Türkiye’de Hafta Sonu Gidilecek 10 Yer

Hafta sonu 2-3 günlüğüne Türkiye içinde kafa dağıtmak için gidilecek bir çok yer var. Bizlerde Türkiye’de Haftasonu Gidilecek 10 Yer yazımızda bunlardan bazılarını sizler için sıraladık.



Rize

Rize
Rize

Detaylı Gezi Rehberimiz için tıklayınız.

Ulaşım: Trabzon Havaalanı’ndan 1 saat.

Konaklama: Ayder Doğa Resort (Rezervasyon için tıklayınız)

Gezilecek Önemli Yerler: Rize Kalesi, Kız Kalesi, Palovit Şelalesi, Şenyuva Köprüsü, Fırtına Deresi, Büyük Deniz Gölü, Çamlıhemşin, Ayder Yaylası, Zil Kale, Kaçkarlar.

Gezi Rotası: Rize Şehir Merkezi, Çayeli, Pazar, Ardeşen, Çamlıhemşin, Ayder ve Kaçkarlar

Yeme İçme: Etli Kuru Fasulye, Hamsi, Sütlaç, Mıhlama, Pide, Hamsili Pilav, Pepeçura ve daha birçoğu ile Rize Çayı.



Mardin

mardin-8
Mardin

Detaylı Gezi Rehberimiz için tıklayınız.

Ulaşım: Ankara ve İstanbul’dan direk uçuşla Mardin Havaalanı’na ulaşım sağlanabilir.

Konaklama: Zinciriye Otel (Rezervasyon için tıklayınız)

Gezilecek Önemli Yerler: Hatuniye Medresesi, Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi, Ulu Cami, Zinciriye Medresesi, Kırklar Kilisesi, Mardin Müzesi, Kasımiye Medresesi, Deyrulzafaran Manastırı.

Gezi Rotası: Şehir dışında olması nedeniyle öncelikle Kasımiye Medresesi ve Deyrulzafaran Manastırı, ardından şehir içinde yer alan medrese, cami, kilise ve müzeler.

Yeme İçme: Yöresel yemeklerin sunulduğu Cercis Murat Konağı.



Gaziantep

gaziantep-2
Gaziantep

Detaylı Gezi Rehberimiz için tıklayınız.

Ulaşım: Pegasus ve Anadolujet’in Ankara ve İstanbul’dan direk uçuşları ile kolaylıkla ulaşılabilir.

Konaklama: Hotel Ibis Gaziantep (Rezervasyon için tıklayınız)

Gezilecek Önemli Yerler: Bakırcılar Çarşısı, Almacı Pazarı, Gaziantep Kalesi, Zeugma Mozaik Müzesi, Zincirli Bedesten

Gezi Rotası: Şehir dışında kalması nedeniyle Zeugma Mozaik Müzesi, ardından birbirine yürüme mesafesinde bulunan diğer çarşı ve pazarlar.

Yeme İçme: Kahvaltı için Metanet Lokantası’nda Beyran, Küşleme için Halil Usta, Dibek Kahvesi için Tahmis Kahvesi, Katmer için Katmerci Zekeriya Usta, Baklava için İmam Çağdaş.



Germiyan – Ildırı – Karaburun (İzmir)

Odamızın Manzarası
Karaburun

Detaylı Gezi Rehberimiz için tıklayınız.

Ulaşım: İzmir Havaalanı’ndan 2 saat

Konaklama: Yalı Otel

Gezilecek Önemli Yerler: Karaburun İskele, Mimoza Plajı, İncirli Plajı, Germiyan Köyü, Ildırı Köyü, Erythrai Antik Kenti.

Gezi Rotası: Germiyan, Ildırı, Karaburun

Yeme İçme: Deniz Mahsulleri, Germiyan Köyü’nde Slow Food (tamamen doğal ürünler), Damla sakızı, Yaşar Babanın Çiftliğinde Yöresel Organik Kahvaltı (Germiyan)



Antakya

Antakya
Antakya

Ulaşım: Hatay Havaalanı’ndan 25 dakika.

Konaklama: Liwan Otel, Antakya Oteli ve Waxwing Otel.

Gezilecek Önemli Yerler: St.Pierre Kilisesi, Hatay Mozaik Müzesi, Uzun Çarşı, Habibi Necar Camisi, Katolik Kilisesi, Ortodoks Kilisesi, Eski Antakya, Harbiye, Samandağ Titus Tüneli ve Beşikli Mezarlar.

Yeme İçme: Tepsiye Et (Uzun Çarşı Aydın Kasabı), Künefe (Uzun Çarşı-Çınaraltı Yusuf Usta, Anadolu Sofrası, Harbiye-Boğaziçi veya Hidro Restaurant), Yerel Yemekler ve Mezeler (Leban Restaurant, Anadolu Restaurant, Sultan Sofrası), Antakya’nın soslu döneri (Mısırlı ve Tacettin Usta). Mezeler içinden Humus, Zeytin Salatası ve Kekik Salatasını ayrıca öneririz.



Bozcaada

Bozcaada
Bozcaada

Detaylı Gezi Rehberimiz için tıklayınız.

Ulaşım: Araba- Feribot ile ya da Çanakkale Havaalanı’ndan Geyikli’ye gidilerek feribotla geçilebilir.

Konaklama: Patalya Pansiyon, Mitos Otel, ve Quarante Hotel.

Gezilecek Önemli Yerler: Ada Merkezi ve Liman, Bozcaada Müzesi, Bozcaada Kalesi, Ayazma Plajı, Habbele Plajı, Akvaryum Plajı, Rüzgargülleri ve Güneşin Batışı.

Yeme İçme: Deniz ürünleri için Asmalı Meyhane, Sakızlı Bademli Kurabiye için Çiçek Pastanesi, Ev Yapimi Reçeller, Kuntra ve Vasilaki Yerel Şarapları (Çamlıbağ veya Corvus Şarapları)



Kıbrıs

Lala Mustafa Paşa Camii
Lala Mustafa Paşa Camii

Detaylı Gezi Rehberimiz için tıklayınız.

Ulaşım: Ercan Havaalanı’ndan; Gazi Mağusa 1 saat, Girne 45 dk.

Konaklama: 29 Ekim nedeniyle tavsiye edeceğimiz otellerde yer kalmamıştır.

Gezilecek Önemli Yerler: Girne; St. Hilarion, Bellapais, Girne Kalesi, Liman, Batık Gemi Müzesi, Mavi Köşk. Gazi Mağusa; Venedik Sarayı Kalıntıları, Namık Kemal Zindanı, Lala Mustafa Paşa Camii, Othello Kalesi, St. Barnabas Müzesi, Salamis Harabeleri – 2,5 saat mesafedeki Karpaz.

Yeme İçme: Şeftali Kebabı, Deniz Ürünleri



Bursa

Cumalıkızık Köyü
Cumalıkızık Köyü

Detaylı Gezi Rehberimiz için tıklayınız.

Ulaşım: Özel araç.

Konaklama: Bursa Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi Uygulama Oteli

Gezilecek Önemli Yerler: Cumalıkızık Köyü, Irgandı Köprüsü, Yeşil Medrese, Yeşil Cami, Yeşil Türbe, Emir Sultan Cami, Koza Han, Ulu Cami, Saltanat Kapısı, Orhan Gazi ve Osman Gazi’nin türbeleri ile Saat Kulesi’nin bulunduğu Tophane.

Gezi Rotası: Öncelikle merkeze yaklaşık 15-20 dk. uzaklıkta olan Cumalıkızık Köyü, ardından Bursa şehir merkezinde görülebilecek Yeşil Külliye Bölgesi, Ulu Cami ve çevresi ile Tophane Bölgesi.

Yeme İçme: Kahvaltı için Kınalı Kar Bulanlar Konak, İskender Kebap için Kebapçı İskender, (Bursa’ya İnegöl üzerinde ulaşılacaksa İnegöl Köfte için Köfteci Orhan)



Kapadokya

29 Ekimde Türkiye'de Gidilecek 10 Yer
29 Ekimde Türkiye’de Gidilecek 10 Yer

Ulaşım: Nevşehir Havaalanı’ndan yaklaşık 45 dk.

Konaklama: Sacred House, Millstone Cave House, Karlık Evi

Gezilecek Önemli Yerler: Peribacaları, Avanos, Üçhisar Kalesi, Ortahisar Kalesi, Göreme Açıkhava Müzesi, Ihlara Vadisi, Güvercinlik Vadisi,  Çavuşin, Güllüdere Vadisi, Zelve Vadisi, Yeraltı Şehri ve Tünelleri, Üzengi Vadisi, Balon turu, Türk Geceleri.

