Yoğun geçen düğün koşuşturmacası içinde en zevkli ve en heyecan verici kısım nedir diye sorsanız, her fırsatta gezecek yer ayarlayan birisi için tek cevap vardır; balayı 🙂 Henüz ne düğün yeri, ne gelinlik belliyken, tarihi belirler belirlemez ilk iş olarak balayı planlamasına başladım.  Aradığım, bolca dinlenebileceğimiz ama sıkılmadan da vakit geçirebileceğimiz bir yerdi. Bunlar üzerine kafa patlatırken nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde kendimi Malta’ya bilet alırken buldum. Bunda tabii ki bilet fiyatlarının uygunluğunun da etkisi vardı. Hem uzun hem kısa sayılabilecek bir süre, 6 günümüzü, Malta’da geçirdik ve bu ada ülkesine hiç beklenmedik şekilde hayran kaldık.

Şimdi gelelim Malta’yı size kendimce daha detaylı anlatmaya. Nerede kalınır? Neler yenir? Neler yapılır? Nerelerde denize girilir? Hepsinin cevabı yazının devamında…

Ne Zaman Gidelim ? Bizim Malta ziyaretimiz Ağustos ayına denk geldi. Hava düşündüğümüzün aksine son derece güzel, az nemli ve gezmeye çok elverişliydi. Ancak bu bizim şansımız mıydı yoksa diğer aylar da aynı şekilde mi geçer emin değilim. Nitekim Malta, Akdeniz’de bir ada ülkesi. Dolayısıyla, içimden bir his bunun bizim şansımız olduğunu söylüyor 🙂

Nerede Kalalım ? Malta’nın en turisik ve değişik yeri elbette ki aynı zamanda başkent olan Valetta. Ancak Valetta’nın konumu diğer şehirlere ulaşmak istediğinizde sıkıntı yaratıyor. Otobüslerin kalkış yeri Valetta, ancak Valetta’dan daha kuzeydeki bir şehre gitmek istediğinizde körfezi dolanmanız gerektiğinden yaklaşık yarım saatlik kaybınız oluyor. Gelelim bizim nerede kaldığımıza. Biz Tas-Sliema’da (Kısaca Sliema diyelim) kaldık. Tamamen tesadüfen seçtiğimiz bir bölgeydi, ancak gittiğimizde gördük ki yaptığımız tercih çok doğru olmuş. Sliema’dan hemen hemen her yere, (ileride anlatacağım tek bir yer hariç) otobüs gidiyordu. Ayrıca Sliema’dan sonraki bölge olan St. Julians’da yoğun bir kalabalık sizi bekliyor olacak. Bu nedenle konaklama yerinizi St. Julians olarak seçerseniz otobüsler dolu geçeceğinden uzun süre beklemek zorunda kalabilirsiniz.

Biz konaklama alternatifi olarak otel yerine AirBnB tercih ettik ve hiç pişman olmadık. Otel bakarken Booking.com’dan yararlandık ancak 5 yıldızlı olarak pazarlanan otellerin dahi 8 üstünde puan alamadığını görünce işimizi riske atmamaya karar verdik. Sliema’da Exile Beach’e 5 dk.lık yürüme mesafesinde olan bir stüdyo daire kiraladık ve ev rahatlığını son derece uygun fiyata getirdik. Buradan da ev sahibemiz Rachel’a selam olsun 🙂

Ufak Tavsiye: Booking.com’dan otel seçerken, beğendiğiniz oteli mutlaka TripAdvisor’ın “Gezgin Fotoğrafları” kısmıyla karşılaştırın. Booking.com’da tamamen profesyonel fotoğraflar kullanılıyor ve bunlar odanın en temiz ve düzenli haliyle fotoğraflandığı için kimi zaman gerçeği yansıtmıyor. Konaklamayı riske atmamak gerek 🙂

Ulaşımı Nasıl Sağlayalım? Malta çok küçük bir ülke. Ancak, ulaşım son derece kolay. Havaalanından gideceğiniz yere taksiyle ulaşım sağlamak isterseniz, taksicilerle hiç muhattap olmadan doğrudan taksi bankosuna gidiyorsunuz, nereye gideceğinizi söylüyorsunuz, sizden gideceğiniz yer için önceden belirlenmiş fiyatı ödemeniz isteniyor, karşılığında fişinizi alıyorsunuz ve taksiciye vererek sabit bir fiyata, dolandırılma heyecanı yaşamadan rahat bir şekilde seyahat ediyorsunuz.

