Antakya, köklü tarihi, kültürel zenginliği ve çok kültürlü – dinli mozaiğiyle herkesin damağında kalacak bir gezi rotası. Benim açımdan ise; çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği, yıllarca tüm üniversite arkadaşlarımı gezdirmek için hafta sonları taşındığım çok özel bir yer. Bu nedenle size hem bir gezgin gözüyle hem de yerel halktan biri olarak bu şehrin gezi rehberini yazacağım ve bu şehri en etkin şekilde gezebilmeniz için gereken tüm tüyoları paylaşmaya çalışacağım.



Antakya

Büyük İskender’in seferleri sonucunda fethedip, Alexandra ismini verdiği bu şehir; tarihi boyunca hem siyasi hem de ticari olarak önemli bir merkez olmuş. Hititlerden, Romalılara, Haçlılardan, Abbasilere ve Hatay Devleti’ne kadar farklı devletler için önemli bir konuma sahip olan Antakya, günümüzde bu geçmişin mirasını hala devam ettiren az sayıdaki yerlerden birisi. Bu nedenle de  “Medeniyetlerin Şehri” olarak anılmayı hakkediyor. Antakya’yı bugün ilgi çekici yapan önemli bir diğer özelliği de bu çeşitliliklerle yoğrulmuş sınırsız tatlar sunan mutfağı. Bu nedenle gastronomi turlarını sevenler için de bu şehir “Lezzetin Şehri” unvanıni, ayrıca hakkediyor.


Kaç gün kalmalı: Küçük çaplı, sadece Antakya içini gezmeyi amaçlayan bir gezi için 1 gece 2 gün yeterli. Ancak yakın çevresindeki diğer önemli turistik yerleri, doğasını ve farklı lezzetlerini tatmak isterseniz en az 2 gece 3 gün kalmanızı öneririz.

Ulaşım: En konforlu ulaşım Hatay Havaalanı’na uçmak. Antakya merkeze 25 dakika uzaklıkta. THY/Anadolu Jet’in Ankara ve İstanbul’dan her gün direk uçuşu var. Dönemsel olarak Pegasus ve Borajet’te Ankara, İstanbul, Antalya, İzmir ve Kıbrıs’tan direk uçuş gerçekleştiriyor.

Karayolu ulaşımı için ise; otobüs için Hatay firmalarından Jet Turizmi veya neredeyse dünyanın en büyük otobüs filosuna sahip olan Has Turizmi konfor açısından tercih etmenizi öneririz. Özel aracınızla da; Ankara’dan 7 saatte, İzmir ve İstanbul’dan 12 saatte Antakya’ya ulaşabilirsiniz.

Konaklama: Çok çeşitli bütçelere hitap eden oteller mevcut, ama bizim önerimiz şehir merkezinde kalmanız yönünde. Bizim öenrilerimiz; Liwan Otel, Savon Otel, Büyük Antakya Oteli, Narin Otel (otel isimlerine tıklayarak rezervasyon yapabilirsiniz). Pansiyon tarzı konaklama sevenler içinse Katolik Kilisesi’nin emektar rahibesinin eski Antakya Evlerini alarak sunduğu pansiyonculuk hizmetleri de bir alternatif.

Bunun dışında şehrin merkezine uzak olan Harbiye Bölgesinde de Grand Boğaziçi Otel, Harbiye Sara Otel gibi tercihler var. Şehrin İskenderun yolu üzerinde ise kaplıca severler için Ottoman Otel başka bir alternatif; ancak epey uzakta.

Antakya
Antakya

Gezilecek Yerler

St.Piyer Kilisesi ve Kaya Siluet: Antakya; Hristiyanlara bu ismin ilk verildiği yer olarak geçer ve bu kilise Hristiyanlığın ilk kiliselerinden birisidir (ilk mağara kilisedir). İsa’nın havarilerinden St. Piyer tarafından kurulduğu bilinmektedir. Hz. Meryem’in bir süre burada kaldığına dair söylentiler de vardır. Ayrıca Hristiyanların haç noktalarından birisidir. Her sene Haziran sonunda burada Vatikan büyük bir ayin yapar. Müzeye çevrilmiştir ve Müze Kart‘la girilebilir. Kilisenin yanındaki patika yoldan dağın yukarılarına doğru yürüseniz, dağın içine kazılmış dehlizleri ve dağa oyulmuş devasa Kadın Yüzü Silüeti’ni de görebilirsiniz. Bu silüetin Hz. Meryem olduğuna dair doğruluğunu bilmediğim hikayeler mevcuttur. Ne yazık ki bir levha ile gösterilmemekte ve koruma altına alınmadığından harap olmaktadır. Ama çevredeki yerel halka, özellikle çocuklara sorarsanız gösterirler. Kilisenin park yeri vardır.

