2001 yılı Temmuz ayında,  5671 mt yüksekliğindeki Demavend dağına tırmanmak üzere İran’a gittim. Bu gezi ve tırmanış hakkında o günlerde tuttuğum günlüğü aşağıda yayınlıyorum. Konaklama ve gezi amaçlı bir seyahat değil tırmanış amaçlı bir seyahat idi. 


14-Temmuz-2001

Alper’le Kemal bu sabah Ağrı Dağı’na hareket etmek için Ankara’ya geldiler. Kahvaltımızı ettikten ve biraz geyik yaptıktan sonra alışverişe çıktık. Akşam 18:30 Trenine binmemiz gerekiyordu fakat tren bileti düşündüğüm kadar kolay bulunmuyormuş! Ama yine de numarasız yerde yani ayakta ya da yerde seyahat etmek isterseniz her daim yer bulabilirsiniz (Ankara-Erzurum 23 saat). Hemen bizi Ağrı’ya götürebilecek otobüsleri aramaya başladık. Lüks Ağrı Dağı seyahatten 20.000.000 TL ye Doğubayazıt’a bilet aldık ve hemen ertesi gün yani 15-Temmuz saat 15:00 da 18 saat sürecek olan yolculuğumuza üç kişilik ekibimizle başladık…

Not: Lüks Ağrı Dağı seyahat Doğubayazıt’a giden (servis kullanmadan) tek şirket!


16-Temmuz-2001

Sabah otobüste ki diyalog…

        -Nerede bu dağ?

        -Bilmem şu mu?

        -Yok be! O kadar küçük olur mu?

Ağrı Dağı’nı hala göremedik diye söylene söylene tepeleri aştık ve gördük sonunda. Anlatılanlar kadar varmış doğrusu… Doğubeyazıt’a 42 km yazısı göründüğünde, onu da sol taraftan birden görüverdik ve en sonunda tam karşımızdabelirdi.. saat 07:33…

Doğubayazıt’a geldik gelmesine fakat o gün orda bizimle birlikte olması gereken diğer grup yani Dokuz Eylül Üniversitesinin grubu henüz gelmemişti. Bizde bilgi almak için jandarma komutanının yanına gittik. Komutan bize artık sadece pazartesi günleri çıkış izni vereceğini ve eğer bugün çıkmazsak haftaya pazartesi ye kadar izin vermeyeceğini söyledi. Alper diğer gruptan krampon bekliyordu, ya 1 hafta bekleyecektik ya da İran’a geçecektik. Hızlı bir şekilde İran’a yani Demavend Dağına gitmeye karar verdik. Tırmanış rotamızda Demavend de olduğundan, bu dağ hakkında gerekli bilgiye sahiptik. Fazla yük taşımamak için ihtiyacımız olacak eşyalarımızı ayırdık ve fazlalıkları, bize her konuda çok yardımcı olan Lüks Ağrı Dağı seyahatin şubesindeki Mustafa Beye bıraktık.  Servisle kişi başı 1.500.000 TL ye Doğubayazıt’tan Gürbulak sınır kapısına gittik ve çok fazla beklemeden sınırı rahatlıkla geçtik. 50 Tümene başka bir servisle sınırdan Bazergan’a geldik. (Tümen= İran para birimi)(1,000,000 TL = 600 Tümen)

Bazergan’dan Maku’ya ise 700 Tümen karşılığında taksi ile geçtik. Bu kadar ucuz olan fiyatlar bizi gerçekten şok etti, birbirimize bakıp bakıp gülüyorduk. Tabi bize sınır kapısında tanıştığımız hem İran hem Türk vatandaşı olan birisinin oldukça yardımı oldu. Adam bize Tahran otobüsüne kadar eşlik edip faydalı bilgiler verdi. Maku’dan Tahran’a ise 2200 Tümene otobüs bileti aldık ve 18 saatlik ikinci yolculuğumuz başlamış oldu. Saat şu anda Türkiye saati ile 15:00 İran saatiyle 16:30 Otobüsümüz hareket etti…

Not: Bu arada sınır kapısından çıktığımız anda etrafımızı Döviz satanlar sardı. Buradan uygun fiyata Türk Lirasını Tümene çevirebilirsiniz. Daha önceden duyduğumuz bazı şeylerin yanlış olduğunu da öğrendik mesela kısa kollu t-shirt giyebilirsiniz fakat kısa short giyemiyorsunuz. Sürekli aranacağımızı düşünüyorduk ama bir allahın kulu cebimize bile bakmadı! Sınırdan hiçbir arama olmadan geçtik. Maku’dan Tahran’a 3 cins otobüs var Volvo 3.500 Tümen, klimalı başka bir marka 3.000 Tümen ve bizim bindiğimiz en dandik olanı 2.200 tümen. Tavsiyem Volvo ya binin.. Ayrıca molada otobüsten inmeniz gerekiyor. Şöför mola boyunca otobüsü kilitliyor..