Fiyatlara buradan ulaşabilirsiniz: https://www.maltairport.com/passenger/getting-here/taxi-service/

Diğer alternatifler için: https://www.maltairport.com/passenger/getting-here/bus-service/

Şehre geldiniz otelinize/evinize yerleştiniz. Sonrasında ise, özellikle de uzun süre kalmayı planlıyorsanız, 1 haftalık sınırsız biniş hakkı veren karttan almak en mantıklısı. Ağustos 2015’te bir haftalık sınırsız biniş 21 Euro’ydu. Taksi dışında otobüsten başka bir ulaşım alternatifi olmadığı göz önüne alındığında sınırsız biniş hakkı veren kartlardan edinmek son derece mantıklı oldu.

Nereleri Gezelim, Görelim? İşte artık seyahatin en keyifli yerine geldik. Malta’da tahmin ettiğinizden çok gezilecek, görülecek yer var. Hepsi de “klasik” Avrupa şehirlerinin aksine son derece kendine özgü ve hikayesi olan yerler. Sırasıyla başlayalım 🙂

-Sliema: Tabii ki kaldığımız yere torpil geçmek lazım 🙂 Sliema tam bir sahil kenti. Uzun kordonu ile deniz kenarında keyifli yürüyüşler yapabileceğiniz,  aynı zamanda da denize girebileceğiniz, sokaklarında yürümek dışında fazlaca aktivite olanağı bulunmayan bir şehir. Ancak Sliema’ya yürüme mesafesinde bulunan St. Julian’s ise çokça restoranların, otellerin ve eğlence mekanlarının bulunduğu bir yer. Dolayısıyla bu bölgede tarihi ve etnik doku aramak çok yerinde olmayacaktır. Tekrarlayalım, konaklama için en iyi bölge 🙂

Sliema
Sliema
Sliema
Sliema
Sliema
St. Julian’s

Mdina ve Rabat: Konaklama bölgesi olarak yine Sliema’yı seçerseniz, rahatlıkla tek otobüsle ulaşabileceğiniz bir yer Mdina. Malta’nın ilk başkenti ve “Game Of Thrones” hayranları için görülesi bir yer olma özelliği vardır. Mdina, surlarla çevrili, içinde daracık yolların bulunduğu, Malta’nın en sevdiğim yeri. Bence otantik ve her zaman karşılaşamayacağınız bir yer olduğu için de insanın ilgisini çekiyor. Mdina’da çokca cam eşyalar satan dükkanlar ve Malta’nın en güzel manzarasını göreceksiniz. Ayrıca Mdina’da hala yaşayan halk olduğundan her ne kadar turistler için çok cezbedici bir bölge olsa da yerel halka saygı gösterilmesi de özellikle isteniyor. Biz her ne kadar o saatte gitmemiş olsak da gece de Mdina’nın ayrı bir güzelliğe büründüğünü çok yerde okudum. Nasıl olduğunu hayal edebiliyorum ve bence çok etkileyici olur 🙂

Mdina Sokakları
Mdina Sokakları
Mdina Sokakları
Mdina Sokakları
Mdina'dan Malta'ya Genel Bakış
Mdina’dan Malta’ya Genel Bakış

Rabat, Mdina’ya gidildiğinde gezilebilecek çok ufak bir kent. Yani Rabat’a gitmek için ayrı bir zaman dilimi ayırmak yahut ona özel bir planlama yapmak zorunda değilsiniz. Rabat’a Mdina’dan çıktıktan sonra Rabat tabelaları takip edilerek kolaylıkla ulaşılabilir. Sanırım böyle yerlerde en güzel gezi şekli, sokaklarda özgürce ve hiçbir şey düşünmeden yürümek.

Ancak yine de sokaklarda yürümekle yetinmeyelim, bir kilise bir tarihi mekan görelim derseniz Rabat’ın meydanında yer alan St. Paul’s Church görülebilir. Kilisenin içinde Catacomb’ların olduğunu da öğrenince çok heyecanlandık, ancak aradığımızı bulamadık.  Vaktiniz varsa girin ancak girmezseniz de bir şey kaybetmezsiniz 🙂