antakya_4
St. Piyer Kilisesi
Dağa oyulmuş Kadın Silüeti
Dağa Oyulmuş Kadın Silüeti

Hatay Mozaik Müzesi: Yeni yeri St. Piyer Kilisesinin karşısındadır. Hatay’ın hem tarih hem de mozaik müzesidir. Dünyanın en zengin mozaik koleksiyonlarından birine sahiptir. Ancak henüz hepsi sergilenmemektedir. İşin üzücü tarafı çoğu koruma altına alınmadan harap edilmiş veya orta kısımları calinmistir. Müze Kart geçerlidir. Bir kafesi ve müze dükkanı vardır. Park yeri bulunur.

Not: Yeni Müze Binası güzel bir proje olmasına rağmen kullanılan malzeme ve işçilik bir kez daha bizi üzmüştür. Bu konuda denetleyicilerin ihaleyi alan firmayı sorumlu tutması ve yerel halkın bu konuda kamuoyu baskısı yapması gerektiğini düşünmekteyiz. (Ör: girişteki mermerlerin kabarması, kırık olması vs.)

Antakya Müzesi
Antakya Müzesi

Uzun Çarşı: Şehrin merkezinde bulunan çarşısıdır. Eskiden Suriye ve Lübnan gibi yerlerden gelen ürün yelpazeleri ile, her şeyin kalitelisini ucuza bulacağınız bir yerdi. Şimdi bu özelliği biraz Çin mallarıyla gölgelenmekte, fakat buna rağmen tüm Türkiye’ye mal gönderen yerel üreticilerin bir merkezi. Kumaşları, ayakkabıları, kuyumcuları ve tabi ki baharatlarıyla ünlüdür. Çarşı kendi içinde Ayakkabıcılar Çarşısı, Kuyumcular Çarşısı, Baharatçılar Çarşısı olarak bölümlere ayrılır. Bunlar içinde en ilgi çekicisi elbette Baharatçılar kısmıdır. Burada her türlü baharatı taze ve ucuza bulabilirsiniz. Burada; Yardım’ın Yeri’nden Antakya’ya özgü ev yapımı peynirleri, salçaları, nar eksisi ve zeytini alabilirsiniz. Benden selamı da ihmal etmeyin.

Baharat Çarşısı
Baharatçılar Çarşısı

Habibi Neccar Cami: Saray Caddesi’ne girmeden ana meydan da tüm ihtişamıyla camiyi görebilirsiniz. Anadolu’nun bilinen en eski camilerindendir. Habibi Neccar Hikayesi burayı daha da ruhani bir yer yapmaktadır.

Eski Antakya Sokakları ve Evleri: Saray Caddesi ile Kurtuluş Caddesi arasındaki Dağa doğru yürüseniz bu mahallenin içersinde evleri ve sokakları görebilirsiniz. Aralarda yeni açılan hoş dükkan ve kafelerde köpüksüz bir Antakya kahvesi (evet köpüksüzü makbuldür) deneyebilir, Sanat galerilerini de gezebilirsiniz.

antakya-mahalle
Antakya Sokakları

Ortodoks Kilisesi: Saray Caddesi üzerindedir. Arap Hristiyanlar olarak da bilinen Antakya’nın yerli halkının bir kısmı, bu Ortodoks Kilisesi’ne bağlıdırlar. Ziyaret saatlerine dikkat etmenizde fayda var. Kilise ve cemaati Antakya’ya önemli kültürel zenginlikler kazandırmaktadır. Ayrıca isimlerini ve markalarını Türkçe yazarak kullanmayı tercih ettiklerinden Corc Kuyumculuk, Mişel Hediyelik Eşya v.b benzeri dükkan isimlerini şehri gezerken görmeniz mümkündür.

Katolik Kilisesi ve Çan Kulesi Manzarası: Kurtuluş Caddesinden direk veya Eski Antakya Sokaklarından dolaşarak ulaşabilirsiniz. Burası Vatikan tarafından sonradan kurulan bir kilise olmasına rağmen Eski Avlulu Antakya Evlerinin restore edilmesiyle yapılmıştır. İkinci olarak Çan, Hazan ve Ezan belgeseliyle ünlenen bu mekanın özelliği kilise ile önündeki caminin bir duvarı bulunması ve tam karşısında bölgenin Yahudi Cemaatinin Havrasının bulunmasıdır. Bu durum, Antakya’da Barış içinde yaşayan farklı din ve etnik kimliklerin simgesi olması açısından ilgi çekmektedir. Medeniyet’in Sehri de bir acidan bunu ifade eder. Nitekim dünyaca ünlü Medeniyetler Korosu da Antakya’ya aittir. Kilisenin içinde üst kattaki çan kulesine çıktığınızda cami minaresi ve çam kulesinin aynı karede fotoğrafını çekebilirsiniz. Ağaçlar kapamadan önce buradan Havranın da binası görülmekteydi. Yine ziyaret saatlerine dikkat etmenizde fayda var.

