavsiye ederim.

NEREDE KALALIM?

Yazının başında da belirttiğim gibi, bu, günübirlik seyahate ilişkin bir yazı. Dolayısıyla ne yazık ki, konforlu bir otel tavsiyesinde bulunamayacağım. Ancak, daha önceki uzun bir seyahatimizde bir gece konaklamak için tercih ettiğimiz bir yer vardı; Bursa Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi Uygulama Oteli. Burayı bir gecelik mola yeri olarak kullandığımızdan mutlaka gidin kalın şeklinde bir tavsiye vermem doğru olmaz. Ancak, burasıyla ilgili söyleyebileceğim en önemli şey, son derece merkezi bir yerde ve çok ucuz olması. O nedenle, konfor peşinde değilseniz ve kısıtlı bir bütçeniz varsa, buraya bir göz atmanızda fayda var.

NERELERİ GEZELİM, GÖRELİM?

Bu yazıda her ne kadar iki farklı yerden bahsediyormuşum gibi görünse de ilk olarak değineceğim Cumalıkızık Köyü için tek gezilecek yer tavsiyem var; sokakları … O nedenle bu köyle ilgili daha çok fotoğraf koymayı tercih ediyorum ki siz de Bursa gezinize burayı ekleyip eklememek konusunda kolaylıkla karar verebilin.

Cumalıkızık Köyü, beş adet kızık köyünden, UNESCO tarafından koruma altına alınmış olanı. Diğer köylerde yaşayan halkın cuma namazı kılmak için bu köye gitmesi nedeniyle Cumalıkızık adını almış, Uludağ’ın eteklerinde daracık sokakları bulunan enfes bir köy. Özellikle fotoğraf merakınız varsa, pazar günleri bunun için hiç uygun değil, zira tüm Bursa ve civar illerden gelenler pazar günlerini burada kahvaltı yaparak geçiriyorlar. Sosyal medyanın da etkisiyle, son derece popüler olan bu köyde keyifli ve değişik bir haftasonu geçirebilirsiniz. Ancak, ne yazık ki, köylüler, bu aşırı turist akınından fazlaca nasibini almış ve kendi yaptıkları ürünleri fahiş fiyatlara satmaktalar. Siz, yine de, bu sempatik köyün sokaklarını gezerken, bir paket böğürtleninizi almayı unutmayın.

NOT: Cumalıkızık Köyü, son derece dar sokaklara sahip. O nedenle köyün girişinde yer alan otoparka araçları bırakmak en mantıklısı. Otopark fiyatı, 4-TL.

cumalikizik-2
Cumalıkızık Köyü
cumalikizik-4
Cumalıkızık Köyü

Cumalıkızık Köyü, aheste aheste gezinme hızıyla dahi 1 saatte rahatlıkla gezilebilecek bir köy. Hızlı adımlarla gezerseniz ne kadar süreceğini varın siz düşünün.

Keyifli bir sabahtan sonra, kendinizi Bursa’nın kültürüne bırakmanın tam zamanı. Aşağıda sözünü edeceğim yerler, sırayla ve yürüyerek rahatlıkla gezebileceğiniz yerler. Listeye başlamadan, tekrarla, son bir uyarı; liste, bolca cami ve türbe içerir. 🙂

  • Irgandı Köprüsü: Bu köprü, şehrin göbeğinde bulunan ve bir anda karşınıza çıkan enteresan bir yapı. Eski bir kemerli köprünün üzerine, karşılıklı dükkanların kurulmasıyla oluşmuş ve karşıdan bakınca da oldukça ilgi çekici duran sempatik bir köprü. Gezi rotanızda bir anda karşınıza çıkacak bu ilginç yerde kısa bir fotoğraf molası verip, yolunuza devam edebilirsiniz.

irgandi-koprusu

  • Yeşil (Sultaniye) Medrese: Yürüyüş rotanızda Irgandı Köprüsü’nü geçtikten sonra arkanıza köprüyü aldığınızda sağa doğru kıvrılan yol sizi Yeşil Medrese’ye, oradan Yeşil Cami’ye ve son olarak meşhur Yeşil Türbe’ye çıkaracaktır. Yeşil Medrese, Çelebi Sultan Mehmed tarafından yaptırılmış, Osmanlı’nın en önemli medereselerinden birisidir. Ancak, 1975 yılından itibaren, geziniz esnasında da gezebileceğiniz ve varsa müze kartınızla da giriş yapabileceğiniz, Türk İslam Eserleri Müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlamaktadır.

yesil-sultaniye-medresesi

  • Yeşil Cami: Yeşil Cami, Yeşil Medrese’den çıktığınızda kısa bir yürüyüş mesafesinden sonra ulaşabileceğiniz bir cami. Son derece etkileyici iç ve dış mimariye sahip bu camiyi mutlaka gezi listenize ekleyin.

yesil-cami

yesil-cami-2

  • Yeşil Türbe: Yeşil Cami’den çıktığınızda ağaçların arasında sizi selamlayan, aslında rengi yeşilden çok turkuaz/mavi olan ve adını mavi, yeşil ve turkuaz İznik çinilerinden alan bir türbe Yeşil Türbe. 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası ilan edilen Yeşil Külliyesi’nin içinden yer alan bu yapı, 1421 yılında Çelebi Sultan Mehmed tarafından yaptırılmıştır.