malta14malta14

Marsaxlokk: Marsaxlokk, ufacık ve geleneksel bir balıkçı kasabası. Malta’nın simgesi olan ve adanın her yerinde görebileceğiniz “LUZZU” isimli kayıklardan burada çokça görebilirsiniz. Sonrasında ise onları fotoğraflamak için kendinizi zor tutacağınıza garanti verebilirim. Marsaxlokk’a malesef Sliema’dan direk otobüs yok. Öncesinde Valetta’ya gitmeniz ve Valetta’dan Marsaxlokk otobüsüne binmeniz gerekiyor. Yol toplamda yaklaşık 1 saat sürüyor ancak bu sevimli köye gittiğinizde iyi ki 1 saatlik yoldan gelmişim diyeceğinize eminim. Köyde sahilde yürümek ve bol bol renkli fotoğraflar çekmek dışında yapabileceğiniz fazlaca bir şey yok. Ancak sahilde yürürken fonda çok güzel bir deniz manzarası ve LUZZU’lar eşliğinde ağlarını tamir eden balıkçılar göreceksiniz. Balıkçılar tuttukları balıkları genelde kendilerinin sahibi oldukları restaurantlarda satarak geçimlerini sağlıyorlar. O nedenle Malta’nın son dönemlerde bu kadar tercih edilmesi, eminim bu balıkçıların da pek hoşuna gidiyordur.

LUZZU’ların ön taraflarında Osiris’in ya da Horus’un Gözü olarak adlandırılan ve Mısır mitolojisinde önemli bir yer tutan sembol kullanılmaktadır. Maltalılar bu sembolun kendilerini kötülüklerden koruduğuna inanıyorlar. Nedense onları her gördüğümde bizim nazar boncuklarımız aklıma geliyor. Sanırım aynı işlevi gördüğüne inanıyorlar 🙂 Osiris’in ya da Horus’un Gözü’nü hediyelik eşya satan dükkanlarda da çokca göreceksiniz 🙂malta1

Popeye Village: Burası başrolünde Robin Williams’ın oynadığı Temel Reis filminin çekimlerinin yapıldığı, daha doğrusu bu film için kurulan kasabadır. Buraya “Nerede Denize Girilir?” başlığı altında anlatacağım Mellieha Bay’e gittiğimizde “hazır buraya kadar gelmişken Temel Reis’e de selam verelim” diyerek yaptığımız fazlasıyla turistik bir aktivite. Temel Reis’e karşı özel bir ilginiz yoksa buraya gitmek için ayrı bir zaman ayırmamanızı tavsiye ederim. Film çekildikten sonra Belediye tarafından film platosunun kaldırılmamasının istenmesiyle turistik bir aktivite olarak halka açılmıştır. Biz malesef yağmura yakalandığımız için çok zevk alamadık, ayrıca adanın her yerinde olduğu gibi burada da denize girmek için çokça imkan var.

Popeye Village
Popeye Village

Valetta: Valetta, bilindiği üzere Malta’nın başkenti ve en çok bilinen şehri. Şehir, tamamen surların içine inşa edilmiş, birbirine paralel sokaklardan oluşmakta. Şehre ilk girdiğinizde sizi “İstiklal Caddesi” gibi büyükçe bir cadde karşılıyor. Bu cadde, denize kadar iniyor. Bu caddeyi kesen her sokak birbirine son derece muntazam, paralel bir şekilde düzenlenmiş olup, sokağın bir ucunda baktığınızda diğer ucunu rahatlıkla görebiliyorsunuz. Malta’nın diğer yerlerinde olduğu gibi, Valetta’da da sokaklarda gezmek ve evlere bakmak son derece keyifli. Bana, özellikle Valetta, 90’lar Türkiye’sini çağrıştırdı. Starbucks’ın Shell’in BP’nin henüz girmediği, ufak bakkalların bulunduğu, ev sahiplerinin dışarıda sohbet ettiği, balkondan sepet sarkıttığı bir kent. Türkiye’ye döndüğümde “Malta nasıldı?” diye soranlara “bizim 90’larımız gibi” diyorum, yani naif mahalle kültürü çok açık bir şekilde hissediliyor. Valetta’da da elbet müzeler, gezilecek görülecek yerler var. Ancak sokaklarında gezmek en büyük keyif.