Gezi Rotası: Üçhisar, Göreme, Çavuşin, Zelve, Ürgüp, Ortahisar, Avanos, Yeraltı Şehri, Ihlara Vadisi

Yeme İçme: Testi Kebabı, Sac Tava (Le Mouton Rouge Restorant), Çoban Kavurma, Turasan Şarapları.



Safranbolu – Çakraz – Amasra

Amasra
Amasra

Ulaşım: Özel araçla ulaşım

Konaklama: Doğa Butik Otel (Rezervasyon için tıklayınız)

Gezilecek Önemli Yerler: Kale, Sahil, Liman, Çakraz Koyu, Bulak Mencilis Mağarası, Tokatlı Kanyonu, Safranbolu Evleri ve Çarşısı.

Gezi Rotası: İstanbul tarafından; Çakraz-Amasra-Safranbolu, Ankara tarafından Bulak Mencilis Mağarası, Tokatlı Kanyonu, Safranbolu, Amasra, Çakraz

Yeme İçme: Amasra’da Amasra Salatası, Balık; Safranbolu’da Peruhi, Safranbolu Simidi, Safranlı Lokum, Bağlar Gazozu.



Yazarlar: Ahu Sumbas Yavaşoğlu, Anıl Akın Atman, Çağlar Yavaşoğlu

Vizesiz Gidilebilecek 10 Ülke

Vizesiz seyahat edebileceğimiz ülkeler hep daha caziptir. Vize almak için onlarca belge hazırlayıp saatlerce sıra beklemektense uçağa atlayıp gitmek hem daha ekonomik hemde daha keyiflidir. Sizin için, uçağa atlayıp gidebileceğiniz, bize göre, en keyifli 10 ülkeyi Vizesiz Gidilebilecek 10 Ülke yazımızda listeledik. Vizesiz gidebileceğiniz tüm ülkelerin listesi için tıklayınız.



Vizesiz Gidilebilecek 10 Ülke



Balkanlar

Sırbistan – Karadağ – Saraybosna – Kosova

Mostar Köprüsü
Mostar Köprüsü – Vizesiz Gidilebilecek 10 Ülke

Balkanlar’da bulunan 4 ülkeyi bir kalemde listemizde ilk sıraya koyduk. Hafta sonu kaçamağından tutun, ufak bayram tatillerine ve deniz kum güneş sevenlere kadar her gezgine her zaman uygun bir seçenek.



Maldivler

Maldivler
Maldivler

Balayı için de alternatif olan Maldivler İstanbul’dan direk uçuşla ulaşabileceğiniz egzotik seçeneklerden. Pırıl pırıl denizi sahilleri ve uzun süren yaz sezonu ile tercih edebileceğiniz bir seçenek.



Ukrayna

Kiev
Kiev

Sovyetler Birliğinin gerek kültürel gerekse mimari olarak etkilerini halen görebileceğiniz bir ülke Ukrayna. Gece hayatı ise en renki ülkelerden.



Lübnan

Beyrut
Beyrut

Ortadoğunun en güzel ülkelerinden biri olan Lübnan, özellikle Beyrut; gerek kültürel gerekse mimari olarak büyüleyici güzellikte. Bölgede huzursuzluklar artmadan gidip görmekte fayda var.



Japonya

Kyoto
Kyoto

Çok uzun yıllardır Japonya ve Türkiye arasında vize serbestliği bulunmakta. Dünyanın hiç bir yerinde göremeyeceğiniz muazzam bir kültürün ev sahipliğini yapan Japonya’ya hayran kalacağınıza eminiz. Detaylı Gezi Rehberi için tıklayınız.



Tayland

James Bond Adası
James Bond Adası

Özellikle son yıllarda Türkiye’de oldukça popüler olan Tayland; tam bir turizm cenneti. Doğal güzelliği yanında bir de bitmek bilmeyen aktiviteler cenneti. Detaylı Gezi Rehberi için tıklayınız.



KKTC

Lala Mustafa Paşa Camii
Lala Mustafa Paşa Camii

Tabi ki vizesiz gidebileceğiniz en yakın yerlerden biri. Pırıl pırıl denizi ve sevenleri için casinoları ile En yakın vizesiz ülke. Detaylı Gezi Rehberi için tıklayınız.



Gürcistan

Batum
Batum

Artvin’den geçip 40 dk da Batum’a ulaşabilirsiniz. Hemde kendi arabanızla.



Arjantin

Buenos Aires
Buenos Aires – Vizesiz Gidilebilecek 10 Ülke

Yolculuk süresini göze alabilirseniz, Güney Amerikanın en renkli ülkelerinden biri olan Arjantini görmenizi tavsiye ederiz.



Fas

Hassan Camii
Hassan Camii – Vizesiz Gidilebilecek 10 Ülke

Kuzey Afrikanın en otantik ülkelerinden biri olan fas, köklü kültürü ve görkemli mimarisi ile vizesiz olarak ziyaret edebileceğiniz en güzel ülkelerden biri.

Türkiye’nin 16 Şehirde Gezilecek 16 Harikası

Türkiye’de gezilecek yüzlerce güzel yer var. Bunların bir çoğunu maalesef bilmiyoruz. Bazen sağdan soldan duyuyoruz, bazen denk gelirse web sitelerinden öğreniyoruz. Bu sebepten, bizde bildiğimiz her yeri yazmak için çaba sarfediyoruz. Bu yazımızda da Türkiye’de bulunan bazı güzellikleri sizinle paylaşmak istedik. Aklınıza gelen yerler olursa lütfen sizde yorum yazarak bizimle paylaşın.



Türkiye’nin 16 Şehirde Gezilecek 16 Harikası



Selimiye – Marmaris

Selimiye
Selimiye

Datça yarımadasının bakir kalmış güzelliklerinden biri. Son yıllarda oldukça popüler olmaya başladı. Yeme içme ve konakla bakımından da değişik alternatifler sunuyor.

Yol Tarifi


Pygela – Aydın

pygela
pygela

Kuşadası’nda tertemiz denizi ile dikkat çeken Pygela aynı zamanda bir antik kent. Truva savaşında yorgun düşen ve yaralı askerler kendilerini toplaması için buraya gönderilirmiş.

Yol Tarifi


Köyceğiz – Muğla

Köyceğiz
Köyceğiz

Eşsiz doğası, denizi, gölü ve tarihi mirası ile köyceğizi halen bakirken görmenizde fayda var. Son zamanlarda adından oldukça sık söz ediliyor.

Yol Tarifi


Gideros – Kastamonu

Gideros Koyu
Gideros Koyu

3500 yıl önce Amazonlar tarafından kurulan ve Karadeniz’de güvenle denize girebileceğiniz ender bir güzellik olan Gideros Koyu; hem Karadeniz’in muhteşem doğasını hem de huzurunu bir tatile sığdırmanıza olanak sağlıyor. Ayrıca buradan ufak bir Karadeniz Turu yaparak keyfinize keyif katabilirsiniz.

Yol Tarifi


Cumalıkızık – Bursa

Cumalıkızık
Cumalıkızık

UNESCO Dünya Mirası Listesinde bulunan Cumalıkızık için hazırlamış olduğumuz detaylı rehberimize ulaşmak için tıklayınız. 

Yol Tarifi


Uzun Göl – Trabzon

Uzungöl
Uzungöl

Uzungöl Karadeniz heybetli ormanları arasına sıkışmış doğal bir güzellik. Detaylı rehberimize ulaşmak için tıklayınız.

Yol Tarifi


Yedigöller – Bolu

Yedigöller
Yedigöller

Özellikle sonbaharda dünyanın bir çok şehrinden fotoğrafçıların akın ettiği Yedigöller, Toprak ananın tüm renklerini gözler önüne seriyor. Doğal parkta yürüyüşler yapıp kendi rotalarınızı da oluşturabilirsiniz.

Yol Tarifi


Borçka Karagöl – Artvin

Boçka Karagöl
Boçka Karagöl

Tam anlamıyla gizli kalmış bir cennet. Bir manzara karesinde arayacağınız herşey var. Belkide Türkiye’nin en güzel göllerinden. Borçka Karagöl Tabiat Parkı’nı listenize eklemenizi ziyaret etmenizi öneririz.

