Şimdiye kadar gördüğüm en romantik şehir…Hani Paris için “Aşk Şehri” derler ya, inanmayın. Siz bir de Brugge’u görün 😉

Brugge, şehrin Flemenkçe adı. Türkçe Brüj olarak okunuyor, Fransızcası ise “Bruges”. Ben bu yazıda kendisinden Brüj olarak bahsetmektense Brugge olarak bahsetmeyi tercih ediyorum. Bana sakın “ukala” demeyin, bilinçli bir tercih 🙂

Listemde en iyi şehirler sıralamasında 1 numara için Hallstatt‘la kapışan Brugge’e iki kere gitmiş ve her ikisinde de hayran kalmış birisi olarak, bu romantik şehri bir de benden dinleyin isterim. Girişi ve övgüyü daha fazla uzatmadan hemen yazımızın ana temasına, “gezmek” eylemine geri dönelim.

İşte huzurlarınızda benim gözümden Brugge…

brugge11Ne Zaman Gidelim?

Yukarıda da bahsettiğim üzere bu şehre birisi Temmuz ayında, birisi Şubat ayında olmak üzere, iki kere gittim. Ne zaman gideceğinizi söyleyemem elbette ama ne zaman gitmeyeceğiniz konusunda kesinlikle tavsiyede bulunabilirim; ŞUBAT !!! Hava, dolabınızdaki tüm kışlık kıyafetleri giyseniz de yetmeyeceğini düşündürecek kadar soğuktu. Biz karla karşılaşmadık, ancak hava, maruz kalacağınız soğuk neticesinde yaşayacağınız güzel anıları unutmanızı sağlayacak kadar soğuktu 🙂 Yazın gitmeyi tercih ederseniz, aşırı ve bunaltıcı bir sıcakla karşılaşmaz aksine üzerinize ince bir hırka alarak gezecek tatlı bir serinlikle Brugge gezinizi tamamlayabilirsiniz. 😉 Özetle, benden naçizane tavsiye, gezinizi yaza göre planlayın.

Nasıl Gidelim?

Ne yazık ki (aslında bir bakıma da çok iyi) Brugge’e doğrudan uçak yok. Öncelikle, Pegasus veya THY’nin kampanyalarını yakalayarak çok uygun fiyatlara Brüksel’e ulaşmanız, ardından da yaklaşık 1-1,5 saatlik tren yolculuğuyla Brugge’e ulaşabilirsiniz. Brugge’e giden trenlere doğrudan havaalanının içinden binebilir, hatta Brüksel’e kadar gelmişken gezinize burayı da dahil edebilirsiniz. Belçika Demiryolları’nın web sitesinden daha detaylı saat ve ücret bilgisine ulaşabilirsiniz.

İPUCU: Brugge’u Fransa ya da Hollanda gezinize dahil ederseniz ve yolculuğunuzu trenle yaparsanız, Brüksel-Brugge treninde indirim şansınız olur. Yani, örneğin, Thalys ile Paris-Brüksel-Brugge rotasını takip etme planınız varsa, Brüksel’de aktarma yaparken Thalys biletiniz göstererek, Brüksel-Brugge treninizi bir nebze ucuza getirebilirsiniz. Sözünü ettiğim tecrübe 2012 Temmuz’una ait. Ama aklınızda olsun, sormaktan zarar gelmez. 😉

Nerede Kalalım?

İlk gidişimizde Brugge, uzun bir gezinin parçası olduğundan ve bütçemiz kısıtlı olduğundan Avrupa’da kurtarıcı otel zincirlerinden Ibıs’i tercih ettik. Hemen tren istasyonunun yanında Hotel Ibıs Budget Brugge‘a eşyalarımızı bıraktık. Bizim gibi kısıtlı bir bütçeniz varsa ve temel amacınız “gezmek ve görmek” ise, bu temiz ve şehre yakın oteli kesinlikle tavsiye ederim.

İkinci gidişimizde ise, amacımız sadece “gezmek ve görmek” değil, aynı zamanda dinlenmek ve şehrin keyfini çıkarmaktı. O nedenle, kanal kenarındaki otellerden Bourgoensch Hof Hotel‘i tercih ettik. Otelin yeri, manzarası ve kahvaltısı çok güzeldi. Ancak, bize mi denk geldi emin değilim ama oda tozlu ve çok da temiz değildi.Fiyat olarak konumu gereği, daha yüksek fiyatlar talep ederken temizlik konusunda gereken önemi göstermemeleri, ne yazık ki, pek de artı bir durum değil.

brugge1
Odamızın Manzarası

Nereleri Gezelim, Görelim?