17-Temmuz-2001 

Saat 05:15 de (Türkiye saati) Tahrandayız ve yolda ölmediğimiz için şanslıyız böyle berbat otobüs kullanan birini ilk defa gördüm! Otobüs garından 500-600 metre yürüdükten sonra mecburen 1200 tümen karşılığı taksiye bindik ve dağcılık malzemeleri satan çarşıya gittik. Erken olduğu için her yer kapalıydı. Bizde bir camide bahçesinde elimizi yüzümüzü yıkayıp biraz dinlendikten sonra başladık alış verişe. Her şey oldukça ucuzdu. Alışveriş sırasında turist olmamız bizi bedavaya üç otobüse bindirdi. İnsanlar bize oldukça garip bakıyorlardı fakat oldukça da iyi davranıyorlardı! Alper ve ben bir ara 400 Tümen e bir motosiklete bindik! UCUZ AMA ÇOK TEHLİKELİ !!!!!

Şu anda Riyne’ye giden bir minibüsteyiz (1000 tümen).  Demavend’de aynı Ağrı gibi kendini göstermekten kaçınıyor. Hatta kendi gözüktü ama zirve gözükmüyor. Polour’da minibüsten indik. 300-400 metre yürüdükten sonra taksiye bindik. Taksi bizi Riyne’den geçirip Demavend dağının eteklerindeki patika yolun başında bıraktı. 2300 metredeyiz.. Oradan ilk kampa yani Mescide (3000m) çıktık. Saat 21:30. Oldukça zorlandık. Zor olan yol değildi. Yoğun sisten dolayı hiçbir şey göremememiz ve karanlığa kalarak dağı tanımıyor olmamızdı. Mecide vardığımızda İbad adında Azeri bir askerle tanıştık. Sağolsun adam bizi nöbet barakasına davet etti. Geceyi burada geçireceğiz!


18-Temmuz-2001

Sabah saat 5:00’te kalktık fakat hava bulutlu olduğu için 7-7:30 a kadar uyuyup, 9:00 gibi de kahvaltımızı bitirip yola çıktık. Bütün gece üzerimden atlayan, üstümde gezinen farelerden dolayı uyanıp uyanıp durdum.

demavand5

Fazla zor olmayan bir etabı 4-5 saatte tamamlayıp nihayetinde 4100 metredeki ikinci kampa geldik (4100 Kampı). Zorluk çekmememizin sebeplerinden biri de; çantalarımızdan en az 10’ar kg yi mescitte bırakmamızdı. Buna rağmen hala adam başı 20 kiloya yakın yükümüz vardı. 4100 metrede başka bir Azeri bize çorba ikram etti. Sonra çadırımızı kurduk, içine de bir güzel yerleşip geyik yapmaya, muhabbet etmeye başladık.. ama ne muhabbet! o muhabbete doyum olmuyor…


19-Temmuz-2001

Sabah 6:00 da kalkıp havaya baktık ama hava oldukça kötüydü. Zaten gece boyu fırtına ve kar vardı. Dışarısı baya soğuktu ve bulunduğumuz yere bir gecede 15 cm kar yağmıştı. Bizde kendimizi tehlikeye atmayıp tırmanışı erteledik ve uyumaya devam ettik. Saat 9:00 gibi uyandığımızda hava da düzelmişti. Hemen hazırlıklarımızı tamamlayıp tırmanmaya başladık. Daha 20-30 metre çıkmamıştık ki iki İranlıyla karşılaştık ve beraber tırmanmaya başladık. Tırmanmaya devam ettikçe hava bozmaya başladı ve kendimizi 4-5 metrelik görüş alanı olan sisle birlikte karlı bir fırtınanın içinde bulduk. 4800 metredeydik, ayak parmaklarım oldukça üşümüşlerdi, Alper’inde parmakları donmak üzereydi. Hava –20 derece. Bu tırmanışı yaz tırmanışı olarak planlamıştık. Bu hava şartlarına uygun ekipmanımız yoktu. Geri dönmek zorunda kaldık… Moralimiz oldukça bozulmuştu, özellikle ben sabah gördüğüm rüyanın da etkisiyle daha bir huzursuzdum.

demavand3

Kampta durumu değerlendirip tamamen dönmeyi düşündük, çünkü Ağrı’ya yetişmek zorundaydık. Fakat hava durumu değişkendi ve ertesi gün daha açık olması bekleniyordu. Bir kez daha denemeye karar verdik. Alper ve Kemal Mescid kampına giderek gerekli malzemelerimizi aldılar. Ben ise vaktimi kamptaki diğer insanlarla geçirdim. Burada en az 50 kişi var ve kalacak yeri olmadığından dönenlerde var. Herkes sıcak kanlı, saatlerce oturup muhabbet ettik. Nedense yükseklik yüzünden herkes iştahsızlık yaşarken benim iştahım açıldı..

demavand6

Hala zirveyi göremedik!