Yol Tarifi


Yerköprü Şelalesi – Konya

Yerköprü Şelalesi
Yerköprü Şelalesi

Konya sınırları içersinde Göksu Nehri üzerinde yer alan şelale yine, Türkiye’nin az bilinen yerlerinden. Son yıllarda tur şirketlerinin programlarına dahil ettiği şelale görsel olarak en keyifli şelalelerimizden bir tanesi.

Yol Tarifi


Ishak Paşa Sarayı, Ağrı

İshak Paşa Sarayı
İshak Paşa Sarayı

Osmanlı’nın son dönemlerinde yapılmış olan sarayların belki de en ünlüsüdür. Sonradan yapılan cam tavan zevksiz bir grubun eseri olsa da yine de içi görülmeye değer. Giderken Ağrı Dağı’nı görmek ise ek bir keyif verecektir.

Not: Yine belirtiyoruz; Tarihi eserlerimizle ilgilenecek memur ve bürokratlar bu konuda eğitimli, bilgili ve bunları koruyabilecek kişiler arasından seçilip göreve getirilmeli.

Güvenlik kaygınız var ise bölge jandarmadan bilgi alabilirsiniz. 0 (472) 215 1148

Yol Tarifi


Nemrut Dağı, Adıyaman

Nemrut
Nemrut

Unesco Dünya Mirası Listesinde yer alan bölge, 80 li yıllarda Türkiye’nin tanıtım reklamlarında ve broşürlerinde çok sık yer almakta idi. Muhakkak görülmesi gereken yerlerden.

Yol Tarifi


Myra Antik Kenti, Antalya

Myra
Myra

Lykia’nın 6 kentiden biri olan Myra Antik Kenti, bir kesimin Noel Baba olarak kabul ettiği Aziz Nikolas şehrin dini liderliğini yapmış ve burada yaşamıştır.

Yol Tarifi


Halfeti, Şanlıurfa

Helfeti
Halfeti

Birecik Barajı’nın yapımı ile sular altında kalan köyün, etrafı, ve taş mimari ile yapılan bölge turizm açısından oldukça dikkat çeken bölgelerden biri. Şanlıurfaya gitmişken, şehir merkezini de gezme şansı yakalamanız da cabası…

Yol Tarifi


Ballıca Mağarası, Tokat

Ballıca Mağarası
Ballıca Mağarası

3,5 milyon yıllık tarihi ile dünyanın en güzel mağaralarından biri olan mağara, henüz keşfedilmemiş bölümleri olsa da ziyarete açılan kısmı; 680m uzunluğunda ve 8 bölümden oluşuyor.

Yol Tarifi


Kars, Ani

Ani Harabeleri
Ani Harabeleri

2016 yılında Unesco Dünya Mirası Listesine dahil edildi. Bu vesile ile bu sene çok konuşuldu. THY ile Kars’a ulaşıp oradan da Ani’ye rahatlıkla gidebilirsiniz.

Yol Tarifi


Tohma Kanyonu, Malatya

Tohma Kanyonu
Tohma Kanyonu

Nehrin etrafını saraf dik ve keskin kayaları ile tam bir doğal güzellik olan ve çok bilinmeyen bu kanyonun içersinde yürüyüş yapabilir, kanyonun tadını çıkarabilirsiniz.

Yol Tarifi

Ankara’da Görülecek 10 Muhteşem Müze

İPUCU

Müzekart;

Müze kart 50 TL karşılığında 1 yıl boyunca tüm müzeleri ücretsiz gezmenizi sağlayan çok avantajlı bir karttır. Bazı özel müzeler, kartı kabul etmezken, bazı özel müzeler ise indirim sağlamaktadır. Bilgi almak için tıklayınız. Müze girişlerinden temin edebilirsiniz. 

İş Bankası Maximum kart sahipleri ise ilk müze ziyaretlerinden itibaren 1 ay boyunca geçerli olmak üzere müzeleri ücretsiz ziyaret edebilir.


1. Anıtkabir

Anitkabir
Anitkabir

Atatürk’ün kabrinin yer aldığı Anıtkabir’de, ayrıca Atatürk’ün kullandığı eşyaları, arabalarını, ünlü Aslanlı Yolu ve ilgili müzeleri gezebilirsiniz. Ortalama yarım gününüzü alacaktır.

Yol Tarifi


2. Etnoğrafya Müzesi

Etnoğrafya Müzesi
Etnoğrafya Müzesi

Selçuklu’dan günümüze Anadolu sanatlarının ve bazı silahların sergilendiği müze en az 2 saatinizi alacaktır.

Yol Tarifi


3. Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Anadolu Medeniyetleri Müzesi

1997 yılında Avrupa’da yılın müzesi olarak seçilen müzede Anadolu’nun Arkeolojik eserlerini tarihi sırayla gezebilirsiniz. 2-3 saatinizi alacaktır.

Yol Tarifi


4. TCDD Açık Hava Buharlı Lokomotif Müzesi

TCDD Açık Hava Buharlı Lokomotif Müzesi
TCDD Açık Hava Buharlı Lokomotif Müzesi

Yeni Gar inşaatı nedeni ile; TCDD Behiç Bey Tesisleri spor sahası yanına, Toprak Mahsulleri Ofisi silolarına bakan yere taşındılar. Şu an lokomotiflerin bir kısmı da ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi bahçesindedir.

Dikkat: Son durum hakkında Lütfen 0312 309 05 15  numaralı telefondan bilgi alınız.


5. Hava Kuvvetleri Açık Hava Müzesi

Türk Hava Kuvetleri Açık Hava Müzesi
Türk Hava Kuvetleri Açık Hava Müzesi

60 dönüm arazi üzerine kurulmuş olan müzede dışarıda eski uçaklar, içeri de ise havacılık ve savaş uçakları ile ilgili malzemeler ve ekipmanlar sergilenmektedir. Yaklaşık 2 saatinizi alacaktır.

Yol Tarifi


6. Rahmi Koç Müzesi – Çengelhan

rahmikoc
Rahmi Koç Müzesi

Müze’de mesleki temalı çeşitli araç ve gereçler, nostaljik objeler sergilenmektedir. Yakınlarda yarım asırlık Safranhan’ı da bünyesine katarak 7.000 metrekarelik bir alana ulaşan müze yarım gününüzü alacaktır. Detaylı bilgi için tıklayınız.

Yol Tarifi


7. Ulucanlar Cezaevi Müzesi

Ulucanlar Ceza Evi Müzesi
Ulucanlar Ceza Evi Müzesi

Ulucanlar ceza evi, müzeye dönüştürülmüş gerçek bir cezaevidir. Burada yatan ünlü isimlerin ranzaları etiketlenmiştir. Yaklaşık 2 saatinizi alacaktır.

Yol Tarifi


8. PTT PUL Müzesi

pulmuzesi
PTT Pul Müzesi

Osmanlıda basılmış ilk puldan günümüze kadar tüm pulların sergilendiği müzede ayrıca yabancı devlet pullarını ve Filatelik malzemeleri bulabilirsiniz. Dünya çapında bir müzedir. İlginize göre, 1 saat ile 3 saat arası vaktinizi alacaktır.

Yol Tarifi


9. Tabiat Tarihi Müzesi

Tabit Tarihi Müzesi
Tabiat Tarihi Müzesi

Ülkemiz topraklarında geçmişte yaşamış olan bitki ve hayvan türlerinden örneklerin ve maketlerinin bulunduğu keyifli bir müzedir. Yaklaşık 2 saatinizi alacaktır.

Yol Tarifi


10. Malıköy Müzesi, Alagöz Karargah Müzesi, Gordion Müzesi

Malıköy Müze
Malıköy Müzesi

Detaylı hazırlanmış gezi rehberi için; Tıklayınız.


 

Sümela Manastırı

Sümela Manastırı, 4. yüzyılda yapılmıştır. Anadolu’da örneklerine rastlayabileceğimiz mağara kiliselerden bir tanesidir. Daha önce Mağusa yazımızda da bahsettiğimiz St. Barnabas, Sümela Manastırı hikayelerinde de yer almaktadır. Hikayeye göre Barnabas ve Sophronios aynı rüyayı görerek Maçka’ya gelirler ve kilisenin temelini atarlar. Bunun dışında bir kaç efsane daha bulunmaktadır.

Türkiye’nin eşsiz yapılarından biri olan Manastır, 1150 metrede bulunmaktadır. Her yıl Ağustos ayında Manastır etrafında festival düzenlenmektedir.