yesil-turbe

  • Emir Sultan Cami: Emir Sultan Camisi, Yeşil Külliye’den çıktıktan sonra görece biraz daha uzak mesafede kalmaktadır. Ancak, camiye giderken ilginç bir manzara size eşlik edecek; mezarlığın ortasından geçen yol. Neredeyse yola sıfır duran mezarlıklar arasında ilerlerken karşıda Emir Sultan Camisi sizi selamlayacaktır. Çok ilginç bir yapı olmamakla birlikte, vaktiniz varsa kısa bir zaman ayırmakta fayda var.

emir-sultan-cami

  • Koza Han: Emir Sultan Camisini ziyaret ettikten sonra, gezinin kalan kısmına devam etmek için aynı yolu takip ederek şehir merkezine dönüşe geçmek gerekecek. Koza Han da gezinin ikinci kısmının ilk durağı. Dışarıdan bakıldığında son derece sade duran bu yapı, içine girildiğinde son derece ferah ve yeşil bir şekilde sizi karşılıyor. İki katlı ve ortasında dev bir avlusu bulunan Koza Han’da, dev avlunun ortasında da bir mescid bulunmaktadır. II. Bayezid tarafından yaptırılan Koza Han, kısa bir çay molası için oldukça iyi bir alternatif. 😉

koza-han

  • Ulu Cami: Koza Han’ın hemen yanında yer alan Ulu Cami, Bursa’nın en ünlü ve turistik yerlerinden. Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılan Ulu Cami, ortasında bulunan şadırvanı ile de son derece ilgi çekici. Ulu Cami’nin bir diğer özelliği ise, 20 adet kubbesiyle, Osmanlı mimarisinde çok kubbeli caminin en önemli örneği olmasıdır.

ulu-cami

Bursa’da gezilecek bir diğer bölge ise, Tophane Bölgesi. Biraz yorucu ve yokuşlu bir yürüyüşten sonra ulaşılabilecek bölgede, öncelikle Saltanat Kapısı, ardından Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin Türbeleri ile Saat Kulesi görülebilecek yerler arasında. Saltanat Kapısı, Osmanlı’nın Bursa’ya ilk giriş yaptığı kapı olarak geçer. Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin Türbeleri ile Saat Kulesi ise büyük bir park içerisinde yer almakta, ayrıca bu parktan tüm Bursa’yı tepeden görme şansına erişebilirsiniz.

saltanat-kapisi
Saltanat Kapısı
osman-gazi-tepebasi
Osman Gazi Türbesi
orhan-gazi-tepebasi
Orhan Gazi Türbesi
saat-kulesi
Saat Kulesi

NERELERDE YEMEK YİYELİM?

Yazının başında da belirttiğim üzere, Bursa gezimizin ilk durağı Cumalıkızık Köyü idi. Burada gezimize güzel bir kahvaltıyla başladık. Bizim kahvaltı mekanı tercihimiz; Kınalıkar Bulanlar Konak oldu. Kınalı Kar isimli dizinin çekimlerinin yapıldığı konak olarak ünlenen mekan, şimdilerde ise kahvaltı mekanı ve butik otel olarak hizmet vermekte. Kahvaltı, serpme kahvaltı olarak servis edilmekte ve kişi başı 20-TL. Biz gayet memnun ayrıldık, hele bir de köyün güzel sokaklarına bakan bir masa yakalayabilirseniz, keyfinize diyecek olmaz. 🙂

Bursa’ya kadar gitmişken yemek olarak iskender kebap yemeden dönmek elbette olmaz. Hangisinin iskender kebapın mucidine ait restaurant olduğu konusunda net bir bilgi edinememiş olsam da Ulu Cami’nin arkasında yer alan İskender Restaurant’ta yahut  uzun kuyruklarda beklemeyi göze alabilecekseniz, Atatürk Caddesi üzerinde ufak, mavi bir dükkanda hizmet veren Kebapçı İskender’de bu lezzeti deneyebilirsiniz.

Bizim tercihimiz ise, iskender kebaptan biraz farklı oldu. Sabah yaptığımız doyurucu kahvaltı nedeniyle açlığımızı dönüş yoluna geçtiğimizde hissetmeye başladık ve İnegöl’de, Köfteci Orhan‘da, inegöl köfte yemeyi tercih ettik. Ankara-Bursa arası bu geziyi planlıyorsanız bu alternatifi de göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim.

NOT: İskender Kebap’ın fiyatları, yerinde yediğinizin hakkını verecek nitelikte, 30-TL. Bizim tercihimiz inegöl köfte’nin fiyatı ise,  16-TL. Tercih sizin. 🙂

Sonuç olarak, Bursa, hem yeşiliyle cezbedici, hem de kültürel olarak son derece doyurucu bir şehir. Mevsim olarak bahar ayları tercih edilmeli, rahat spor ayakkabılar giyilmeli, yola düşülmeli ve bu kültür başkenti zevkle ve heyecanla gezilmeli. 😉

İyi eğlenceler…

Instagram: anilaakin

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here