Nasıl gidilir: Türk Havayolları’nın İstanbul’dan direk uçuşu var.

Kısa bir orta Avrupa gezisinde bir durak olarak uğramak isterseniz, Münih, Viyana gibi şehirlerden oldukça yakın. Biz de Münih’ten 1,5 saatlik bir tren yolculuğuyla gittik. Oradan da 2 saat yolculukla Viyana’ya 2 geçebilirsiniz. Tren biletlerini Deutchebahn ya da Ôsterishbahn web sitelerinden online alabilirsiniz. Erken alırsanız promosyon biletler bulmanız mümkün.  Örneğin ben 16 Euro’ya tek yön tren bileti aldım. Koltuk numarası için 2-4 euro karşılığında ayrıca rezervasyon yaptırmanızı öneririm. Yoksa ayakta kalabilirsiniz. Tren garı, şehir merkezinde olduğu için otelinize yürüyerek, otobüsle ya da taksi ile de gidebilirsiniz. Taksi çok pahalı değil, tren garından Alt Stadt ortalama 10 Euro. Otobüs bileti 2,30 Euro.

Konaklama: Salzburg da konaklama, özellikle Alt Stadt tarafında kalmak isterseniz butik oteller ağırlıklı olması dolayısıyla biraz pahalı, ancak tren istasyonunun çevresinde  daha uygun lüks oteller bulabilirsiniz. Biz bu tür bir tercihte bulunduk. Turistik tüm mekanlara 1-2 kilometre uzaklıkta olduğundan yürüyerek, taksi veya otobüsle her yere ulaşabilirsiniz. Taksi ortalama 8-10 Euro tutmakta.

Kaç gün kalmalı: 1 gece 2 gün şehri görmek için fazlasıyla yeterli. Hatta günübirlik ziyaret de bir tercih olabilir.

salzburg3

Gezilecek  Yerler: Salzburg’daki görülmeye değer yerlerin neredeyse hepsi Alt Stadt denilen bölgede bulunmakta ve hepsini yürüyerek bir günde görmeniz mümkün. Alt Stadt nehrin dağa bakan kısmıma kurulmuş, nehrin diğer yakası Yeni şehre açılmakta. Salzburg’da görülmesi gereken yerler şu şekilde sıralanabilir:

  • Hohensalzburg Kalesi ve St. Peter Kilisesi/Mezarlığı
  • Mozart’in doğduğu ev (Mozart Geburthaus) ve yaşadığı ev (Mozart Wohnhaus) (iki farklı bina ve müze)
  • Mirabell Sarayı ve Bahçeleri
  • Alt Stadt ve Alt Stadt Pazar Meydanı
  • Makartsteg  Köprüsü (Anahtar Köprüsü) ve Salzach Nehir kenarı
  • Salzburg Katedrali
  • Salzburg Şehir Müzesi
  • Vilayet (Residence)
  • Johannes, Arenberg,Francis ve Aigen Sarayları

Ayrıca bence ”ilklerin şehri” diyebileceğimiz Salzburg’dayken, Avrupa’nın bilinen en eski restoranı St. Peter Stikeller’i (İngiliz Kraliçesi Elizabeth bile burada yemek yemiştir) ilk Sacher pastayı yapan, Sacher Café’yi ziyaret etmeyi unutmayın.

salzburg10

Salzburg, Avusturya sınırları içerisinde kalan, Salzach nehri tarafından ortadan ikiye bölünen tarihi ve kültürel olarak zengin ve önemli bir Avrupa kentidir. Bu ünün nedenlerinden birisi Avusturya-Macaristan tarihi kadar Avrupa’daki stratejik öneminden ve siyasal-ekonomik gücünden kaynaklanır. Nitekim Salz-burg “tuz diyarı” anlamına gelir ve eskiden şehrin zenginliğinin kaynağı olan tuz rezervleri ve depoları dolayısıyla da bu isimle anılır.

salzburg4

Yüzyıldan beri var olan Hohemsalzburg Kalesi de bu ekonomik ve siyasal gücünün göstergelerindendir. Burası Orta Avrupa’da yıkılmadan kalan en büyük kale olmasıyla da ünlüdür. Kale de eski tuz depolarını görmeniz mümkündür. Bu kale bir müzeye dönüştürülmüştür. Giriş ücretlidir. 12-16 Euro olmak üzere 2 tip bilet vardır. Kraliyet odalarını kapsayan büyük turu almanızı tavsiye ederiz. Bu biletlere sizi kaleye çıkarıp-indiren raylı teleferik de dahildir. Üstelik bu teleferik sistemi Avrupa’da ki ilklerden birinin yenilenmiş hali. İlki 12-13. Yüzyılda atların beygir gücü ile çalışıyormuş. Müzede buna dair eskizleri görebilirsiniz. Gücünüz varsa yokuş patikadan yürüyerek de çıkılabilir. Kale turunu kesinlikle yapmanızı öneririm, çünkü hem kalenin tepesinden essiz şehir manzarasını görebilir hem de şehrin tarihini görsel olarak da takip edebileceğiniz audio tura katılabilirsiniz. Ancak bu audio turda Türkçe seçeneği yok:( İngilizce, Almanca, Fransızca veya İspanyolca alabilirsiniz). Kalenin tepesindeki manzaralı kafede bir şeyler içmenizi de ayrıca tavsiye ederim. Fiyatları makul düzeyde. Kale mayıs -ekim arası 09:00-19:00 saatlerinde ziyarete açıktır. Ekimden itibaren 17:00de kapanır. Buradan inerken karşınıza çıkacak kilise ve içindeki mezarlık St. Peter Kilisesi/Mezarlığıdır. Şehrin önemli aileleri buradan aldıkları mezar yerlerini hala aile mezarlığı olarak kullanmaktadırlar.