Hala UNESCO Dünya Kültür Miras Listesinde hak etiği yeri alamamış olan Sümela Manastırı’nın bir an önce bu listeye girmesi ve koruma altına alınması gerekmektedir.

sumaela3
Sümela Manastırı

Ulaşım: Ulaşım konusunda kendi aracınızla sıkıntı çekmezsiniz. Yollar temiz ve ulaşım rahat. Ayrıca Maçka’dan dolmuşları kullanarak da ulaşabilirsiniz. Yol Trabzon merkezden ortalama 1,5 saat sürmektedir ve oldukça keyifli bir yoldur.

Manastıra giriş ücretlidir. Kişi başı 25 TL.

Konaklama ise en yakın yerleşim yeri olan Maçka’da yapılabilir. Sümela Otel tavsiye edilir.

sumela4
Sümela Manastırı

Giriş kısmında bulunan su kemeri, manastır sakinleri tarafından kullanılmaktadır. Ayrıca muhafız odası da yine girişte bulunmaktadır. Manastırın içine girdiğinizde ise kütüphane ve kilise odaları mevcuttur. Kaya Kilisesi ise Manastırın en önemli yeridir. İlk inşa edilen kısmı olduğu düşünülmektedir. İçerde bulunan fresklerin 3. Alexios dönemine, şapel kısımlarında yer alanların ise 18.yüzyıla ait olduğu düşünülmektedir. Şapel duvarında bulunan fresk ise yine Trabzon’da bulunan Aziz George Manastırına ismini veren St. George ve 4. yüzyılda yaşamış olan Selanikli St. Demetrios’u ve Ejderi simgeler.

Manastır içersinde turistlere ayrılmış bölümler dışında girişe yasak olan bölümler de vardır. Unutmayın ki hala işlevsel bir manastırdır. Öğrencileri için ayrı bir bölüm, Misafirhane, kütüphane ve Kilise olarak bölümlerden oluşur.

Sümela Manastırı
Sümela Manastırı

İpucu: Kaya düşme riskinden dolayı zaman zaman manastır ziyarete kapatılmaktadır. Bu nedenle gitmeden önce +90 (462) 326 07 48 numaralı telefonla manastırın son durumunu öğrenmenizde fayda vardır.

Ziyaret saatleri ile ilgili müzenin açıklaması; Nisan Ayı 08.00 / 17.00, Mayıs Ayı içerisinde 09.00 / 18.00, Eylül Ayında 09.00 / 18.00, Ekim Ayı 08.00 / 17.00 Valilik oluru ile belirlenmektedir. 

 

 

Uzungöl

Türkiye’nin belki de en keyifli göllerinden bir tanesi. Karadeniz’in eşsiz ormanlarının arasında, oldukça şirin ve keyifli bir yer Uzungöl. Daha girer girmez kendisine hayran bırakıyor ve her mevsim ziyaret etmenin ayrı bir tadı var. Son yıllarda Arap turistlerin oldukça dikkatini çekmiş olacak ki turist popülasyonunun çoğunluğunu Araplar oluşturuyor.



UZUNGÖL

Ulaşım: Trabzon’dan 1-1,5 saat (100km), Bağlı olduğu Çaykara ilçesine ise 20 dk (20km). Trabzon’dan ve Çaykara’dan sabah 06:30’dan akşam 19:30’a kadar yarım saatte bir otobüs bulabilirsiniz.

Konaklama: Trabzon’dan günübirlik gezi planınıza ekleyebileceğiniz gibi, dilerseniz göl etrafında bulunan otellerde konaklayabilirsiniz. 3-4 yıl öncesine kadar yerel halkın evinde konaklayabiliyordunuz, fakat belediyenin müdahalesi sonrasında artık sadece tesislerde konaklanabiliyor. İnan Kardeşler Oteli, yemekleri ve konaklama için öne çıkan otel. Fakat gitmeden önce internetten rezervasyon yapsanız bile aramanızda fayda var, kız/erkek arkadaşınızla aynı odada kalmak isterseniz, genel olarak Uzungöl’de, evlilik cüzdanı istedikleri hakkında bir duyum aldık.

Yeme/İçme: Sütlaç, pide, kuru fasülye öne çıkan lezzetler. Doğa Restaurant ya da İnan Kardeşler’den birini seçmenizde fayda var. Cami etrafında ise kendi ürünlerini satan esnaf bulabilirsiniz.

uzungol2
Uzungöl

Gezilecek Yerler:

Burası zaten kendi başına gezilecek bir yer. Çayınızı yudumlarken kafa dinleyebileceğiniz, doğanın, ormanın ve gölün keyfini çıkarabileceğiniz eşsiz bir güzellik. Göl kenarında yürüyüş yapabilir, bisiklet kiralayabilirsiniz.

Manzara Tepesi’nden fotoğraf çekebilirsiniz.

Buranın tadını çıkardıktan sonra, araba ile 10-20 dk. mesafede olan çevre beldelere gitmenizi öneririm.

Uzungöl
Uzungöl

Cevdet Sunay Müze Evi / Ataköy

Ataköy’de bulunan müze, Cevdet Sunay’ın doğup, büyüdüğü ev. Görevli yerinde yoksa telefonla arayıp çağırabiliyorsunuz. Bu durum genelde ziyaretçi sayızı az olan müzelerde çok sık karşımıza çıkıyor. Alagöz Karargahı ve Malıköy gibi. Cevdet Sunay’ın özel eşyaları, fotoğraflar gibi Cevdet Sunay tarafından kullanılmış objeleri görebilirsiniz.

Şerah Köyü

Uzungöl’e yarım saat uzaklıkta olan ve geleneksel ahşap evleri ile dikkat çeken köy, tam bir Karadeniz köyüdür. Son yıllarda turistik olarak ilgi çeken köyü listenize eklemenizde fayda var.

Haldizen Yaylası

Uzungöl’e yarım saat mesafede olan yayla, özellikle yaz aylarında serinliği ve doğallığı ile yine son zamanlarda oldukça popüler.

 

 

Ankara’dan Sonbaharda Gidilecek 10 Yer

1. Yedigöller

Yedigöller
Yedigöller

Ankara’dan yaklaşık 2,5 saatlik bir yolculuk sonrası Yedigöllere ulaşabilirsiniz. Özellikle sonbaharda tüm güzelliğini sergileyen bölgede konaklama imkanınızda var.


2. Kapadokya

kapadokyaAnkara’dan 3 saatlik bir yolculuk sonrası Kapadokya’ya ulaşabilirsiniz. Peri Bacaları, Vadi Gezisi, Balon Turu ve ilginç oteller sizi bekliyor olacak.


3. Çamlıdere

camlidereÇamlıdere Ankara’dan 1 saat uzaklıkta. Orman içinde keyifli bir yürüyüşün ardından göl kenarında dinlenebilir, çayınızı yudumlayıp bol oksijen alarak Ankara’ya dönebilirsiniz.


4. Bala Beynam

01beynamŞehir Merkezinden 40 dakikalık bir yolculuk sonrasında ulaşabilirsiniz. Piknik alanlarında piknik yapabilir, orman içersinde uzun bir yürüyüşün keyfini çıkarabilirsiniz.


5. Eğriova Yaylası

egriovaAnakara’dan 2 saat süren bir yolculuk sonrası oksijen deposu Eğriova Yaylasına ulaşabilirsiniz. Göl kenarında yürüyüş yapabilir, bol bol fotoğraf çekebilirsiniz.


6. Karagöl – (TADİLAT NEDENİ İLE GEÇİCİ OLARAK KAPALI)

karagolAnkaradan 1 saatte ulaşabileceğiniz Karagöl, özellikle sonbaharda görsel olarak sizi oldukça tatmin edecektir.


7. Kirmir Çayı, Beypazarı

ExifJPEG

Ankara’dan 1,5 saatte ulaşabilirsiniz. Çayın keyfini sürerken bir taraftanda Beypazarı mutfağı ile kendinizi şımartabilirsiniz.


8. Mengen, Abant, Göynük, Sünnet Gölü

golcukBolunun en keyifli yerlerini bir pazar gününe sığdırabilir, heryeri yemyeşil olan bu keyifli il’de sadece tabelaları izleyerek keyifli bir gün geçirebilirsiniz.


9. Amasra

amasraTermik Santral nedeni ile doğal güzelliğini kaybetmeden görülmesi ve hafızalara kazınması gereken Amasra’ya Ankara’dan 3,5 saatte ulaşabilirsiniz. Gidip gördüğünüzde, Amasrayı korumak için elinizden geleni yapacağınıza eminim.