…Veeee gezinin, dolayısıyla yazının en güzel yerine geldik. Brugge’e ulaştık, otelimize yerleştik. Brugge’e varır varmaz ilk iş olarak detaylı şehir haritalarından mutlaka edinin. Bu haritalar size şehri gezerken ilginizi çeken yerleri bulmanız konusunda oldukça yardımcı olacaktır.

Brugge, 2. Dünya Savaşı’ndan hiç zarar görmeden çıkmış ender şehirlerden. Dolayısıyla sokaklarında göreceğiniz enfes yapılar, savaş nedeniyle aslına uygun şekilde yapılmış değil; bizzat uzun yıllardan günümüze ulaşmış yapılar. O nedenle bu şehirde yapılacak en güzel aktivite sokaklarında yürümek, yürümek ve yürümek 🙂 Brugge, fotoğraf meraklıları için de bir cennet. Gezi arkadaşınız varsa ve sadece turistik amaçla değil, profesyonel olarak da fotoğrafçılıkla uğraşıyorsa ona ayak uydurayım derken küçücük şehri tamamen gezemeyebilirsiniz. Onu usulca kendi haline bırakın ve siz yolunuza, şehri gezmeye devam edin. 🙂

brugge2 – Kuzeyin Venedik’i olarak adlandırılan, kanallar şehri Brugge’de mutlaka kanal turu yapmalısınız. DİKKAT!! Kış döneminde giderseniz kanal turu yapmanız mümkün değil, zira hava çok soğuk olduğu için turlar yapılmıyor. Gerçi yapılsa da çok zevk alabilieceğinizi düşünmüyorum.

Ufak kayıklarda, yaklaşık 15 kişiyle yapacağınız bu kanal turunda birbirinden güzel evler sizlere eşlik edecek. Bu arada rehberinize kulak kabartmayı da unutmayın, sizlere ilginç bilgiler verecek 🙂

Kanal Turu
Kanal Turu

– Her Avrupa şehrinde olduğu gibi Brugge’de de, aynı zamanda turistik aktivitelerin merkezi olan bir meydan var. Etrafında çokca restaurant ve pub bulunan Markt‘ta yer alan kuleye çıkarak, bu şehre yukarıdan bakabilir, yürümekten çok hoşlanmıyorsanız yine bu meydanda bulunan faytonlarla şehir turu yapabilirsiniz. Ancak sözünü ettiğim pub ve restaurantlardan uzak durmanızı tavsiye ederim, zira verdiğiniz paranın karşılığını alamayabilirsiniz.

Markt
Markt
Markt
Markt

– Brugge’de bir kaç tarihi mekan, kilise vs. görelim derseniz, meydanın hemen yan sokağında yer alan ve yürüyüş rotanızın üzerinde bulunan Basilica of the Holy Blood‘ı (Kutsal Kan Bazilikası) ziyaret edebilirsiniz. Şehrin ruhu ve otantikliğiyle birebir uyuşan bu bazilikada Hz. İsa’nın kanının bulunduğu bir tüp ayinlerden sonra gelen cemaate gösteriliyor. İlginizi çekebilecek bir aktiviteyse, değişik bir gezi anısı olarak belleğinizde yer edinebilir. Detaylı bilgi için; http://www.holyblood.com/?lang=en

– Biz, diğer alkol ürünlerinden çok birasever bir çiftiz ve gezilerimizden değişik bira şişeleri toplamayı ve tabii ki öncesinde bu biraları denemeyi çok seviyoruz. Siz de bizdenseniz Brugge’ün sokaklarında gezerken muhakkak denk geleceksinizdir, ancak özellikle görmek isterseniz de Beer Wall’a uğramanızı tavsiye ederim. Beer Wall’un hemen yanında yer alan dükkanda çok geniş bir bira arşivi bulunmakta. Hatta farklı Belçika biralarını 6’lı paketler halinde satıyolarlar. Siz de bizim gibi biraseverseniz bir 6’lı bira paketini mutlaka kapın. 🙂

brugge8

brugge9

Nerelerde Yemek Yiyelim?