salzburg_mozart
Salzburg romantik bir Avrupa kenti olarak asıl ününü Mozart’a ev sahipliği yapmış olmasından almaktadır.  Bu nedenle, şehirdeki en turistik mekanlardan birisi Mozart’ın yaşadığı ev, diğeri de doğduğu evdir. Buralar birer müzeye çevrilmiştir ve giriş 10 Euro’dur. Müzik veya Mozart tutkunuz varsa gezmenizi öneririm. Onun dışında çok ilgi çekici olmayabilir. Mozart’ın yaşadığı ev nehrin hemen yanında Mirabell bahçesinden çıkar çıkmaz karşınızdayken, doğduğu ev Alt Stadt’ın Merkezinde Getreidegasse‘de bulunur. Bu cadde şık ve butik mağazalarla dolu olarak zevkle gezeceğiniz bir yürüyüşün sonunda sizi Eski Şehrin merkezi olan (Alt Stadt) Alt Stadt Pazar Meydanına kadar götürür. Bu meydanın solundan da kaleye çıkmanız mümkündür.

Müze sevenler için Salzburg’un Şehir Müzesi de bir başka seçenektir. Şehrin tarihini anlatan müzede zaman zaman çeşitli sergilerle de karşılaşabilirsiniz.

salzburg_mirabella_garden

salzburg_mirabella_palace

Salzburg’un romantik ruhunu essiz Mirabelle Sarayı ve Bahçelerinde hissedilebilir. Bu saray Prens Archbishop tarafından 1606 yılında metresini etkilemek için yaptırılmış. Burada zaman zaman sokak çalgıcılarının konseriyle de karşılaşabilirsiniz. Klasik müzik severler için buradaki konser salonunda aksam resitallerine ve konserlerine katılmak da ebetteki pek ucuz olmayan bir biletle keyifli anlar yaşatacaktır. Şehirdeki gösteri ve konserleri http://www.salzburg.info/en/art_culture/events_calendar sayfasından takip edebilirsiniz. Mirabell bahçelerinden çıkıp Mozart’ın yaşadığı evi ziyaret ettikten sonra yol sizi sadece yaya ve bisikletlilere açık olan ünlü, Aşıkların Anahtar Köprüsü olarak da bilinen Makartsteg’e çıkarır. İflah olmaz bir aşıksanız yanınızda buraya bağlamak için bir kilit götürmeniz yerinde olur. Buraya bağladığınız kilidin anahtarını nehre atarak kalbinizi birbirine sonsuza dek bağlamış olursunuz. Alın size tam bir romantizm şehri… Tabi benim buraya anne-babamla gitmiş olmam bu köprünün bir başka özelliği olan sallanma kapasitesini görmemi sağlamış oldu. Köprünün tam ortasında durduğunuzda sallandığınızı hissedebilirsiniz. Şaka yapmıyorum. Bu köprünün bir başka özelliğiymiş.

salzburg2

Bu köprüden geçtikten sonra denk gelirseniz, yaz aylarındaki festivallerde kurulan  nehrin sol kenarındaki yiyecek ve hediye pazarını gezerek küçük bir atıştırmalık molası verebilirsiniz. Bizim gittiğimiz sırada organik ev yapımı reçel ve mezeler yapan bir stant oldukça ilgi görüyordu. Ben de dayanamayarak bunlardan satın aldım.

Barok mimarisinin başyapıtları arasında gösterilen ve geçmişi 700lü yıllara giden Salzburg Katedrali de görülmeye değer bir başka yerdir.

Salzburg turistlerin tercih ettiği bir güzergah olduğundan festival dönemlerinden birine gelmeniz muhtemeldir. Bunu önceden kontrol ederek giderseniz. Hem gezinizi hem de konaklama yerini iyi planlayabilirsiniz. Örneğin bizim gittiğimiz temmuz ortası müzik festivali zamanıydı.

Ayrıca aşağıdaki videoda da görebileceğiniz, Salzburgun geleneksel ünlü kamçıcılarına denk gelirseniz bu gösteriyi kaçırmamanızı tavsiye ederiz.

Yardımcı Bilgiler:  

Festival dönemlerini ve konserleri takip ederek gidin.

Otelinizi ya Alt Stadta yanda tren istasyona yakın seçin.

Kaledeki Audio turu mutlaka alın.

salzburg7

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here