10. Eskişehir

eskisehirAnkara’dan hızlı tren ile 1,5 saatte ulaşabilirsiniz. Eskişehir‘in Türkiye’nin en güzel şehirlerinden birine nasıl dönüştüğünü görebilirsiniz.

Kadim Kent: Mardin

Çok zahmetli ve yorucu bir yolculuktan sonra Mardin’e ulaşıyorum. Benim gittiğim dönemde Mardin Havaalanı’nın kapalı olması nedeniyle akşam saatlerinde Diyarbakır Havaalanı’na inmemle o saatte Mardin’e hiç bir vasıta olmadığı öğrenmem bir oluyor. Asıl amacı iş seyahati olan bu yolculukta, kalacak yerim ve bütün programlarım o akşam için Mardin’e göre ayarlanmışken, her şey bir anda alt üst olmuştu. Diyarbakır’da nerede kaldım, o gece nasıl uyudum, sabah nasıl Mardin’e gittim, hayal meyal hatırlıyorum. Mardin’de işimi sabah erkenden hallettikten sonra kendimi eski Mardin’in sokaklarına attım. Hem de ne atmak! Bu kadar etkileneceğimi, her seyahat sohbetinde Mardin’den bahsedeceğimi hiç düşünmemiştim… Ve hep umutla beklediğim huzur ve barış ortamında Mardin’i tekrar gezmek için kendime söz verdim.

Mardin, kadim bir kent. Kuruluşu yıllar öncesine dayanan, Sünni’si, Alevi’si, Hristiyan’ı, Türk’ü, Arap’ı, Süryani’si birçok millet ve mezhepten insana kucak açmış, dağın yamacına evleri sıralanırken yüzünü Mezopotamya Ovası’nın bereketine vermiş, karşı topraklarında her gün acı ve gözyaşı olmasına rağmen, kendi içinde hoşgörüyü muhafaza etmiş bir kent. Gezmek sizin için sadece deniz, kum, güneş, eğlence demek değilse ve Mardin’i henüz ziyaret etmediyseniz, mutlaka ama mutlaka listenize ekleyin.

mardin

Mardin, köklü tüm şehirler gibi yeni ve eski Mardin olmak üzere 2 ana bölgeden oluşuyor. Nüfusun artmasıyla halk, çoğunlukla sevimsiz apartmanların bulunduğu bölgelere kaymış. Ancak, eski şehirle yeni şehir arasında son derece keskin bir ayrım var. Ulaşım her ne kadar kısa sürse de aradaki farklılığı ve yeni şehirden çıkıp eski şehre doğru yol aldığınızın farkına anında varabiliyorsunuz.

Planlarımda ufak (!) bir aksaklık olmasaydı, konaklama için, bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine, eski Mardin’de bulunan Zinciriye Otel’de kalıp, fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla, akşam eşsiz Mezopotamya manzarasının tadını çıkaracaktım, fakat ne yazık ki bu amacıma ulaşamadım. Otele ilişkin hatırladığım, benim Diyarbakır Havaalanı’nda kaldığımı öğrendiklerinde, hemen bir araba gönderip aldırmak istedikleriydi. Ancak, çevredekilerin o saatte ve karanlıkta Diyarbakır-Mardin yolunun çok güvenli olmaması yönündeki telkinleriyle bu nazik önerilerini geri çevirmek zorunda kaldım. Mardin gezisi planlıyorsanız, Zinciriye Otel’e bir göz atın, bütçenize de uygunsa bir alternatif olarak düşünmekte fayda var.

Gelelim Mardin’in eşsiz kültürüne daha detaylı bakmaya. Eski şehrin merkezini yürüyerek çok rahatlıkla gezebilecekken, yürüyerek gidemeyeceğiniz iki yer var; ilki Kasımiye Medresesi, bir diğeri de Süryani Kilisesi’nin önemli dini merkezlerinden birisi olan Deyrulzafaran Manastırı. Şahsi arabanız varsa yahut bir tura katılarak, tur otobüsleriyle bu şehri geziyorsanız buralara ulaşım çok kolay. Ancak, benim gibi herhangi bir nedenle toplu taşımayla bu yolculuğu gerçekleştirecekseniz, işiniz biraz zor. Sabah erkenden işimi halletmek için gittiğimde, Ankara’dan geldiğimi öğrenen meslektaşlarım, bir taksiciyle anlaşıp, önce Kasımiye Medresesi’ne ardından da manastıra taksiyle gitmemi önerdiler. Ancak gezim esnasında telefonum sürekli çaldığından ve sürekli annemin telaşlı sesine maruz kaldığımdan, büyük pişmanlıkla söylüyorum, hem Kasımiye Medresesi’ni hem Deyrulzafaran Manastırı’nı gezemedim.  Çok yerde okudum, çok yerde izledim; Mardin Metropoliti’nin ikametgahı olarak da kullanılan Deyrulzafaran Manastırı’nı ve Kasımiye Medresesi ‘ni gezmeden, görmeden dönmeyin !!!

Aralık ayına denk gelen, güneşli ve gezmek için çok sıcak olmayan enfes bir günde, sağımda uçsuz bucaksız Mezopotamya Ovası, solumda, Mardin’in, dağın yamacına kat kat sıralanmış sarı ve karakteristik evleri, yoluma devam ediyorum.   Eski şehrin merkezinden geçen, belli ki zamanında şehrin ana yolu olarak kullanılan, dar bir caddeden ilerleyerek caddenin sonuna varıyorum. Ziyaretimin ilk durağı Hatuniye Medresesi. Ben hayran hayran etrafı anlamaya çalışırken, medresenin bakımıyla ilgilenen bir beyefendi yanıma yaklaşıp,  medreseyle ilgili tarihi ve mimari bilgiler vermeye başladı. Kutbeddin İlgazi’nin mezarının bulunduğu yer ile Hz. Muhammed’in ayak izi olduğuna inanılan bölümü de gösterip, ayak izinin bulunduğu kısmı elleyip, koklamamı istedi. Kendi ifadesine göre, sözü edilen koku hiçbir müdahalede bulunulmadan yüzyıllardır aynı şekilde muhafaza ediliyormuş. Elbette ki, inanıp inanmamak size kalmış, ben sadece aktarıcıyım. 🙂 Sonrasında, medresenin bir dantel gibi işlenmiş mihraplarını göstererek, mihrapların üstlerinin bu şekilde yapılmasının nedeninin akustik sağlamak olduğunu anlattı. Rehberimle kısa bir tur eşliğinde medreseyi gezdikten sonra kendisine teşekkür ederek 😉 , Mardin sokaklarını gezmeye devam ettim.

mardin-4
Hatuniye Medresesi
mardin-3
Hatuniye Medresesi

Bir sonraki durağım Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi. Hatuniye Medresesi’nin hemen yakınında bulunan bu müzede, Mardin kültürü ve tarihine ilişkin birçok bilgi ve belge bulunmakta. Tamamen Mardin kent mimarisine uygun olarak inşa edilmiş bu modern müzede kısa bir tur atabilir, keyifli vakit geçirebilirsiniz.

mardin-2
Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi
mardin-1
Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi

Kent Müzesi’nden çıktıktan sonra şehrin meydanına doğru ana caddeden yürüdüğünüzde sağ tarafınızda Zinciriye Medresesi, sol tarafınızda da Ulu Cami kalacak. Benim gittiğim dönemde Ulu Cami restorasyon çalışmaları nedeni ile kapalıydı, dolayısıyla, çok üzülerek, Ulu Cami’yi gezemedim. O nedenle yolumu, Mardin’in dar ve karakteristik yollarından geçerek kısa bir tırmanmadan sonra ulaşabildiğim Zinciriye Medresesi’ne çevirdim. Zinciriye Medresesi, ortasında avlusu bulunan ve avlusundan Mezopotomya Ovası’nın uçsuz bucaksız şekilde görebileceğiniz hayranlık uyandıran bir yapı. Burası çok ilginç ve etkileyici bir su yolu içinde barındırır. Avlunun ortasında bulunan bu incecik su yolu, bir havuzda buluşur ve sonra toprağa doğru devam eder. Bu su yolu hayatı temsil etmektedir. Buna göre, insan, doğar, olgunlaşır ve en sonunda toprağa döner, yani ölür. Tavsiyem; burada kısa bir çay molası vererek, mutlaka ama mutlaka ovanın tadını çıkarın ve bu eşsiz manzarayı fotoğraflamaktan öte zihninize kazıyın.

mardin-7
Zinciriye Medresesi

mardin-6

İnsan doğar,

mardin-10

olgunlaşır ve toprağa döner, yani ölür.