Cam Evi: Anadolu’da ve Antakya’da unutulmaya yüz tutan bir zanaatı sürdüren bu ev, üfleme cam sanatının bir hobi olarak başlayarak bir sergi yerine dönüşmesinin ürünüdür.


Antakya Yakınında Gezilecek Yerler

Harbiye ve Şelaleler: Ünlü Defne sabunun kaynağı olan defne ağaçları ve şelalelerle kaplı bir mesire yeridir. Bir zamanlar, Antakya’nın yeme-içme eğlence merkeziyken eski güzelliği ve havasını kaybetmeye başlamıştır. Girişinde, aşağı doğru sola giden yoldan aşağı inerseniz suların içindeki mesire yerlerine, lokantalara ve piknik yerlerine ulaşabilirsiniz. Sağdan düz devam ederseniz merkezdeki restoranlar ve dükkanları görebilirsiniz. Burada; ünlü Samandağ’ı ipeğinin üretim atölyeleri ve satış mağazaları vardır. İpek şalları, kumaşları ve yatak örtülerini uygun fiyata bulabilirsiniz.

harbiye
Harbiye

Vakıflı Köyü ve Musa Ağacı: Samandağ’a 4-6 km uzaktadır. Türkiye’nin tek yaşayan Ermeni Köyüdür. Ayrıca organik tarımın ilk yapıldığı köylerdendir. Köyün ortasındaki Ermeni Kilisesini ziyaret edebilir, buradaki dükkanlardan ev yapımı reçelleri ve likörleri tadarak alabilirsiniz.

Vakıflı Köyü’ne giderken gececeginiz Hidirbey Köyü’nün tam ortasında yaklaşık 1200 yıllık bir çınar ağacı vardır. Bu ağacın hikayesi ise şöyledir; Hıdırbey Köyündeki derenin yanında Hz. Musa ile Hz. Hızır buluşurlar. Hz. Musa su içmek için durduğunda asasını bırakır. Asanin bırakıldığı bu yerde ağaca dönüştüğüne inanılır. Bu ağaç bahsettiğimiz çınar ağacıdır.

Samandağ-Çevlik, Titüs Kaya Tüneli, Beşikli Mezar: Samandağ – Çevlik Antakya’ya yaklaşık yarım saat uzaklıkta deniz kenarındaki küçük bir ilçedir. Titüs Tüneli M.Ö. 300’lerde buraya kurulan antik şehrin iç limanına bağlanmak ve sel baskınlarından korumak için bir kayanın içine oyulmuş bir tüneldir. İsmini onu yaptıran Roma Generali Titüs ‘ten alır. İçinde yürüyerek gezebilirsiniz. Bahar ayında giderseniz yeşillikler içinde deniz manzarasına karşı bir doğa yürüyüşü yapma şansınız da olur. Tünelin Sonunda Beşikli Mağara ve Kaya Mezarına ulaşırsınız. Burası da oldukça ilgi çekici bir arkeolojik alandır. 2014 yılında Tünel ve Kaya mezarları UNESCO Koruma Listesi Geçici Listesine girmiştir. Tünelin girişindeki kahvede dönüşte denize nazır soğuk birşeyler de içebilir. Sonrasında bir balık restoranına da uğrayabilirsiniz.

samandag
Samandağ

Yeme – İçme

Emin olun Antakya’nın her yerinde güzel ve yerel yemek bulursunuz. Ancak burada size, yerel halkın nerede yediğini ve misafirlerini nereye götürdüğünü anlatıp, en iyilerini yazacağız. ”Denemeden Antakya’dan gitmeyin” diyeceğimiz bir dolu şey var, fakat yine de klasik olarak mezeler (keklik salatası, zeytin salatası, abuganniş, cevizli biber, humus, bakla); künefe, kebap, döner ve harbiye tavuğu şimdilik sayacaklarımız.

Künefe: Akşamdan önce yiyecek iseniz; Uzun Çarşı’nın içinde Ayakkabıcılar Çarşı’sının içinden girebileceğiniz Çınaraltı Avlusunda odun ateşinde taze yapıp müşterilerine sunan Çınaraltı Yusuf Usta’nın yerini öneriyoruz. Onun dışında her daim Saray Caddesi’ndeki Anadolu ve Leban Restoran; Harbiye’de Boğaziçi ve Kuleli restoranda yiyebilirsiniz.