Bunun dışında Valletta’nın merkezinde St. John’s Cathedral mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Son derece görkemli ve göz alıcı bu katedral, gördüklerim arasında en iyisi. Büyük caddeden denize doğru yürüdüğünüzde sağ tarafınızda, dışarıdan bakınca hiçbir albenisi olmayan bu yapının içine girdiğinizde çok etkileneceğinizi rahatlıkla söyleyebilirim.

malta6

Gozo: Malta, adalar topluluğundan oluşan bir devlet. Gozo ve Comino, Malta dışındaki diğer adalar. Comino’da herhangi bir yerleşim yok, ancak mükemmel bir denize sahip. Comino’ya “Nerede Denize Girilir?” başlığı altında uzun uzun yer vermeyi planlıyorum, zira şimdiye kadar girdiğim en güzel denize sahip. Gozo’ya ise Malta adasının kuzeyinde bulunan Cirkewwa kentinden çok rahatlıkla gidilebilir ve yine elbette Sliema’dan geçen direk otobüslerle Cirkewwa’ya ulaşım çok kolay. Burada yer verebileceğim en büyük öneri, Cirkewwa’ya gittiğinizde öncesinde Comino’ya gitmeniz; sonrasında Comino’dan Gozo’ya giden botlara binmeniz. Böylece tüm adaları kısa bir turla görmüş olusunuz.

Gozo’nun başkenti Victoria. Burada da kısıtlı zamanımız olması nedeniyle sadece sokaklarında vakit geçirdik. Feribottan indiğinizde ve Victoria’ya giden otobüse bindiğinizde sizi merkeze 10 dk. yürüme mesafesinde olan bir durakta indirecektir. Meydana doğru yürüyüp sokaklarında gezerek Victoria’nın tadını çıkarabilrisiniz. Ancak yemek konusunda çok dikkatli olmanızı öneririm, nitekim her turistik kentte olduğu gibi meydanda bulunan lokantalar, hem lezzetsiz hem de normalden pahalı.

Gozo adasına gitmemizin asıl nedeni ise “Azure Window”u görmekti. Meraklısına not, Azure Window, Game of Thrones’da Khaleesi ve Khal Drogo’nun düğünün yapıldığı yer. Denizin aşındırmasıyla “n” şekline gelmiş bir kaya parçası. Burası doğanın gücünü sonuna kadar hissedebileceğiniz bir yer ve fotoğraflarından çok daha etkileyici ve heybetli olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Victoria’ya geldiğinizde hangi otobüsün Azure Window’a gittiğini sorarsanız size yardımcı olacak birisini mutlaka bulursunuz.

Azure Window
Azure Window

Nerede Denize Girilir? Malta’nın bir ada ülkesi olması nedeniyle seyahatinizin deniz kısmını dolu dolu geçirebileceğinizi rahatlıkla söyleyebilirim. Malta’ya gitmeden önce özellikle bu soruya cevap aramama rağmen özel bir tavsiye ne yazık ki bulamadım. Bu nedenle plaj konusunda tek referansımız olan Trip Advisor’ı esas alarak birkaç seçenek belirleyip gittik.

-Golden Bay: Malta ada olmasının en büyük avantajını kullanarak, konuklarına adanın her yerinden denize girme imkanı sağlıyor. Çokça plaj alternatifi olmakla birlikte biz methini çokça duyduğumuz Golden Bay ve Mellieha Bay ile denize girme seremonimizi gerçekleştirdik. Malta seyahatimizin ilk deniz deneyimini burada yaşamaya karar verdik ve Sliema’dan otobüse atladığımız gibi Golden Bay’e gittik. Golden Bay, adanın kuzeyinde olduğunda yaklaşık 45 dk-1 saatlik otobüs yolculuğundan sonra buraya ulaşabiliyorsunuz. (Kaldığımız bölge burada son derece önem kazandı. Valetta’da kalsaydık yolculuğumuza yarım saat eklememiz gerekecekti, St. Julian’s bölgesinde kalsaydık kalabalıktan otobüse binememe ihtimalimiz vardı.) Golden Bay’in kumları ve plajı çok güzel olmasına rağmen, denizi çok kötüydü. Bizim olduğumuz döneme mi denk geldi, yoksa her zaman mı bu şekilde bilemiyorum. Ama ilk gün deniz hevesimizi orada almak istemekle büyük hata yaptığımızı farkettik. Neyse ki sonraki günlerde Malta bize acıyıp, en güzel plajlarını gösterdi 😉

Golden Bay
Golden Bay

-Mellieha Bay: Bu plaj adanın kuzeyinde yer almakla birlikte, Sliema’dan ulaşım son derece kolaydır. Mesafe yine biraz uzak olsa da (yaklaşık 45 dk) gri kumları ve tertemiz deniziyle sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Bizim gittiğimiz gün hava çok yağmurlu olmasına rağmen son derece keyif aldık, güneşli bir günde nasıl olacağını tahmin bile edemiyorum. Burayı listenize eklemenizi tavsiye ederim. Hatta gelmişken -fazlasıyla- turistik bir aktivite olan Popeye Village turunu da programınıza dahil edebilirsiniz.

malta8
Mellieha Bay

 

Exile Beach: Burası Sliema’nın sahili boyunca uzanan ve denize girmek için halkın yararlandığı bir plaj. Ancak, plaj dediğime bakmayın, tamamen kayalıktan oluşmaktadır. Havlunuzu kayaların üzerine bırakır, kayaların üzerinden denize girersiniz. Sliema’da kalmayı tercih ederseniz alternatif olarak düşünülebilir, ancak Malta’nın tabi ki çok daha iyi plajları vardır.