Zinciriye Medresesi

Zinciriye Medresesi’nden çıktıktan sonra sokaklarda dolaşırken, etrafıma Mardinli çocuklar doluşuyor ve hepsi bana rehberlik yapmak istiyorlar. Turistlere oldukça alışıklar ve ezberledikleri hikayeleri gelen turistlere anlatarak kendi harçlıklarını çıkarıyorlar. Ben de bir tanesine “hadi anlat bakalım” diyerek, peşine takıldım. İyi ki de takılmışım, beni çok güzel gezdirdi 🙂 Birlikte sokakları gezdik, Mardin’deki evlerin kapılarının, kadın mı erkek mi tarafından çalındığının kapının üstündeki farklı tokmaklardan anlaşılacağını, buna göre kapıyı ev ahalisinden kadının ya da erkeğin açacağını, sokaklarda çokça karşılaştığımız eşeklerin aslında belediyenin birer memuru olduğunu anlattı. 🙂

mardin-5
Mardin Sokakları

Sonra da beni Mardin’de yaşayan Süryani Cemaatinin kilisesi olan ve Mardin’in ara sokaklarında bulunan Kırklar Kilisesi’ne götürdü. Kilisede yaşayan ve kilisenin bakımıyla ilgilenen Süryani ailenin aynı zamanda şarap yaptıklarını ve mutlaka almam gerektiğini söyledi. Ben ki, şarapla fazla aram yoktur, buraya kadar gelmişken adet yerini bulsun, bir şişe alayım deyip, Ankara’ya döndükten sonra 5 şişe almadığıma pişman oldum. Benim 2011 yılına denk gelen Mardin ziyaretim sırasında 1 şişe Süryani ev şarabının fiyatı 25-TL’ydi. Umarım, o aile hala Kırklar Kilisesi’ndedir ve umarım hala şarap üretip, satıyorlardır. Şarabın tadı hala damağımda…

mardin-9
Kırklar Kilisesi

Ne yazık ki, dönüş uçağım yine Diyarbakır’dan olacağından ve Mardin’den Diyarbakır’a yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculuk yapacağımdan, gezimin sonlarına yaklaşırken son durak olarak Mardin Müzesi’ne uğradım. Kent meydanında bulunan ve Mardin mimarisiyle çok uyumlu bir bina olan Mardin Müzesi’nde, sıfatından tam emin olamadığım (ya kazıları yöneten arkeolog ya da müze müdürü, konuya son derece hâkim ve teknik bilgiler vermişti) bir beyefendi yine benim Ankara’dan geldiğimi öğrenince hemen benimle ilgilenip müzedeki eserler hakkında bilgi vermeye başladı. Müzeden aklımda kalan (ki oldukça dikkatimi çekmişti) Ali Baba ve Kırk Haramiler hikâyesinde anlatılan altınların burada bulunduğuydu. Cam bir fanus içinde sergilenen birkaç altının bu hikâyede adı geçen altınlar olduğuna inanıldığını söyledi. Yine inanıp inanmamak elbette ki size kalmış, ama 5 sene sonra bu yazıyı yazarken aklımda bunun kalmış olması, en azından ilgi çekici olduğunun kanıtı sanırım. 🙂

Mardin Müzesi hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

mardin-8
Mardin Müzesi

Yemek konusunda gelince, ben yine meslektaşımın tavsiyesine uyarak, şehir merkezinde bir kervansarayın içini restauranta çevirip misafirlerini ağırlayan Antik Sur Restaurant’ta yemeyi tercih ettim. Kendime Mardin yemeklerinden oluşan şefin tabağından söyledim, ardından da yine yöreye özgü mırra istedim. Çok açık söylemeliyim ki, vasatın altıydı. Bölge yemeklerini çok iyi bilen ve doğrudan Mardin olmasa da o kültürün içinde doğup, büyümüş birisi olarak, hiç tatmin edici değildi. Mırra yerine de hazır kahvelerden getirildiğine eminim. (Zira sonrasında başka bir yerde hakiki mırra deneme şansım da oldu.) O nedenle, muhakkak ki, yöresel yemekler yiyebileceğiniz çok daha iyi restaurantlar vardır. Elbette ki, nerede yiyeceğiniz konusunda başka bir tavsiye veremeyeceğim ama en azından nerede yememeniz konusunda fikir verebilmiş oldum. 🙂

Artık dönüş yoluna geçme vakti geldi. Önce kent meydanından dolmuşla Diyarbakır yoluna, oradan bindiğim Diyarbakır dolmuşlarıyla da Diyarbakır Havaalanı’na geldim. Dönüş yolunda, bu şehre bir daha gelmek için kendi kendime söz verdim. Belki o zaman, bu yazıyı bir daha gözden geçirip, gezemediğim yerleri de  (özellikle Kasımiye Medresesi ve Deyrulzaferan Manasıtırı’nı)   eklerim. Bu kadim kenti sadece bir hafta sonunuzu ayırarak mutlaka gezin. İşte o zaman huzura ve barışa ne kadar ihtiyacımızın olduğunu, bu güzellikleri istediğiniz zaman gidip gezememenin aslında ne kadar büyük bir kayıp olduğunu bir kez daha anlayacaksınız.

Yolunuzun en kısa zamanda “Kadim Kent Mardin”e düşmesi dileğiyle…

Huzurlu, barış dolu ve keyifli geziler…

MARDİN HAKKINDA UFAK NOTLAR:

  • Mardin’de çok önemli bir el sanatı hala hayat buluyor; Telkari. Sokaklarında yürürken mutlaka bir telkâri dükkânına girip, yapılan el emeği takılara bir göz atın.
  • Mardin sokaklarında da Süryani şarabı satan birtakım dükkânlar mevcut. Ancak, bunlar daha çok fabrikasyon. Dolayısıyla, mutlaka öncelikle Kırklar Kilisesi’nde yaşayan aileye uğrayıp, şaraplarının olup olmadığını sorun. 😉

Instagram: anilaakin

 

Gaziantep

Nedendir bilmem ama kültür ve yemeğin içiçe olduğu yerleri keşfetmeyi hep çok sevmişimdir. Bir ihtimal bunda doğup, büyüdüğüm yerin etkisi var. Bayram ziyaretinde aile coşkusunu yaşayıp, el öpme ve harçlık alma faslını geçtikten sonra öz memleketimin çok yakınında olmasına rağmen, ününü sadece televizyon ve gazetelerde duyduğumuz Gaziantep’e nihayet yolumuz düştü. Ne de iyi oldu, sadece biz değil, gözümüz de midemiz de bayram etti.  İlk fırsatta bu şehre gidin, şehri görün, yaşayın ve pek tabi ki enfes yemeklerinden bol bol yiyin, hatta paket yapıp getirin.:)

Böylelikle, son zamanlarda sıklıkla yaptığımız günübirlik gezilere Gaziantep’i de eklemiş olduk. Daha çok yemek temalı bu yazıda, mümkün olduğunca ufak ufak gezilecek yerlere de değinmeye çalışacağım.

… Ve huzurlarınızda Gaziantep.

Her ne kadar son zamanlarda adı hep acı olaylarla anılıyor olsa da son derece modern, karakteristik ve damak tadı gelişmiş bir kent burası. Yazın sıcaklıkları 40 C’yi bulan şehir, 2 bölümden oluşuyor. İlki, gezinizin ana merkezi olan eski Gaziantep.  Bir diğeri de artan nüfusa karşı koyamayıp, yüksek binalara ve sitelere teslim olan yeni Gaziantep.

Gaziantep’e ulaşımda biz arabayı tercih ettik. Ancak, yemek yenecek mekanların hemen hemen hepsi aynı yerde. Kültürel aktiviteler için biraz daha geniş bir alana yayılmak gerekecekse de hepsi kısa bir toplu taşıma macerasıyla rahatlıkla ulaşılacak mesafedeler. Araç kullanma gibi bir niyetiniz varsa eski Gaziantep’in içinde otopark mevcut. Arabanızı günlük 5-TL karşılığında bu otoparka bırakarak, bölgeyi etraflıca gezebilirsiniz.