Genel olarak Belçika ve pek tabii ki Brugge, yemek konusunda ne yazık ki çok zayıf. Dolayısıyla mükemmel ve farklı yemekle arayanlar için ne yazık ki tam bir hayalkırıklığı. Ancak, kendimce, bu hayalkırıklığının dışında tutabileceğim tek bir yemek var. O da, midye. 🙂

– Bizler midyeyi genelde midye dolma ya da midye tava olarak tüketen bir milletiz. Belçika’da ise midye bir tencere içinde, güzel soslarla haşlanmış ve tencere yemeği olarak servis ediliyor. Biz bu lezzetli yemeği yemek için tercihimizi Poules&Moules‘dan yana kullandık ve çok da keyif aldık. Domatesli, sarımsaklı midyenin yanında patates ve buz gibi bira…Enfes 🙂 Siz de tercihinizi bizim gibi Poules&Moules’dan yana kullanmak isterseniz, mutlaka rezervasyon yaptırın. Biz, rezervasyonumuz olmadığı için erken bir saatte yemek zorunda kaldık.

brugge13– Tabii ki Belçika’ya kadar gelmişken değişik biralar tatmadan dönmek olmaz. Az sonra sözünü edeceğim pubı, uzun araştırmaların neticesinde tespit ettim, adresini aldım, ancak Brugge’de kendisini bulmakta biraz zorlandık. Ancak, buraya gittiğinizde, özellikle de biraseverseniz, fazlasıyla tatmin olabileceğinizin garantisini verebilirim. Kısa kesmenin vakti geldi, bahsettim yer; t’ Brugs Beertje. Buraya gidin ve değişik biraların keyfini çıkarın 🙂

t' Brugs Beertje
t’ Brugs Beertje

– Belçikalılar nedenini hala tam anlayamadığım şekilde patates kızartmasını yerel yemekleri olarak pazarlıyorlar. Yanında ketçap, mayonez ve değişik soslarla servis edip, satıyorlar. Belki ara öğün olarak patates kızartması atıştırılabilir, ancak benim için son derece ağır ve hiç zevk vermeyen bir ara öğün oldu. Hatta çok sevmeme rağmen, bir süre patates kızartması görmek dahi istemedim. “Buraya kadar gelmişken Belçika patatesinin ne özelliği varmış, yiyelim de görelim” derseniz ben kesinlikle tavsiye etmem 🙁

– En güzelini en sona sakladım. 🙂 Gelelim çikolataya… 🙂 Sokakları çikolata kokan Brugge’de kesinlikle aklınızdan “buraya yerleşeyim ve ufak bir çikolatacı açayım” fikri geçeceğine eminim. Çikolatanın hem lezzet, hem çeşit, hem görüntü olarak sanat eserine dönüştüğü yer. Yürüyüşleriniz esnasında bir çok butik çikolata dükkanı göreceksiniz. Herhangi birine kendinizi atın ve çikolataların keyfini doyasıya çıkarın 🙂

Dönüş yoluna geçtiğinizde, aklınızda sadece şehrin enfes dokusu ve içinizde bir yerlerde tekrar gelmek isteği duyacağınıza eminim.

İyi eğlenceler…


BRUGGE HAKKINDA UFAK NOTLAR:

– Brugge, yukarıda tüm anlattıklarımın yanısıra dantelleriyle de ünlü. Çokca dantel işi satan dükkanla karşılaşacaksınız.

– Brugge için en fazla iki gününüzü ayırmanızı tavsiye ederim. Sıkılmanızdansa tadının damağınızda kalması daha güzel olur 😉

– Waffle da Brugge’ün marka lezzetlerinden. Ancak, tatlıyla aram çok iyi olmadığından ne yazık ki bu konuda bir önerim olamayacak.

– Brugge, ne çok ucuz ne de çok pahalı bir şehir. Ortalama bir bütçeyle çok keyifli ve el değmemiş bir şehir görmüş olacaksınız.

– Colin Farell’ın oynadığı “In Bruges” filmini hem seyahatinizden önce hem de seyahatinizden sonra seyretmenizi ve sokakların keyfini tekrar çıkarmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Instagram: anilaakin

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here