Çınaraltı
Çınaraltı

Meze ve Kebap: Saray Caddesi’ndeki Leban Restoran ve Anadolu Restoran öğlen ve akşam hizmet veriler. Leban akşamları farklı eğlence imkanları da sunar. Ayrıca benim denemediğim, fakat tavsiye edilen bir yer olan; eski Antakya evlerinin restore edilerek yapılmış olan Ala Restoran. Harbiye (Boğaziçi, Kule ve Hidro Restoran en eskilerdendir, Hamusun yeri, Mozaik Cafe) ve Kuzeytepe (Muhtarın Yeri) gibi şehrin biraz dışındaki yerlerde eğlence ve yemek mekanları açısından önereceğimiz yerlerdendir.

Yerel Ev Yemekleri: Uzun Çarşının girişinde Sultan Sofrası günlük çeşitli alternatifler sunan güzel bir mekandır. Güzel tarafı yemekleri görerek seçebilirsiniz ve size açıklarlar. İçkisizdir. Buna bir başka alternatif Anadolu Restoran’dır. Sultan Sofrası kadar olmasa da özellikle öğlenleri ev yemekleri çıkarır. Buralarda ORUK (Antakya usulü içli Köfte), Ekşili Aş Çorbası, Biberli Ekmek, Kabak Boraniyesi (Antakya’ya özgü tuzlu yoğurtla yapılır), Aşur (Etin dövülerek ezilmesiyle yapılır), Kaytaz böreği gibi yemeklerin tadına bakmanızı tavsiye ederim.

Soslu Antakya Döneri: Saray Caddesinde Mısırlı’da (Abdo Ustanın) ya da Saray Caddesinden Kurtuluş Caddesine doğru çıkarken Tacettin Usta’nın Yeri’nde (ancak burada genellikle 3’ten sonra döner biter) yemenizi öneririz. İçimdeki Gezgin yazarlarından eşim Çağlar Yavaşoğlu, her Antakya ziyaretinde muhakkak Tacettin Usta’nın yerine gider.

antakya_6
Dönerci Tacettin

Tepsi Kebabı: Uzun Çarşıda Aydın Kasabı’nda yemenizi öneririz. Kasapların arkasında oturulacak avlular vardır. Buraya giderek tepsiye et sipariş ederseniz; fırında taze taze yaparak sıcak lavaşla ve ayranla servis ederler.

antakya_3
Tepsi Kebabı

Tavuk Izgara (Harbiye Tavuğu): Harbiye’de Boğaziçi, Kule ve Hidro Restoran en eskilerdendir. Ayrıca Hamusun Yeri’ni de deneyebilirsiniz.

Hurmalı Pasta: Saray Caddesi’nin girişinde Petek Pastanesinde her gün taze çıkar. Hala Antakya’ya gittiğimde kilolarca sipariş edilir.

Balık ve Meze: Samandağ ilçesinde Derviş’in Yeri’nde ya da Arsuz Beldesi’nde yiyebilirsiniz.

Haytali: Adana ve cevresinde bicibici olarak bilinen nisasta ve gul suyu ile yapilan bir tatlidir. Kurtulus Caddesi deki ünlü ve geleneksel Affan Kahvesinde yenilebilir.

Antakya Kahvesi: Çifte kavrulmuş ve koyu bir kahvedir, o nedenle tadı Türk kahvesi ve espresso arasındadır. Köpüksüz yapılır, yerel halk fincan yerine günde 7-8 bardak, çay bardağında (sürahi derler), içer. Her gittiğiniz yerde ikram etmek isterler.


Yardımcı Bilgiler:

  • Düşündüğünüzden çok yiyeceğinizi hesaba katarak gelmeden bir diyet programına başlayabilirsiniz.
  • Kiliseler ve camiler ücretsiz ziyaret edilebilir. Ancak ayin saatlerine dikkat etmek gerekiyor (örneğin Pazar günleri ve akşam 17:00’de). Kiliselerin ziyaretçi saatleri kapılarında belirtilmektedir.
  • Havaalanında taksilere gidiş-dönüşte “dolmuş taksi” uygulamasını sorun. Kişi başı 25-30 TL’ye havaalanından otelinize, otelinizden havaalanına taksi hizmeti almış olursunuz.
  • İpek şal, defne sabunu-şampuanı, nar ekşisi, baharat almayı unutmayın.
  • Acı yiyemiyorsanız, mutlaka her ısmarladığınız yemek için ACISIZ istiyorum diye belirtin. Buranın “az acısı” emin olun başka yerin ölçüsüne benzemez!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here