Artan uçak seferleriyle de her geçen gün daha çok gidip gören insan sayısı artan Gaziantep’e mümkün olduğunca erken saatte gidin. Bunu söylememin elbette bir amacı var; Beyran Çorbası. Gaziantepliler, çok erken saatte, şehrin ünlü lokantalarından Metanet Lokantası‘na giderek, kahvaltılarını Beyran ile yapıyorlar. Beyran, kısaca, et suyunun içine tiftiklenen etlerin ve pirincin atılarak, isteğinize bağlı olarak kızdırılmış tereyağı ve pul biber eklenerek pişirilen bir sanat eseri. “Ben acı sevmem, yemem” derseniz, kızdırılmış tereyağ ve pul biber aşaması es geçiliyor. Ancak bu şekilde tercih ederseniz, kesinlikle çok şey kaybedersiniz. Naçizane tavsiyem, usulünce, acılı yemek.

gaziantep
Soldaki acılı Beyran, sağdaki acısız Beyran.
gaziantep-7
Beyran

Alışılmışın oldukça dışında bu enfes kahvaltıyı yaptıktan sonra, vücudun, geri kalan lezzetli yemeklere yer açabilmesi için şehrin kültürel yanına biraz göz atmakta fayda olacağını düşünerek düştük yollara. Mideniz kendince şehre ve yemeklere yavaşca adapte olurken, görülmesi gereken tek yer var; Zeugma Mozaik Müzesi. Çok eminim ki, Gaziantep’e ziyaretinizin asıl amacı, yemek. Ancak, kendinizi yemeklere kaptırıp, Zeugma’yı gezmeyi es geçmeyin. Net söylüyorum; çok şey kaybedersiniz.

Zeugma Antik Kenti, Birecik Baraj Gölü’nün kıyısında, M.Ö. 300 yılında Büyük İskender tarafından kurulması emredilmiş bir kent. Çok önemli ticaret yollarının üzerinde bulunması nedeniyle, büyük bir zenginlik içinde yaşayan halk, yaşadığı villaların içine havuzlar yapmış ve bu havuzların zeminlerini, aynı zamanda evlerinin tabanlarını ve duvarlarını da mozaiklerle döşemiş. Şu anda Zeugma Mozaik Müzesi’nde sergilenen mozaikler de, o dönemden kalan ve o dönemin insanının vizyonuna hayranlık duyulmasını sağlayan mozaikler. İnsan gezerken hayretten açık kalan ağzını kapatmakta zorlanıyor. Pek tabii ki, çok bilinen “Çingene Kızı” isimli mozaik de müzede ziyaretçilerini bekliyor. Hangi yönde durursanız size bakıyor izlenimini veren (bir yerden tanıdık geliyor mu? İpucu veriyim; Mona Lisa 🙂 ) Çingene Kızı’na, simsiyah ve dolambaçlı bir koridordan geçerek ulaşıyorsunuz. Karşınıza çıkan manzara ise, simsiyah bir odada sadece eserin aydınlatıldığı bir ortam. Etkisinden kolay kolay çıkamayacağınızın garantisini verebilirim.

Zeugma Mozaik Müzesi’ne giriş, ne yazık ki, biraz pahalı; 15-TL. Ancak müze kartınız varsa ücretsiz girebilirsiniz. Ha, müze kartınız yoksa, bence edinmek için iyi bir fırsat 😉 İnsan, parasını çıkarma azmiyle sürekli müze ziyaret etme isteğinde oluyor. 🙂

gaziantep-11
Zeugma Mozaik Müzesi
gaziantep-10
Zeugma Mozaik Müzesi
gaziantep-zeugma
Zeugma Mozaik Müzesi- Çingene Kızı

Aşırı kültür yüklemesi sonucunda, açlık yavaş yavaş kendini hissettirmeye başladığında, Gaziantep’in bir diğer ünlü yemeği olan, küşlemeye sıra geldi demektir. Küşleme yemek için başta İmam Çağdaş olmak üzere birçok alternatif elbette var. Ancak biz tercihimizi Halil Usta‘dan yana kullandık. Hatta araştırmalarım sırasında bir yerde “Turistler İmam Çağdaş’a; Antepliler Halil Usta’ya gider” tespitini görünce, İmam Çağdaş’ı direk eledim. 🙂

Halil Usta’nın Gaziantep’in birçok yerinde şubesi var. Biz gittiğimizde her ne kadar kapalı olsa da, Zeugma Mozaik Müzesi’nin hemen arka sokağında, 10 dk.lık yürüme mesafesinde bulunan şubesinde şansınızı deneyebilirsiniz. Dediğim gibi, biz gittiğimizde kapalıydı, o nedenle Metro marketin içinde bulunan şubesine gidip, öncesinde ince bulgurdan yapılan simit kebabını, ardından küşlememizi yedik. Küşleme, hayvanın çok değerli ve çok az çıkan bir parçası. O nedenle porsiyon olarak değil de ortaya getiriyorlar. Kesinlikle tavsiye ederim. Eski şehrin göbeğinde bulunan İmam Çağdaş’a da belki sonrasında meşhur fıstıklı baklava ya da havuç dilimi yemeye gidebilirsiniz. Böylelikle hem bir Antep’li gibi Halil Usta’da küşlemenizi yersiniz, hem de bir turist gibi İmam Çağdaş’da baklavanızı…:)

gaziantep-2
Simit Kebabı
gaziantep-3
Küşleme

Enerji depoladıktan sonra, kendimizi bu kez çarşılara vurma vakti. Bakırcıların, yemenicilerin, baharatçıların bulunduğu çarşılarda gezerken kendinizi kaybedeceksiniz. El emeğinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha farkına varacaksınız. Ne acıdır ki, her geçen gün azalan bu zanaat dalları bir gün tamamen yok olup gidecek. Belki de biz, en azından ucundan gördüğümüz için kendimizi şanslı addedeceğiz. O nedenle, mutlaka ama mutlaka Bakırcılar Çarşısı‘na, Almacı Pazarı‘na, Zincirli Bedesten‘e gidin, görün ve insanların nasıl ince ince bu zanaatlerini yaşattığına tanık olun.

gaziantep-9
Bakırcılar Çarşısı
gaziantep-13
Zincirli Bedesten
gaziantep-17
Baharatçılar

Ufak alışverişler yaptıktan sonra sıra adını, şanını çok duyduğumuz, içine koyulanların nasıl bir efsane ortaya çıkartabileceğini tahmin ettiğimiz fakat bir türlü o efsaneye ulaşamadığımız bir tatlıya sıra geldi; Katmer. İncecik açılan baklava yufkası, yufkanın içine kaymak, toz şeker, servis sırasında da bol bol antep fıstığı. Ben ki tatlıyla pek aram yoktur, yazarken ağzım sulandı. Toz şeker ağza kesinlikle kıtır kıtır gelmiyor, belli belirsiz bir tatlılık veriyor, ama antep fıstığı ve kaymakla birleştiğinde lezzet patlaması yaşatıyor. Katmer hazretlerine süt eşlik ediyor ve ziyafetin sonunda ustanın güler yüzü ile ilgisi. Katmeri kesinlikle Katmerci Zekeriya Usta‘da yiyin. Ustanın hala nasıl şevkle misafirleri ile ilgilendiğine siz de tanık olun.

gaziantep-4
Katmer

Üstelik 1 porsiyon 🙂 Her ne kadar 2 kişilik deseler de inanmayın, en az 3 kişilik. Yani sipariş verirken acele etmeyin.

gaziantep-5
Katmerci Zekeriya Usta- Usta ve Çırak.

Günübirlik gezimizin sonuna yaklaşırken artık kısa bir çarşı turundan sonra kahvemizi içmeye sıra geldi. Yine methini çokca duyduğumuz ve şehir tabelalarıyla bile gösterilen, otantik Tahmis Kahvesi‘nde kahve molası verebilir, kendinize dibek kahvesi ısmarlayabilirsiniz. Biz, aradığımızı çok bulduğumuzu söyleyemem ama ortam olarak son derece keyifli bir mekan. Yolunuz düşerse, zincir kahve dükkanlarında değil de otantik Tahmis Kahvesi’nde mola vermenizi tavsiye ederim.

gaziantep-6
Dibek Kahvesi-Tahmis Kahvesi

Dönüş yoluna geçtiğimizde, midemiz tıka basa dolu olduğundan ne yazık ki fıstıklı baklava deneme şansımız olmadı. Gaziantep’e kadar gelmişken fıstıklı baklava yemeden dönmek de olmaz diye düşünüp paket yaptırmaya karar verdik. Öncesinden yaptığım araştırmalarda Koçak Baklava‘nın bu konuda usta olduğunu çok yerde okumama rağmen, bayram öncesi olduğundan mıdır yoksa kente göre geç bir saatte gittiğimizden (ki sözünü ettiğim saat 18:30) midir bilinmez, baklava yok diyerek bizi gönderdiler.  Bir baklavacıda baklava olmaması yeterince garipken, baklava kalmamasına rağmen dükkanı açık tutmaları da bir o kadar garipti. Adet yerini bulsun diye hemen yanında yer alan Güllüoğlu’ndan fıstıklı baklavamızı aldık, afiyetle de yedik.