Blue Lagoon (Comino): Blue Lagoon, kelimelerin anlatmaya yetmeyeceği güzellikte, son derece berrak suyu olan ufacık bir koy. Buraya ulaşım Cirkewwa’dan rahatlıkla sağlanmakta, sonrasında ise yine kolaylıkla Malta’ya dönmeden programınıza Gozo’dan devam edebilirsiniz. Blue Lagoon, Comino adasında yer alan ve ulaşımın sadece teknelerle sağlandığı bir bölge. Uzun bir kumsalı ne yazık ki yok, ancak denize girmeden kayalıkların üzerinde durup sadece manzarayı seyretmek dahi insanda inanılmaz bir etki bırakıyor. Bugün Malta’yla ilgili bir sorulduğunda hala ilk söylediğimiz yer şimdiye kadar karşılaştığımız en güzel suyun olduğu yer, yani Blue Lagoon. Malta’ya gittiğinizde mutlaka ama mutlaka uğrayın. Asla pişman olmayacaksınız.

Blue Lagoon(Comino)
Blue Lagoon(Comino)
malta19malta18

Nerelerde Yemek Yenir? Malta mutfağı ne yazık ki çok zengin değil. Gerçi Tükiye’den Avrupa’ya giden ve Türk mutfağıyla büyümüş birisi için nerenin mutfağına zengin denebilir bilemiyorum. Çokca yaygın olan ve geleneksel olarak sunulan yemek, tadı tamamen tavuk etine benzeyen tavşan eti. Onun dışında İtalya’ya yakınlığı nedeniyle her yerde pizzacı ve makarnacılarla karşılaşacaksınız. Biz Sliema’da “Vecchia Napoli” adlı restauranta çok sık gittik. Özellikle uygun fiyata çok iyi kalamar yaparak bizi can evimizden vurdu. Sliema bölgesinde kalırsanız şiddetle tavsiye edilir.

Bunun dışında Marsaxlokk’da Ir-Rizzu’da, St. Julian’s da Peperoncino’da, Valetta’da King’s Own Band Club’da yemek yedik. Tüm mekanlarda son derece lezzetli yemekler yedik. Bununla birlikte, İtalyan mutfağı adada çok hakim olduğu için bolca makarna ve pizza yiyeceğinizi size garanti edebilirim. Dondurmacı olarak ise Valettadaki Amorino’yu tek geçerim. Oradan dondurma yemeden kesinlikle dönmeyin.

Keyifli geziler…

MALTA HAKKINDA UFAK NOTLAR:

  • Plajlarda ne yazık ki duş yok. Yani sabah denize gireyim sonrasında gezeyim dediğinizde malesef tuzlu gezmek zorundasınız. Yani deniz sonrası gezme niyetiniz varsa yanınızda yedek mayo taşımayı unutmayın.
  • Malta’da çok vaktiniz varsa ve gezilecek yerleri tamamladıysanız Sicilya’ya geçebilirsiniz. Yolculuk 1,5 saat sürüyor. Değişik bir alternatif olabilir.
  • Malta ile ilgili araştırmalar yaparken sıkça “Captain Morgan” turlarını duyacaksınız. Gitmeden önce bana çok cazip gelse de hiç gerek olmayan bir aktivite. Onun yerine toplu taşımayı kullanarak adaları rahatlıkla gezebilirsiniz.
  • Club müziği, gece hayatı gibi alışkanlıklarım olmadığından Paceville bölgesini deneyemedim. Ancak, gece çıkayım, hem dans edelim hem bir şeyler içelim derseniz Paceville aklınızda olsun.
  • Malta ülke olarak ne çok pahalı ne çok ucuz. Her ne kadar Türk Lirası Euro karşısında gittikçe değer kaybetse de ve her halükarda bizim için pahalı kalsa da, özetle bir Paris değil 🙂
  • Dalış meraklısıysanız, dalmadan Malta’dan dönmeyin.
instagram : anilaakin

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here