20-Temmuz-2001

Biraz tembeliz; saat 7’de kalktık ve kahvaltı sonrasında 9’da tırmanmaya başladık. Tırmanış esnasında Alper bizi farklı bir rotaya soktu ama ben rotanın devamından emin olamadığım için klasik rotaya geri döndüm. Biraz sonra Kemal de arkamdan gelmeye başladı, dün döndüğümüz yerde mola verdik. Mola yerinde dağın diğer yamacında Alper’i gördük. Yavaş çıkıp bol mola vermeye başladık ve sonunda Alper’de bize yetişti. Tekrar beraber tırmanmaya başlamıştık ki 5000 metrede buz şelalesinde bizden yine ayrıldı.. Kemal ile 5100 metrede 70-80 derecelik, dik, çarşak bir zemine girdik 1 adım atıp 2 adım kayıyorduk. Çıkamıyorduk.. Mecburen kayaya girdik. Oldukça zorlu bir tırmanıştı.. Hava iyice bozulmaya başlamıştı ki İtalyan bir ekiple karşılaştık. Aslında yol boyu sürekli birilerini gördük ve herkes bize hava şartlarından dolayı zirve yapamadan döndüklerini söylüyordu. Buna rağmen inatla devam etmiştik, fakat gördüğümüz İtalyan ekibin rehberi bize zirveye daha üç -dört saatlik yol olduğunu ve havanın çıkılamayacak kadar kötü olduğunu söyledi. Çok fazla yorulmuştum ve suyumuz kalmamıştı.. Ekip bize 5250 de olduğumuzu söyledi, önümüzde 425 metrelik bir yamaç vardı… o sırada Alper bize yetişip saatine bakarak bunu doğrulayınca durumu değerlendirmeye karar verdim. Hava -27 derece ve hafif şiddetli bir tipi vardı, yaklaşık 8 saattir tırmanıyorduk, suyumuz da kalmamıştı. Bu verileri değerlendirince mantıklı olanı seçtik ve dönmeye karar verdik.

Hızlı bir inişten sonra aşağıdayım… benden yaklaşık 2 saat sonra Kemal 3 saat sonrada Alper geldi! Daha sonra öğrendiğimize göre durum değerlendirmesini 5500 metrede yapmışız. Altimetrenin azizliğine uğramışız. Doğru yüksekliği bilseydik kararımız farklı olabilirdi..  Üzülmedim çünkü verdiğim kararlardan pişman değilim.. Mantıklı olanı yaptım.. aynı durumda yine aynı kararı verirdim…

demavand7

Alper baya hastalandı, kükürtten ve kendini zorladığı için sanırım..  neyse haliyle bu geceyi de 4100 metrede geçireceğiz.


21-Temmuz-2001

Sabah saat 7:00 de kalktık.. biraz uyuşukluk yaptıktan sonra oradaki federasyon görevlisine çıkış bedeli olarak toplamda 10$ verip okulumuzun (Doğu Akdeniz Üniversitesi) bize verdiği çadırı toplayıp İbad’ın yanına yani mescide döndük. 1 ila 2 saatte bir mescide araba geliyormuş. Bekledik fakat gelen olmadı, bizde yola koyulduk.

demavand1

Alper’in hastalığı çok geçmemişti ve Kemal’in ayakları da kötü durumdaydı.. bu yüzden ben hızlanıp araç bulmaya gittim.. oldukça uzun bir yol yürüdüm.. Arkadan gelen bir aracı durdurmayı başaran Alper ve Kemal beni yoldan aldılar… Akşam Tahran’daydık! Ve yine yol Maku’ya….


22-Temmuz-2001

Sabah Maku’daydık ve buradan Bazergan’a geldik. Gürbulak sınır kapısında telefonlarımız çekmeye başladı ve teyzemin vefatını öğrendim ve Ağrı Dağına yapacak olduğumu çıkışımı iptal edip Ankara’ya ilk otobüsle gitmek için biletimi aldım!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here