Sonuç olarak, günübirlik gezi olarak belki yetmeyebilir ancak bir haftasonunuzu ayırarak rahat rahat bu kenti, kentin dokusunu, mutfağını, ruhunu keşfedebilirsiniz. Eminim ki, hayalinizde canlandırdığınızdan çok farklı bir şehirle karşılaşacaksınız. Gecikmeden gezi listenize ekleyin, hem gözlerinizin hem midenizin bayram edişine tanık olun.

Şimdiden afiyet olsun.

Keyifli geziler…

Instagram: anilaakin

Bürnük Köyü – Şirinyazı Göleti

“Anneee yıllarca burada yaşayabilirimmmm” 7 yaşındaki oğlumun tepkisi buydu, hayatındaki ikinci kampını yapacağı yeri görünce aynen böyle dile getirdi mutluluğunu. ODTÜ İzci Grubu’nda 25 sene önce başlayan kamp sevdamız o günden bu yana aynı grupta yer alan doğaseverlerle çoluk çocuk bir arada devam ediyor. Her yıl Türkiye’nin çeşitli yerlerinde hatta yurt dışında yaşayan dostlarımızla bir araya gelip bazen çadır kampı bazen de tesis kampı yapıyoruz. İçimizdeki gezgini bunca yıl boyunca hayatta tutan o kamp ateşi ve ateş başındaki sabaha kadar süren sohbetler oldu. Kış gelmeden havalar iyice soğumadan sonbahar kampı yapalım deyince bu sefer rotamız Bolu Mengen Bürnük yoluna döndü, Şirinyazı Göleti yakınında yine muhteşem iki gün geçirdik.

Doğa aşıkları için kamp yapmaya çok elverişli olan Bürnük Köyü Şirinyazı Göleti hafta sonu ruhunuzu dinlendirecek ideal bir yer. Ankara’dan yaklaşık 200 km, İstanbul’dan ise 370 km mesafede. Biz Ankara’dan yola çıkıp yaklaşık 1,5 – 2 saatte kamp yerine vardık. Mengen’den Bürnük yol ayrımından sonra Şirinyazı Göleti’ne varmak pek de uzun sürmüyor. Yol boyunca ormanın renklerine bakmaktan zaten yol nasıl bitti anlamıyor insan. Mengen’deki yol ayrımından ilerledikten bir süre sonra toprak yol başlıyor, yağmur yağdığında bu yolda gitmek çok sıkıntı yaratmaz belki ama kar mevsimi ile beraber yol ulaşıma kapanıyor.

burnuk-koyu-sirinyazi-goleti-1 burnuk-koyu-sirinyazi-goleti-2

Toprak yoldan devam edip Şirinyazı Mesire Yeri tabelasını gördüğünüzde kamp alanına geldiniz demektir, bir dağ evi göreceksiniz, beş odalı bu dağ evinde konaklayabilirsiniz ama ben size otağlarda konaklamanızı tavsiye ediyorum. İçi ahşap malzemeyle döşenen bu süslü çadırlarda dört kişi konaklayabilirsiniz. Otağ içinde bir tane çift kişilik yatak iki tane de tek kişilik yatak var (görüntüde bir tane tek kişilik yatak var ama altından çekilerek kullanılan bir yatak daha mevcut). Otağların içi özel olarak döşenmiş. Her çadırda Türk boylarına ait olan hayvan figürlerinden biri var. Ayrıca çadır içinde eşyaların yerleşim şekli Şamanizm’den izler taşıyor (son yıllarda feng shui olarak bilinen bu izlere Türk boylarında sıklıkla rastlanır). Soğuk havalarda konaklamak için her bir otağın içinde soba var, kömür yerine de fındık kabuğu yakılıyor. Sobanın üzerine monte edilmiş bir kovanın içi fındık kabuğu ile dolduruluyor ve yandıkça yukarıdan fındık kabuğu kendi kendine dökülerek ateşin sönmemesi sağlanıyor ama arada sırada bir sopa yardımı ile közleri dağıtmazsanız közler birikiyor ve ateş çok zayıflıyor. Gece arada sırada uyanıp ateşi canlandırırsanız hiç üşümezsiniz hatta sıcaktan kapı pencere bile aralayabilirsiniz. Otağda soba olması ya uyurken soba tüterse gibi bir kaygıya da sizi sürüklemesin çünkü her otağda bir duman detektörü var.

Her ne kadar biz kamp yapmak düşüncesi ile yola çıktıysak da aslında çadır kampına göre oldukça lüks sayılabilecek bir kamp yaptık (biz bu gibi kamplara tesis kampı diyoruz 🙂 adının içinde kamp olması bizim o ruhu taşımamıza yetiyor sanırım 🙂 ) Otağlarda, tek kullanımlık kağıt terlikler, havlu, çarşaf, bornoz, yorgan ve battaniye var bir tek tuvaletlerde “sizin için temizlenmiştir” yazısı eksik anlayacağınız.

burnuk-koyu-sirinyazi-goleti-3 burnuk-koyu-sirinyazi-goleti-4

Otağın tam tepesinde yuvarlak bir cam var, gece yatarken yıldızları seyredebilirsiniz ve sabah dağ ve göl manzarası eşliğinde günaydın diyebilirsiniz.

burnuk-koyu-sirinyazi-goleti-5

Bu muhteşem günaydından sonra isterseniz otağın minyatür ahşap balkonunda hazırladığınız kahvaltınızı yapın isterseniz dağ evinin kahvaltısını tadın. Biz kahvaltı ve akşam yemeği tercihimizi dağ evinden yana kullandık, kahvaltılarını kesinlikle tavsiye ediyorum hele böğürtlen reçeli varsa hiç kaçırmayın çünkü her yer böğürtlen dolu ve reçelini de etraftan topladıkları böğürtlenle kendileri yapıyorlar.

İlk gün öğlen vakti kamp yerine vardığımız için sandviçlerimizi hazırlayıp yedikten sonra ormanı keşfe çıktık, farklı patikalarla ormanda yürüyüş yapabileceğiniz gibi göl kenarına doğru da gezintiye çıkabilirsiniz. Hem ormanın içi hem göl kenarı müthiş bir huzur veriyor, kartpostalın içine girmiş gibi hissettiriyor insana.

burnuk-koyu-sirinyazi-goleti-6

Ormanda gezerken çeşit çeşit mantarlar göreceksiniz her biri sanki sanat eseri. Eğer eylül ayında giderseniz mutlaka böğürtlenlerin de tadına bakın, kuşburnu toplayıp ceplerinize koyun ve akşam çayını yapın, renksiz bir çay oluyor ama tadı enfes.

burnuk-koyu-sirinyazi-goleti-7

burnuk-koyu-sirinyazi-goleti-8

burnuk-koyu-sirinyazi-goleti-9

Ormanda gezerken kocaman yapraklı bitkiler göreceksiniz eğer yağmura yakalanırsanız bu yaprakları şemsiye gibi kullanıp kendinizi bir çizgi filmde hissedebilirsiniz.

burnuk-koyu-sirinyazi-goleti-10

Hem bizim için hem çocuklar için eşsiz bir hafta sonu oldu, sabah kahvaltısı ve akşam yemeği dahil günlük kişi başı 120 TL ödedik, 12 yaş altı çocuklara %50 indirimli üstelik.

Küçük bir hatırlatma, cep telefonu kamp alanında çekmiyor tamamen özgürsünüz yani J Ormanda yürüyüş yaparken biraz yukarılara çıkınca çekmeye başlıyor, ama teknolojiden uzak kalamayanlar ve çektiği fotoğrafları hemen paylaşmak isteyenler dağ evinin kablosuz internetinden faydalanabilir.

Daha anlatacak çok şey var aslında ama bir hafta sonu kaçın ve orada nefes alın.

İçimizdeki kamp ateşi hiç sönmesin.

Sevgiler…

burnuk-koyu-sirinyazi-goleti-11 burnuk-koyu-sirinyazi-goleti-12